Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2014/6463 E. 2015/8645 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/6463
KARAR NO : 2015/8645
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 22/02/2012 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 18/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırı nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, … Gazetesi’nin 27/12/1998 tarihli sayısında yayınlanan ”…” başlıklı haberde kendi ismine yer verilerek bir soruşturma kapsamında tutuklandığının belirtildiğini, oysa haberde belirtilen soruşturmayla ilgili olarak açılan ceza davasında beraat ettiğini ve haberdeki iddiaların gerçek olmadığını, haberin halen davalı gazetenin internet sitesinde yayınlanmakta olduğunu, haberdeki gerçek dışı iddialar nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü belirterek uğramış olduğu manevi zararın giderilmesini istemiştir.
Davalı, haberin yayınlandığı tarihte görünür gerçeğe uygun olduğunu, dava konusu haberin bir arşiv haber olduğunu ve internette de arşiv haber olarak yer aldığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davacının haberde belirtilen olay nedeniyle açılan davada beraaat ettiği ve haberin davacının kişilik haklarını zedelediği gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir.
Basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasası’nın 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir. Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması, genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir. Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda, basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir.
Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanunu’nun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur.
Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır.
Davaya konu olayda; haberin yayınlandığı tarihte yürütülen bir soruşturma kapsamında tutuklanan davalı ceza davası sonucu beraat etmiştir. Haberde soruşturmanın konusu hakkında çeşitli bilgiler okuyucu ile paylaşılmış ve bu kapsamda davacının tutuklandığı bilgisine yer verilmiştir. Haber yayınlandığı tarih itibariyle görünür gerçeğe uygun olup haberde kullanılan ifaderlerle özle biçim arasındaki denge bozulmuş değildir. Hukuka aykırılık içermeyen davaya konu haber nedeniyle davacının kişilik haklarının zarar gördüğünden söz edilemez. Mahkemece açıklanan olgular gözetilerek istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulü doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle BOZULMASINA , davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine, (1) nolu bentle ilgili olarak oy çokluğu, (2) no’lu bentle ilgili olarak oybirliği ile karar verildi ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/06/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava, kişilik haklarına saldırı nedenine dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalı gazetenin 27/12/1998 tarihli nüshasında “…” başlıklı haber yapıldığını, oysa kendisinin bu suçtan Devlet Güvenlik Mahkemesi’nin 2000/164 E. sayılı dosyası ile yargılandığını ve beraat ettiğini, aradan bunca yıl geçmesine rağmen internet arama motorlarına davacının adı yazılarak girildiğinde 1998 tarihli bu haberin çıktığını belirterek bu haberin internet sitesinden çıkarılmasına ve kişilik haklarına yapılan saldırı nedeniyle 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir.
Mahkemece, ihtiyati tedbir kararı ile yayının kaldırılmasına ve nihai kararla da davacı yararına 2.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararın davalı tarafça temyizi üzerine, davalının diğer temyiz itirazları reddedilerek (1. bent) 2. bentte gösterilen nedenle mahkeme kararı bozulmuştur.
İhtiyati tedbir kararlarının tek başına temyiz edilemeyeceği 21/02/2014 gün, 2013/1 E. 2014/1 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı ile kabul edilmiş ise de; bu kararların nihai kararla temyiz olunabileceği izahtan varestedir. İhtiyati tedbir kararına konu edilen haber 1998 tarihli olup, yayının yapıldığı tarihteki görünür gerçeğe uygundur. Yani dava konusu edilen haber güncel bir haber olmayıp, arşiv haberidir. Arşive girilmeden bu habere ulaşmak mümkün olmadığına göre, arşivde bulunan bilgilerin davacının kişilik haklarını ihlal ettiği de söylenemez. Nitekim, Dairemiz kararının 2 nolu bendinde haberin yayın tarihinde hukuka uygun olduğu, ve davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmeyeceği kabul edilmiştir.
Şu durumda, davalının ihtiyati tedbir kararına yönelik temyiz itirazlarının da kabulü gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararının 1 nolu bendine katılmıyoruz.25/06/2015