YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2014/7107
KARAR NO : 2015/5322
KARAR TARİHİ : 29.04.2015
MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 17/03/2008 gününde verilen dilekçe ile dava ve 19/03/2010 gününde verilen birleşen dava dilekçesi ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl dava ve birleşen davanın kabulüne dair verilen 19/07/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi birleşen davanın davalıları vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Asıl ve birleşen dava, rücuen tazminat istemlerine ilişkindir. Mahkemece asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, birleşen 2010/176 Esas sayılı dosya davalıları tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya kapsamından, Zümrüt Sitesinin çökmesinden sonra, aleyhine açılan davalar sebebiyle tazminat ödeyen davacı belediyenin, binanın yapımında imar müdürlüğü görevlileri davalıların gerekli dikkat ve özeni göstermediklerinden sorumlu bulundukları iddiası ile ödediği tazminatın rücuen tahsili istemiyle açtığı davanın yargılaması sırasında Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 12.04.2013 gün ve 2010/176 Esas, 2013/219 Karar sayılı kararı ile; dosyadaki davacı ile aynı mahkemenin 2008/110 Esas sayılı dosyasındaki davacının aynı olduğu, dava konusunun aynı olaydan kaynaklandığı, dosyalar arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek olması ve delillerin değerlendirilmesinde yarar olduğu sonucuna varılarak 2008/110 Esas sayılı dosya ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Birleştirilen davada, birleştirme kararının davalılar vekiline tebliğ edildiği anlaşılmakta ise de; birleştirme kararından sonra yargılamaya devam edilen 2008/110 Esas sayılı davada mahkemece, duruşma günü haber verilmeden birleşen dosya davalıları vekilinin yokluğunda karar verilmiştir
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 184 ve 186. maddelerinde tahkikat ve sonlandırılmasına yönelik olarak; hakimin, tarafların iddia ve savunmalarıyla toplanan delilleri inceledikten sonra, duruşmada hazır bulunan taraflara tahkikatın tümü hakkında açıklama yapabilmeleri için söz vereceği, tarafların tahkikatın tümü hakkındaki açıklamalarından sonra, tahkikatı gerektiren bir husus kalmadığını görürse, tahkikatın bittiğini taraflara tefhim edeceği tahkikatın bitiminden sonra, sözlü yargılama ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği, taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde yokluklarında hüküm verileceği hususu bildirilerek, taraflara son sözlerinin sorulmasından sonra hüküm verileceğine dair düzenleme getirilmiştir.
Yukarıda açıklandığı üzere, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun açık ve emredici hükmüne rağmen birleşen 2010/176 Esas sayılı dosya davalılarının savunma hakkını sınırlar mahiyette, tahkikatın tümü hakkında açıklama yapma hakkı tanınmadan ve sözlü yargılama için davet edilmeden karar verilmesi doğru bulunmamış, belirtilen yargılama usulü kuralları uygulanarak sonucuna göre bir hüküm verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 29/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.