Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2019/1023 E. 2019/3455 K. 20.06.2019 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1023
KARAR NO : 2019/3455
KARAR TARİHİ : 20.06.2019

MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ :. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 06/01/2011 gününde verilen dilekçe ile tren çarpması sonucu meydana gelen ölüm ve cismani zarar nedeni ile tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine dair verilen 26/10/2017 günlü karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen 20/12/2018 günlü…Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi kararının Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
Davacı vekili; davacının fiilen hemzemin geçit olarak kullanılan alandan geçerken ayağının kayıp düştüğünü, TCDD’ye ait olan ve davalının kullandığı posta treninin davacıya çarptığını, bu kaza nedeni ile davacının her iki ayağının koparak %80 oranında işgücü kaybına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunduğunu, trenin hızlı gittiğini, ayrıca kazanın meydana geldiği yerde yaya geçidini engellemek için uyarıcı levha, korkuluk, kontrol geçiş noktası bulunmadığını, davalının ceza yargılamasında mahkumiyetine karar verildiğini belirtip maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
Davalı vekili, Anayasanın 129/5 maddesi gereğince davalı aleyhine doğrudan dava açılamayacağını, kaza ile ilgili olarak Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 2006/1791 esas sayılı dosyası ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve …aleyhine maddi ve manevi tazminat davası açıldığını, dosya kapsamında alınan Adli Tıp Raporuna göre davacı …’in %90, davalı Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığının %10 oranında kusurlu olduğunu, makinistin kusursuz bulunduğunu, sonuç olarak idare mahkemesi dosyasında davacıya maddi ve manevi tazinat ödenmesine hükmedildiğini, aynı olay nedeni ile ikinci kez dava açılamayacığını, davalının Diyarbakır 2. Sulh Ceza Mahkemesinde yargılandığını, bu dosyada alınan bilirkişi raporunda davacının 6/8 oranında asli kusurlu ve davalının 2/8 oranında tali kusurlu buluduğu şeklinde rapon düzenlenmiş ise de davalının kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece Karayolları Trafik Kanunu’nun 110. maddesinde 11/01/2011 tarih ve 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesi ile yapılan değişiklikle hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenlenmiş ise de kazanın olduğu yerin resmi bir hemzemin geçit olmadığı, İdare Mahkemesi kararını temyizen inceleyen Danıştay 15. Dairesinin de …aleyhine açılan davada adli yargının görevli olduğu konusunda bir bozma yapmadığı, …hakkında verilen kararı onadığı anlaşıldığından, adli yargıda dava açılamayacağı gerekçesi ile davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının kamu görevlisi olması nedeni ile Anayasa’nın 129/5 maddesi ile 657 sayılı Kanun’un 13/1 maddesi gereğince kamu görevlisi hakkında adli yargıda dava açılamayacağı gerekçesi ile başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 6099 sayılı Kanun ile değişik 110. maddesi uyarınca: “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu kanun hükümleri uygulanır.” düzenlemesi getirilmiştir.
Yasada yapılan bu değişiklik metninden de anlaşılacağı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’ndan kaynaklanan sorumluluk davalarında motorlu araç işletenin kamu kuruluşu olması halinde dahi dava adli yargı mahkemelerinde görülecektir.
Demiryolu Hemzemin Geçitlerinde Alınacak Tedbirler Ve Uygulama Esasları Hakkında Yönetmeliğin 5. maddesinde;
“(1) Demiryolu hemzemin geçitleri ile yaklaşım yollarının; bu Yönetmelikte belirtilen standart, anlam, nicelik ve niteliklere ve şematik olarak gösterilen örneklerine uygun şekilde yapımından karayolunun bağlı olduğu kurum ve kuruluşlar sorumludur.
(2) Demiryolu hemzemin geçit yaklaşım yollarının bakım ve onarımından geçidin yapımından sorumlu kurum veya kuruluş sorumludur.
(3) Demiryolu hemzemin geçitlerinin bakımı-onarımı ve işletilmeleri, geçitten sorumlu kurum veya kuruluş nam ve hesabına …tarafından yapılır ve bununla ilgili masraflar karayolunun bağlı olduğu kurum veya kuruluşlara tahakkuk ettirilerek tahsil edilir. Bu durum, sorumlu kurum ve kuruluşun üçüncü kişilere olan ve birinci ve ikinci fıkralardan kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.” düzenlemesi ve 16. maddesinde;
“Geçici 1inci maddede belirtilen sürenin sonunda ve ayrıca zamanla özellikleri ve standartları değişen demiryolu hemzemin geçitlerden bu Yönetmelikte belirtilen şartlara 6 ay içinde uygun hale getirilmeyenler ilgili valilikler tarafından kapatılır.” düzenlemeleri mevcuttur.
Buna göre, hemzemin geçitlerinin iyileştirilmelerinin yapılacağı, hangi kurum tarafından bakım-onarım çalışmasının yapılacağı, hangi geçitlerin hangi standartlarla kullanılabileceği ve yönetmeliğe uygun olmayanların hangi sürelerde kapatılacağı düzenlenmiştir.
Dosya kapsamında bulunan Diyarbakır 1. İdare Mahkemesinin 2006/1791 esas sayılı dosyası içindeki Karayolları 5. Bölge Müdürlüğünün B.11.2.DDY.1.05.00.01.105/319 sayı, hemzemin geçit konulu ve 26/01/2006 tarihli yazısı ekindeki listede dava konusu olayın geçtiği yer kapatılmış hemzemin geçitler arasında belirtilmiştir. Ne var ki olay tarihi 29/11/2005 itibariyle hemzemin geçit olup olmadığı konusu dosya kapsamında açık değildir. Bu nedenle mahkemece olay tarihi itibariyle dava konusu olayın geçtiği yerin hemzemin geçit olarak fiilen kullanılıp kullanılmadığı ve idarece bu yönde bir kabul olup olmadığı araştırılarak Karayolları Trafik Kanunu kapsamında uyuşmazlığın değerlendirilip değerlendirilmeyeceği açık değildir. Bu yön gözetilmeksizin verilen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nun 373/1 maddesi uyarınca temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine 20/06/2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.