Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/5190 E. 2015/8968 K. 02.07.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/5190
KARAR NO : 2015/8968
KARAR TARİHİ : 02.07.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı-karşı davalı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve diğerleri aleyhine 06/01/2014 ve 31/01/2014 gününde verilen dilekçeler ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/10/2014 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı-karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacı-karşı davalının asıl davaya yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Davacı- karşı davalının karşı davaya yönelik temyiz itirazına gelince; dava haksız eylem iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemlerine, karşı dava ise kişilik haklarına saldırı iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın ise kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm davacı- karşı davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı-karşı davalı, davalıların mirasbırakanı … ile tanıştıktan sonra 2006 yılından itibaren birlikte yaşamaya başladıklarını, 2008 yılında …’in rahatsızlandığını ve ona kendisinin baktığını, hatta kendisinden işini bırakıp ona bakma ile meşgul olmasını istemesi nedeniyle çalışmayı da bıraktığını, …’in kendisinin bu davranışlarından memnun kalması nedeniyle bazı taşınmazlarını kendisine vasiyet etmeyi planlayıp bunu bazı kişilere anlattığını, ancak son zamanlarında davalılar tarafından alıkonulması nedeniyle vasiyetname düzenleyemediğini, davalıların cenaze törenine dahi katılmasına müsade etmeyerek kendisini mezarlıktan kovduklarını belirterek maddi ve manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davacının iddialarının doğru olmadığını belirterek davanun reddini savunmuşlardır.
Davalılardan …, davacının dava dilekçesinde evli olduğunu bildiği halde eşi ile ilişki yaşadığını açıkça kabul ettiğini belirterek karşı dava yoluyla manevi tazminat isteminde bulunmuştur.
Mahkemece; kanıtlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, evli bir kimse ile ilişki yaşamanın diğer eşin kişilik haklarına saldırı oluşturduğu gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
TMK.nun 185. maddesine göre, “Evlenmeyle eşler arasında evlilik birliği kurulmuş olur. Eşler birlikte yaşamak, birbirlerine sadık kalmak ve yardımcı olmak zorundadırlar.” Aynı Yasanın 174. maddesine göre de, “Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebilir. Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.”
Evlenmeyle eşler arasında kurulan aile birliğinin taraflara yüklediği ödevlerin ihlali veya yerine getirilmemesi durumunda bu yükümlülüğü yerine getirmeyen eş yönünden Türk Medeni Kanunundaki sonuçları, boşanma ve boşanma sebebi olması durumunda, bu olaylar yüzünden kişilik haklarının saldırıya uğraması halinde manevi tazminat talep edilebileceğidir.
818 s. BK’nın 41. (6098 s. TBK m.49) maddesine göre, kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Yine 818 s. BK’nın 49. (6098 s. TBK m.58) maddesinde “Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.” Haksız fiile dayalı bir borcun doğabilmesi için, hukuka aykırı bir fiil bulunmalı, fiili işleyenin kusuru olmalı, sonuçta bir zarar doğmalı, zarar ile işlenen fiil arasında da uygun nedensellik bağı bulunması gerekir.
Somut olaya gelince, davacı-karşı davalının ve eşin, davalı- karşı davacıya yönelik, bütün olarak aldatma mahiyetindeki davranışlarının manevi tazminatı gerektirip gerektirmeyeceğinin tartışılması gereklidir.
Davacı-karşı davalının doğrudan davalı- karşı davacının bedensel veya ruhsal bütünlüğüne yönelik hukuka aykırı bir fiilde bulunduğundan söz edilemez. Yukarıda anılan yasada yükümlülüğünü ihlal eden eşin eylemini birlikte gerçekleştirdiği kişiler yönünden herhangi bir düzenleme getirilmemiştir.
Dava konusu eylemin gerçekleştiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı BK.nun müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümlerinin de uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Zira, sözkonusu Kanunun 50. maddesinde haksız fiil nedeniyle müteselsilen sorumluluğuna gidilebilecekler gösterilmiştir. Yukarıda açıklanan yasal duruma göre, davalı zararın meydana gelmesinden asli olarak sorumlu tutulamaz. Yine yasa hükmünün aradığı anlamda iştirak hali de söz konusu olamaz. Zira iştiraken işlenebilir bir eylemin varlığının kabul edilebilmesi için, eylemin müstakilen ve asli olarak da işlenebilir olması gerekir. Ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, geniş ve belirsiz bir kavram olan sadakat yükümlülüğünü ihlal etmeye iştirak çerçevesinde değerlendirmek, bu sorumluluğu belirsiz hale getirecektir.
Açıklanan nedenlerle, 818 s. BK.’nun 49. (6098 s.TBK m.58) maddesine göre, davacı-karşı davalının eylemi, davalı-karşı davacının kişilik değerlerine saldırı oluşturacak nitelikte bir eylem olarak kabul edilemez. Mahkemece açıklanan yönler gözetilerek karşı davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken, kısmen kabulü doğru görülmemiş ve bu yön bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) sayılı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, davacı-karşı davalının asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 02/07/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, mahkemenin davacı-karşı davalı …’in, davalı-karşı davacı …’in kişilik haklarına saldırıda bulunduğu yolundaki belirlemeler yerinde olup, bu aşamada tazminat takdirinin tartışılması ise mümkün olmadığından, Dairemiz çoğunluğunun bozma kararının 2. bendine katılmıyoruz. 02/07/2015