Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2012/3365 E. 2012/8109 K. 08.05.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3365
KARAR NO : 2012/8109
KARAR TARİHİ : 08.05.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … ve diğeri aleyhine 01/09/2008 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine yapılan yargılama sonunda; Mahkemece davanın reddine dair verilen 24/11/2011 günlü kararın Yargıtay’da duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle, daha önceden belirlenen 08/05/2011 duruşma günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davacı vekili Avukat … ile karşı taraftan davalı hazine vekili Avukat … geldiler, diğer davalı … adına gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra taraflara duruşmanın bittiği bildirildi. Dosyanın görüşülmesine geçildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
Dava, Cumhuriyet Savcısı olan davalının hukuki sorumluluğu nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. mahkemece davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
“Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair” 6110 sayılı Yasa, 14/02/2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmak suretiyle yürürlüğe girmiştir. 6110 sayılı Yasa’nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na 93/A maddesi eklenmiş ve bu Yasa maddesinde; “…hakim ve savcıların bir soruşturma, kovuşturma veya davayla ilgili olarak yaptıkları işlem, yürüttükleri faaliyet veya verdikleri her türlü kararlar nedeniyle ancak Devlet aleyhine tazminat davası açılabileceği, kişisel kusur, haksız fiil veya diğer sorumluluk sebeplerine dayanılarak da olsa hakim veya savcı aleyhine tazminat davası açılamayacağı…” öngörülmüştür. Anılan Yasa’nın geçici 2. maddesinde ise, tazminat davasının ilgili hukuk dairesinde açılacağı düzenlenmiştir. 6110 sayılı Yasa’nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na eklenen 93/A maddesinde, cumhuriyet savcılarının da, Hakimlerin Hukuki Sorumluluğuna İlişkin Kurallara tabi olduğu açıklanmıştır. Yine, yargılama aşamasında ve 01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46. ve 47. maddelerinde ise; sadece ‘hakimin hukuki sorumluluğu” düzenlenmiş olup; anılan Yasa maddelerinde “Cumhuriyet Savcısı” lafzına açıkça yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; 46. maddesinde, “Hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı aşağıdaki sebeplere dayanılarak Devlet aleyhine tazminat davası açılabilir…” 47. maddesinde de, “… Devlet aleyhine açılan tazminat davası, ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından dolayı, Yargıtay ilgili hukuk dairesinde; Yargıtay Başkan ve üyeleri ile kanunen onlarla aynı konumda olanların fiil ve kararlarından dolayı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunda açılır ve ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür…” denilmektedir.
Yerel mahkemece, yukarıda açıklanan yasa maddelerine göre husumet hususunda değerlendirme yapılmışsa da görev konusu irdelenmemiştir. Oysa ki görev sorunu da kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemelerce kendiliğinden gözetilir. Yerel mahkemece, Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan davalı hakkında açılan bu davada, Asliye Hukuk Mahkemesi’nin görevli olup olmadığı hususunda; 6110 sayılı Yasa’nın 12. maddesi ile 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’na eklenen 93/A maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun; 46. ve 47. maddelerine göre değerlendirme yapılması, görev konusunun tartışılması ve varılacak uygun sonuca göre karar verilmesi gerekirken, görev sorunu irdelenip, tartışılmadan ve bu husus çözümlenmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA; bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve temyiz eden davacı yararına takdir olunan 900,00 TL duruşma avukatlık ücretinin davalılara yükletilmesine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 08/05/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.