YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6016
KARAR NO : 2015/1272
KARAR TARİHİ : 02.02.2015
MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 26/12/2013
NUMARASI : 2007/493-2013/812
Davacılar C.. A.. vdl vekili Avukat Ömer tarafından, davalılar B.. K.. vd aleyhine 17/12/2007 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 26/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı B.. K.. vekili tarafından istenilmekle dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Adres kayıt sistemi üzerinden tespit edilecek adrese yapılacak tebligat usulü; 7201 sayılı Tebligat Kanunu 10. maddesine 19/01/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı ile eklenen 2. fıkra ve aynı yasa ile yapılan 21. madde değişikliğiyle düzenlenmiştir. Buna göre; bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Ayrıca, gösterilen adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adresten sürekli olarak ayrılmış olsa dahi, yasada belirtilen tebligat aşamaları usulunce uygulandığı takdirde tebligat geçerli sayılacaktır.
Tebligat Kanunu 35/2.maddesinde ise; adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı düzenlenmiştir.
Dosyanın incelenmesinde; davalı L.. K.. adına çıkartılan gerekçeli karar tebligatının 2007 yılında verilen dava dilekçesinde bildirilen adrese çıkartıldığı, adreste tanınmadığı ve de muhtarlıkta da kaydı olmadığı şerhi düşülerek 13/02/2014 tarihinde mercie iade edildiği, buna rağmen belirtilen yasa maddeleri gereği davalının adres kayıt sistemindeki adresi araştırılmaksızın aynı adrese TK/35. maddeye göre tebligat yapıldığı ancak tebligatın usulsüz olması nedeni ile, davalının savunma hakkının kısıtlandığı anlaşılmaktadır.
Şu halde, mahkemece usul ve yasaya uygun şekilde gerekçeli karar tebliğ işlemleri tesis edilmek ve belirtilen eksikliğin tamamlanmasını takiben temyiz süresi beklendikten sonra dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmesi gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan şekilde işlem yapılıp, eksiklikler tamamlandıktan sonra temyiz incelemesi yapılmak üzere Yargıtay’a yeniden gönderilmesi için, dosyanın yerel mahkemeye, GERİ ÇEVRİLMESİNE 02/02/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.