Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2015/8007 E. 2015/8639 K. 25.06.2015 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8007
KARAR NO : 2015/8639
KARAR TARİHİ : 25.06.2015

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 23/01/2013 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/12/2013 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Diğer temyiz itirazlarına gelince; dava haksız şikayet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminat ödetilmesini isteyebilir. Yargıç, manevi tazminatın tutarını belirlerken, saldırı oluşturan eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Tutarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel durum ve koşulların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde nesnel (objektif) olarak göstermelidir. Çünkü yasanın takdir hakkı verdiği durumlarda yargıcın, hukuk ve adalete uygun karar vereceği Medeni Yasa’nın 4. maddesinde belirtilmiştir. Takdir edilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir işlevi (fonksiyonu) olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi malvarlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek tutar, var olan durumda elde edilmek istenilen doyum (tatmin) duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; olay tarihi, olayın gelişim şekli ve yukarıdaki ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat fazladır. Davacı yararına daha alt seviyede manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, diğer temyiz itirazlarının (1) numaralı bentte gösterilen nedenlerle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 25/06/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Dava haksız şikayet iddiasına dayalı manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece istem kısmen kabul edilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisini kuzularını çaldığından bahisle şikayet ettiğini, açılan ceza davası sonucu suçu işlediği sabit olmadığından beraat ettiğini, davalının haksız suç isnadı nedeniyle kişilik haklarının zarar gördüğünü belirtmiştir.
Davalı, davacı ile arakadaşının olay günü kuzularına bakmak için geldiklerini fakat anlaşamadıkları için kuzuları onlara satmadığını, kuzuların çalınması nedeniyle jandarmada ifade verirken de olayı bu şekilde anlattığını ve davacıyı suçlamadığım belirtmiştir.
Mahkemece, yapılan şikayet nedeniyle davacının kişilik haklarının zarar gördüğü gerekçesiyle istem kısmen kabul edilmiştir.
Davalı, Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen şikayet hakkını kullanan durumundadır. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için, şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların olması zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir.
Somut olayda; olay gecesi davalının kuzulan çalınmış, sabaha kadar araştırma yapan davalı hayvanların bulamayınca durumu jandarmaya bildirmiştir. Jandarma tarafından alınan ifadesinde ise; davacı ve uzaktan akrabası olan bir kişinin olay günü satın almak amacıyla kuzulara baktığını fakat anlaşamadıklarını anlatmıştır. Davalıya ait kuzular herhangi bir şekilde bulunamamış ve soruşturmayı yürüten Cumhuriyet Savcılığı tarafından davacı ve arkadaşı yönünden yeterli suç şüphesi bulunduğu düşüncesiyle kamu davası açılmıştır. Davalı kuzularının çalınmasını şikayet konusu yapmıştır. Davaya konu olayın özellikleri ve gelişim biçimi göz önünde tutulduğunda, şikayet hakkını kullanması bakımından yeterli emarenin varlığı benimsenmelidir. Yukarıda belirtilen ilke ve saptanan olgular ışığında, davalı yönünden hukuka uygunluk nedeni gerçekleşmiş olup davanın reddine karar verilmesi gerekir düşüncesindeyim. Bu nedenle çoğunluk görüşünün bozma gerekçesine katılmıyorum. 25/06/2015