YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/8508
KARAR NO : 2016/10068
KARAR TARİHİ : 18.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekilleri Avukat … ve Avukat … tarafından, davalılar … ve diğeri aleyhine 17/10/2014 gününde verilen dilekçe ile manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/04/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalılar vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, kişilik haklarına saldırı nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, dava dışı …. ile aralarında yaşanan tartışma neticesi başlatılan soruşturmada, davalıların tanık olarak bildirdikleri beyanlarının doğru olmadığını, haklarında yapılan ceza yargılamasında da yalan tanıklık nedeniyle mahkum olduklarını ve bu olay sebebiyle kişilik haklarının zedelendiğini belirterek, manevi zararının giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, ceza mahkemesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verildiğini, ortada kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davalılar hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, taraflar yönünden kesin hükmün sonuçlarını doğurmasa da, ceza yargılamasında yapılan keşif ve bilirkişi raporuna göre, davalıların ifadelerinin davacının cezalandırılmasına yönelik olduğu, gerçekte olmadığı halde beyanlarda bulunmak suretiyle kişi hakkında soruşturma yapılmasına sebebiyet verdikleri ve bu durumun da davacıyı olumsuz etkilediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya kapsamından, (kapatılan) … 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2012/1016 esas, 2013/180 karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda, davacıya yönelik eylemleri nedeniyle davalılar hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eder nitelikte bir hüküm olmadığından hukuk hakimi yönünden de ortada bağlayıcı nitelikte bir maddi vaka bulunduğu sonucuna varılamaz. Kaldı ki; davalılar tarafından kullanılan ve yalan tanıklığa konu edilen söz ve ifadelerin, davacıya zarar verecek nitelikte olmadığı ve davacının kişilik haklarına saldırı amacı taşımadığı anlaşılmaktadır.
Yerel mahkemece, açıklanan olgular gözetilerek istemin tümden reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi ile davalıların manevi tazminat ile sorumlu tutulmuş olmaları usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına 18/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.