Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2017/221 E. 2019/5121 K. 07.11.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/221
KARAR NO : 2019/5121
KARAR TARİHİ : 07.11.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 30/05/2014 gününde verilen dilekçe ile itirazın iptali istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 17/03/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, su kullanımına ilişkin alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı, davalının fidan ve meyve ağaçları bulunan 20 dönümlük arazisine davacı birlik
tarafından sulama suyu verildiğini ,davalının 1998, 1999, 2001, 2002, 2003, 2004, 2005, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010 ve 2011 yıllarına ait su kullanımına ilişkin ücretini ödememesi nedeniyle davalı aleyhine icra takibi yaptıklarını, ancak davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesindeki iddiaları kabul etmediğini, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davaya konu alacağın 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 146. maddesi gereği 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle davalının zamanaşımı def’inin reddine karar verilerek, uyuşmazlığın esasına ilişkin bilirkişi raporu gereği davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosyanın incelenmesiyle; uygulanacak zamanaşımı olayın gerçekleştiği dönemde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 60/1 maddesinde yer alan “…zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ittılaı tarihinden itibaren bir sene ve her halde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene mürurundan sonra istima olunmaz…” hükmüne göre 1 ve 10 yıllık sürelerdir.
B.K.’nın 60. maddesinde sözü edilen 10 yıllık süre genel zamanaşımı süresi olup, davanın, zararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde açılması gerekir. Şu halde mahkemece davalının zamanaşımı def’i değerlendirilirken yukarıda anılan süreler gözetilerek, davacının zararı ve faili öğrenme tarihi araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, anılan sürelerin ne şekilde hesaplandığının kararda belirtilmemiş ve gerekçelendirilmemiş olması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
ONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 07/11/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.