YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/3466
KARAR NO : 2018/217
KARAR TARİHİ : 18.01.2018
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 28/04/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız fiilden kaynaklı manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 23/11/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili ile davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalının yerinde bulunmayan tüm temyiz itirazlarının reddedilmelidir.
2-Davacının temyiz itirazlarına gelince;
Dava, haksız eylem nedeniyle uğranılan manevi zararın giderilmesi istemine ilişkindir. Mahkemece, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının kendisine yönelik kasten yaralama ve hakaret suçlarını işlediğini ve toplum nezdinde küçük düşürüldüğünü belirterek, meydana gelen manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, iddiaların yerinde olmadığını belirterek, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davacıya tokat atmak ve hakarette bulunmak suretiyle davalının gerçekleştirdiği haksız eylem sebebiyle davacının duymuş olduğu elem ve üzüntü ile orantılı olarak davalının kusur durumu, tarafların sosyo-ekonomik durumu, hakkaniyet ilkesi ve sebepsiz zenginleşmeye sebebiyet vermeyecek şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Gerek Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (TBK 56), gerekse 49. maddesi (TBK 58) hükümlerine göre, hakimin manevi zarar adı ile hak sahibine vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde, belirlenecek manevi zararın tutarını özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü kanun’un takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafetle hüküm vereceği TMK m. 4’de belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı
gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgür bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Dosya kapsamından, olay tarihi, olayın gelişimi, davacının yaralanma derecesi ve yukarıdaki ilkeler nazara alındığında, davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmelidir. Kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2) no’lu bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına BOZULMASINA, davalının tüm temyiz itirazlarının (1) no’lu bentte gösterilen nedenlerle reddine ve davacıdan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 18/01/2018 gününde oybirliğiyle karar verildi.