YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2015/9272
KARAR NO : 2015/10771
KARAR TARİHİ : 05.10.2015
MAHKEMESİ : Ankara 24. Asliye Hukuk Mahkemesi
TARİHİ : 07/05/2015
NUMARASI : 2014/303-2015/249
Davacı S.. T.. vekili Avukat Dursun tarafından, davalı M.. B.. aleyhine 22/05/2014 gününde verilen dilekçe ile araç mülkiyetinin tespiti ve tescili istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine dair verilen 07/05/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, araç mülkiyetinin tespiti ve teslimi istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, … plakalı 1997 model Toyota Corolla marka aracı 15/05/1998 tarihinde noterde yapılan kati satış sözleşmesi ile satın aldığını, aracın adına tescil edildiğini, davalının kimliği belirsiz kişilerce aracın çalınarak sahte kimlik ile satıldığından bahisle ihtiyati tedbir kararı aldırdığını, bu karar gereği aracın 1999 yılında davalıya teslim edildiğini belirterek aracın davacıya ait olduğunun tespiti ile teslimini, aksi halde davalıya ait olduğunun tespitini talep etmiş; davalı aracın mülkiyetinin davalı adına tespit ve tescilini kabul ettiğini beyan etmiştir.
Mahkemece, araca yönelik olarak 15/06/1999 tarihinde verilmiş olan ihtiyati tedbir kararının süresi içinde esas dava açılmadığından kendiliğinden kalktığı, davacının araç üzerindeki tedbir şerhini kaldırması halinde aracın mülkiyeti konusunda bir sıkıntı kalmayacağı, davacının tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamından ve Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 31/10/2006 tarih ve 2005/1615 Esas – 2006/815 Karar sayılı ilamından davaya konu aracın sahte vekaletname ile satılmak suretiyle davacı adına tescil edildiğinin ve araç fiilen gerçek malik davalı Mehmet elinde bulunmasına rağmen vergi vs. giderlerinin davacı tarafından ödendiğinin anlaşılmasına göre davacının böyle bir dava açmakta hukuki yararı vardır. Davanın bu yönden reddi doğru değildir. Şu durumda, işin esası incelenerek dosya kapsamına ve taleplere göre bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 05/10/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.