YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2019/1333
KARAR NO : 2021/5592
KARAR TARİHİ : 28.09.2021
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi
Taraflar arasındaki deplase edilen elektrik direklerinde meydana gelen zararın tazmini istenmesi, birleşen davada 08/05/2014 gününde verilen dilekçe ile deplase işlemi sonucunda yer altı kablolarına verilen zararın tazmini istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne dair verilen 19/04/2018 günlü kararın taraf vekillerinin başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesinde; tarafların istinaf taleplerinin esastan reddine dair verilen 06/03/2019 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi taraf vekillerince süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; asıl davada, …giriş kavşağında müvekkili şirkete ait refüj aydınlatma direklerinden 3 tanesinin …karayolu yapım çalışmasında Karayolları Genel Müdürlüğü’nün yüklenici firması olarak görev alan davalı …Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. A.Ş. tarafından demonte edildiğinin, direklerin aydınlatma armatürlerinin olmadığının, bağlantı kablolarının koparıldığını ve direklerin kullanılamaz hale getirildiğinin tespit edildiğini, bölgede bulunan aydınlatma direklerinin deplaselerinin müvekkili şirketçe yapılması gerektiği konusunda müvekkili şirkete 20/03/2013 tarihli yazı ile Karayolları Genel Müdürlüğünce başvurulduğunu, müvekkili şirketin ise 28/05/2013 tarihli cevabi yazısında direklerin dikildiği tarihlerde dikildikleri bölgenin henüz kamulaştırılmadığından dolayı deplase işleminin Karayolları Genel Müdürlüğünce yapılması gerektiğinin belirtildiğini, deplase işleminin teknik bilgi ve donanım gerektiren bir işlem olduğunu, ayrıca deplase işleminin malzemelere zarar vermeden ve enerji kesimi
yapıldıktan sonra yapılmasının, kullanılmayan malzemelerinin de bedelinin ödenmesi gerektiğini, ancak davalı yüklenici şirketin söküp atmak ve direkleri kullanılamaz hale getirmek suretiyle deplase işlemi yaptığını belirterek, uğranılan zararın giderilmesini; birleşen davada ise, 11/06/2013 günü Konya yolu refüj aydınlatmalarının yanmadığının müvekkili şirketin veri kayıt operatörü tarafından tespit edildiğini, yapılan inceleme sonucunda, Konya-Afyon karayolu yeraltı kablosunun patlak olduğunun tespit edildiğini, davalı yüklenici firma tarafından bu bölgede yapılan deplase işlemi sırasında refüj aydınlatma tesisatına ait direkleri besleyen yer altı kablolarına hasar verildiğini, refüj aydınlatma tesisatının yaklaşık %70’lik kısmının kullanılamaz duruma geldiğini belirterek oluşan zararın giderilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili şirketin işin gereklerini Karayolları Genel Müdürlüğü’nün istediği doğrultusunda projeye uygun olarak tatbik etmekle edimlerini yerine getirdiğini, davacı tarafından davaya konu edilen direklerin müvekkili şirkete ait olan şantiye içerisinde olmayıp, Türkiye Karayolları Genel Müdürlüğü sahasında olduğunu, hal böyleyken müvekkili şirketin sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, müvekkili şirketin edimlerini tam ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, ayrıca deplase işleminin davacı tarafın da bilgisi dahilinde olduğunu, davacı tarafça ileri sürülen haksız fiil unsurlarının gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin direklere ve yer altı kablolarına zarar verdiğini gösteren bir belge ve bilginin olmadığını beyan ederek asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, asıl davanın reddine, birleşen davada ise, alınan bilirkişi raporları sonucunda davalı yüklenici şirketin yol çalışmaları sırasında gerekli tedbirleri almadan elektrik kablolarına zarar verdiği ve Karayolları Genel Müdürlüğü ile davalı yüklenici şirket arasında imzalan sözleşmenin 34/16 maddesi uyarınca bu zararı tazmini ile yükümlü olduğu gerekçesiyle birleşen davanın kabulü ile 96.158,92 TL maddi tazminatın 11/06/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hüküm, taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dosya kapsamında, kusura yönelik alınan bilirkişi raporları değerlendirildiğinde; 25/04/2016 tarihli ilk bilirkişi raporunda, davalı yüklenici firmanın Karayolları Genel Müdürlüğü ile arasındaki sözleşmenin 34/16 maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı davranması nedeniyle %40 oranında kusurlu olduğu, davacı şirketin Karayolları Genel Müdürlüğü ile … arasındaki protokolün 4. maddesine aykırı davranmasından dolayı %30 oranında kusurlu olduğu, dava dışı Karayolları Genel Müdürlüğünün ise gerekli denetimi yapmadığından %30 oranında kusurlu olduğu bildirilmiştir. Kusur oranlarına itiraz
edilmesi üzerine alınan 18/11/2016 tarihli bilirkişi raporunda ise davaya konu olayda davalı yüklenici şirketin herhangi bir kusurunun olmadığı, davacı şirketin ise %100 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece çelişkiyi giderir mahiyette alınan 05/06/2017 havale tarihli son bilirkişi raporunda ise, davaya konu olayda davalı şirketin tam kusurlu olduğu kanaati bildirilmiştir.
Şu halde, dosya kapsamında tarafların kusur tespitine yönelik alınan bilirkişi raporları arasında açıkça çelişki olduğu anlaşılmasına göre, öncelikle kusur oranlarına yönelik çelişki giderilmeden zararın kapsamının belirlenmek suretiyle hüküm tesisi yoluna gidilmesi doğru olmamış, mahkemece önceki bilirkişi heyetinden farklı kişilerden oluşan, konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak tarafların kusur durumlarının kesin ve denetime elverişli şekilde tespitinden sonra sonuca gidilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu hüküm tesisi doğru görülmemiş, bu nedenle … Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyize konu yerel mahkeme kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA; HMK 373/1 maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin … Bölge Adliye Mahkemesi…. Hukuk Dairesine gönderilmesine; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine 28/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.