Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2013/8422 E. 2013/11047 K. 10.06.2013 T.
Yayınlanma Tarihi: 22.01.2024 20:40
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/8422
KARAR NO : 2013/11047
KARAR TARİHİ : 10.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... aleyhine 18/07/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 13/12/2012 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan dolayı uğranılan manevi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece; dava, zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile reddedilmiş; karar, davacı tarafından temyiz olunmuştur.
Davacı, davalının kendisini hırsızlık iddiası ile şikayet ettiğini, evinde arama yapıldığını ancak sonuçta suçsuz olması nedeniyle hakkında dava açılmadığını beyanla uğradığı manevi zararın ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak reddini istemiştir.
Mahkemece, şikayet tarihi olan 10-08-2006 ile dava tarihi arasında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60/1 maddesindeki bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği kabul edilerek davanın zamanaşımı nedeni ile reddine karar verilmiştir.
818 sayılı BK’nın 60/2. maddesi gereğince, zarara yol açan eylemin aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu(uzamış) ceza zamanaşımı süresidir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalının davacıyı hırsızlıkla suçladığı anlaşılmaktadır. Davaya konu eylem 5237 sayılı TCY’nin 267. maddesinde düzenlenen “iftira” suçu olup, olaya uygulanacak zamanaşımı süresinin belirlenmesinde ceza zamanaşımı süresine bakılmalıdır. Ceza zamanaşımı süresinin uygulanması için somut olay ile ilgili bir soruşturma ya da kovuşturma açılmış bulunması da şart değildir.
Şu durumda davanın açıldığı günde olay tarihinden itibaren uzamış ceza zamanaşımı 5237 sayılı TCY nın 66/e maddesi gereğince 8 yıl olup, ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı açıkça anlaşılmakta olduğundan işin esası incelenip varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken, zamanaşımının dolduğu gerekçesiyle istemin tümden reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 10/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.