Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2018/4389 E. 2019/3437 K. 19.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2018/4389
KARAR NO : 2019/3437
KARAR TARİHİ : 19.06.2019

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalılar …Genel Müdürlüğü ve … aleyhine 11/10/2012 gününde verilen dilekçe ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davadaki uyuşmazlığın icra müdürlüğünün kusurlu işlemi nedeniyle uğranılan zararın İİK’nın 5.maddesi gereğince tahsili niteliğinde görülmesi nedeniyle davalılara yönelik talebin usulden reddine dair verilen 28/03/2018 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Dava, davalıların haksız eylemine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davadaki uyuşmazlığın İcra Müdürlüğünün kusurlu işlemi nedeniyle uğranılan zararın İİK’nın 5.maddesi gereğince tahsili niteliğinde görülmesi nedeniyle davalılara yönelik talebin usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı …’nın takip alacaklısı, davacının da takip borçlusu olduğu Kütahya 2. İcra Müdürlüğünün 2009/6144 sayılı ilamlı takip dosyasında, takibin kesinleşmesini müteakip, davacıya ait taşınmaza haciz konulduğunu, takip alacaklısının satış istemesi üzerine davacının haberi olmadan usulsüz olarak borcuna mahsuben davalı … tarafından birinci taşınmazın satın alınarak, dava dışı …’a satıldığını, davacının durumu öğrenmesi üzerine Kütahya İcra Hukuk Mahkemesinde açtığı ihalenin feshi davasında, ihalenin iptaline karar verildiği belirterek, usulsüz ihale nedeniyle kusuru bulunan davalılardan uğranılan zararın ödetilmesini talep etmiştir.
Davalılar, davanın reddi gerektiğini savunmuşlardır.
Mahkemece davanın reddine dair verilen ilk kararın, Dairemizin 02/11/2016 gün ve 2016/6598 esas ve 2016/10734 karar sayılı ilamı ile; ”Dava konusu alacağa esas borç ilamlı takibe dayanmaktadır. Bu durumda davacının davalıya borçlu olduğu mahkeme kararı ile sabittir. Ancak davacının usulsüz tebligatlarla kendisine ait taşınmazın ucuz bedelle satıldığından bahisle zarara uğradığını, ihalenin de usulsüz tebligat nedeniyle feshedildiğini iddia etmesi karşısında mahkemece bu durumun değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile olaya uymayan Dairemiz kararına dayanılarak karar verilmesi doğru değildir.” gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilerek yapılan yargılama sırasında, mahallinde keşif icra edildiği, taşınmazın ihale ve dava tarihindeki değerinin belirlendiği, buna göre davacının davasını kısmen ıslah ettiği, ancak bozma sonrası ıslah kabul edilemeyeceğinden bu talebin dikkate alınmadığı anlaşılmıştır.
Bozma sonrası mahkemece yapılan yargılama sonunda; bozma öncesinde verilen ret kararının yerinde ancak gerekçe kısmının hatalı olduğu, İİK 5.maddesine dayalı davalarda …’nin sorumlu olmadığı, usulsüz tebligatı incelemek ile ilgili görevin yine icra müdürlüğünde olduğu, bu tür davaların Adalet Bakanlığı aleyhine açılabileceği, ancak onunla birlikte varsa alacaklının kusuru halinde o zaman Bakanlık ile birlikte iştirak halinde sorumluluğun değerlendirilebileceği, yalnızca …ve alacaklı aleyhine açılan davanın usulden reddi gerektiği kanaatine varılmıştır.
Bu haliyle, mahkemece bozma ilamına uyulmuş olmasına rağmen gereği yerine getirilmemiş ve eksik araştırma ile dosya sonuçlandırılmıştır.
Şu durumda, mahkemece Dairemizin 02/11/2016 gün ve 2016/6598 esas ve 2016/10734 karar sayılı bozma ilamı kapsamı dahilinde yargılamanın yapılarak sonuca gidilmesi gerekir. Bu nedenle verilen kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 19/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.