YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2017/763
KARAR NO : 2019/3735
KARAR TARİHİ : 03.07.2019
MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi
Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar … ve … aleyhine 14/03/2014 gününde verilen dilekçe ile haksız şikayet sebebiyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2016 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, haksız şikayet sebebiyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilinin ihaleye katılmasının engellenmesi sebebiyle ihalenin feshi davası açtığını, davalıların da ihalenin feshi davasından vazgeçmesi için müvekkilini tehdit ederek baskı uygulaması üzerine müvekkilinin ihalenin feshi davasından vazgeçmesi halinde para cezasını ödeyeceğini öğrendiğini, davalılar tarafından para cezasının karşılanacağına dair teklifin müvekkili tarafından kabul edilmesi sebebiyle müvekkilinin hakkında şantaj suçu iddiası ile kamu davası açıldığını ve 33 gün tutuklu kaldığını, ceza yargılaması sebebiyle avukat tutmak zorunda kaldığını belirterek ödemek zorunda kaldığı vekalet ücreti ile uğradığı diğer maddi zararlar ile haksız şikayet sebebiyle yaşadıklarından duyduğu manevi zararın giderilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalılar, yasal şikayet hakkının kullanıldığını beyan ederek, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuşlardır.Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk
Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, BK’nun 49. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Şikayeti haklı gösterecek bazı emare ve olguların zayıf ve dolaylı da olsa varlığı yeterlidir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.Somut olayda davalılar tarafından davacının şantaj suçunu işlediği şikayeti üzerine, savcılık tarafından soruşturma sonucunda kamu davası açılmasında yeterli delil ve emare görülerek atılı suç nedeniyle kamu davası açıldığı dikkate alındığında olay sebebiyle bir takım emarelerin bulunduğu, şikayetin hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığı, davalıların şikayet dilekçesinde de davacının kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir ifade bulunmadığı kabul edilerek, davalı hakkındaki haksız şikayet nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davalılar yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve davalılardan peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 03/07/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.