YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2016/6986
KARAR NO : 2016/9770
KARAR TARİHİ : 11.10.2016
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı ….. vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 16/10/2014 gününde verilen dilekçe ile maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine dair verilen 20/09/2015 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız eylem nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, dava dışı borçlu hakkındaki icra takibinde adresinde gerçekleştirilen haciz ve muhafaza işlemi sırasında, davacıya ait bazı makinelerin de haciz ve muhafaza altına alınıp 07/08/2008 tarihinde yediemin olan davalıya teslim edildiğini, açılan istihkak davası neticesinde istihkak iddialarının kabul edilerek mahcuz malların davacı şirkete teslimine karar verildiğini ancak davalı yedieminin sorumluluğunda olan davacıya ait tekstil makinesinin teslim edilmediğini belirterek uğradığı maddi zararın tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı, süresi içinde zamanaşımı defi’nde bulunmuş, esas bakımından da davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, 6098 sayılı BK’nın 72. maddesine göre zararın ve failin öğrenilmesi ile başlayan iki yıllık zamanaşımı süresinin öngörüldüğü, davacının, faili ve zararı, … 12. İcra Müdürlüğünce; dava konusu eşyanın yedieminde bulunmadığından teslim edilemediğine ilişkin 09/07/2009 tarihli tutanak tutulduğunda öğrendiği, iki yıllık zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başladığı ve 09/07/2011 tarihinde dolduğu, makinenin kayıp olduğunun öğrenildiği 09/07/2009 tarihinden davanın açıldığı 16/10/2014 tarihine kadar beş yıl geçtiği, davalı tarafın zamanaşımı itirazında haklı olduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/2. maddesi (6098 sayılı TBK m.72), haksız fiil nedeniyle tazminat davasının zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl, her halde zararı doğuran olayın gerçekleşmesinden itibaren on yıllık sürede zamanaşımına uğrayacağını düzenlemektedir. Ancak haksız fiil aynı zamanda suç teşkil eden bir eylem ise ve Ceza Kanunu’nda daha uzun zamanaşımı süresi öngörülmüşse haksız fiil sorumluluğunda da bu (uzamış) ceza zamanaşımı süreleri uygulanır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davalının eyleminin sübutu halinde, olay gününde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesinde düzenlenen, muhafaza görevini kötüye kullanma suçunu oluşturabileceği anlaşılmakta olup, uygulanacak ceza zamanaşımı süresi, aynı Kanun’un 66/e. maddesi uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis ve adli para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıldır. Eldeki dava 16/10/2014 tarihinde açıldığına göre ceza zamanaşımı süresi geçmeden açıldığı kabul edilmelidir.
Şu halde, açıklanan yönler gözetilerek, davalının zamanaşımı savunmasının reddiyle işin esası incelenip varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçeyle yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 11/10/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.