YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/15209
KARAR NO : 2017/441
KARAR TARİHİ : 23.01.2017
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … San. ve Tic. A.Ş. aleyhine 18/06/2015 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 09/05/2016 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız icra takibi ve haciz nedeniyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın haciz tarihinden itibaren 1 yıllık süre içinde açılmadığı gerekçesi ile zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalıya borçlu olmadığı halde aleyhine icra takibi başlatıldığını, kefil olan babasına karşı da takip başlatılarak evinde haciz ve muhafaza işlemi yapıldığını babasının üzüntüden vefat ettiğini, davalıya borçlu olmadığının tespiti amacıyla açtığı menfi tespit davası sonunda … İş Mahkemesi’nin 2013/234 esas ve 2014/120 karar sayılı dosyası ile davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bu karar ile davalı tarafından yapılan icra işleminin haksız olduğunun kanıtlandığını iddia ederek, oluşan maddi ve manevi zararının davalıdan tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, haciz işleminin yapılmasında herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, haczin yapıldığı esnada davacının borcu olmadığına dair mahkeme kararı bulunmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu haciz işleminin 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun yürürlükte bulunduğu zamanda gerçekleşmesi, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık süre içinde açılmamış olması nedeniyle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden, davacı ve senet kefili babası hakkında … 2. İcra Müdürlüğü 2008/1171 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı ve 06.05.2008 ile 13.06.2008 tarihlerinde ev eşyalarının haczedilerek muhafaza altına alındığı anlaşılmaktadır.
Davacının davalı alacaklıya karşı borçlu olmadığının tespiti istemiyle açmış olduğu menfi tespit davasında, … İş Mahkemesi 14/05/2014 gün ve 2013/234-2014/120 sayılı ilamıyla davacının … 2. İcra Dairesi 2008/1171 esas sayılı dosyası üzerinden takibe konulan 05/11/2006 tanzim ve 05.12.2006 vade tarihli 30.000,00TL bedelli bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin iptaline karar verilmiştir. Davalının temyizi üzerine de Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından 19/02/2015 gün ve 2014/14906 sayılı kararla yerel mahkeme ilamı onanarak kesinleşmiştir. Eldeki tazminat davasının açılma tarihi ise 18/06/2015 günüdür.
Haciz işleminin haksız olduğu … İş Mahkemesinin davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline ilişkin kararının kesinleşmesi ile sabit olmuştur. Zamanaşımının başlangıcı belirtilen kararın kesinleşme tarihi olarak alınmalıdır. Dava tarihi itibariyle zamanaşımı dolmamıştır. Şu durumda, işin esası incelenerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmamış, bu durum bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 23/01/2017 gününde oybirliğiyle karar verildi.