Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/1555 E. 2021/3582 K. 23.06.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/1555
KARAR NO : 2021/3582
KARAR TARİHİ : 23.06.2021

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen tapulu taşınmazın kısmen nehir yatağına dönüşmesinden kaynaklanan gelir kaybına yönelik maddi tazminat davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf isteminin HMK’nun 353/1. fıkra (b-1) bendi gereğince esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
-K A R A R-

Davacı vekili; müvekkiline ait … İlçesi, … Mahallesi 1054 ada 1 nolu parselin Menderes Nehri’nin yer değiştirmesi sonucu 17.205,01 m2’lik kısmının kullanılmaz hale gelerek tarım dışı kaldığını, buna ilişkin Nazilli 1. Sulh Hukuk Mahkemesinde yapılan tespitte müvekkilinin son on yıllık gelir kaybının 72.088,92 TL olarak belirlendiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 72.088,92 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; müvekkili tarafından davacının taşınmazına ne hukuken ne de fiilen bir el atmanın söz konusu olmadığını, davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, ayrıca dava konusu taşınmazın Menderes Nehri’nin suları altında kaldığı tarihten bu yana idari yargıda ve adli yargıda dava açma sürelerinin geçtiğini belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, 6200 Sayılı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’nün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’un “Vazife ve Salahiyetler” başlıklı 2/a maddesinde taşkın sular ve sellere karşı koruyucu tesisler meydana getirmenin kurumun görevleri arasında bulunduğu, bu anlamda taşkın suları ve sellere karşı gerekli koruyucu önlemleri almayan ve gerekli ıslah çalışmalarını yapmayan kurumun idari bir kamu kurumu olarak hizmet kusurunun bulunduğu, bu durumda davanın idari yargıda görülerek karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle HMK’nun 114/1-b ve 115/2 maddeleri doğrultusunda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, uyuşmazlığın, dere yatağının taşması ve yer değiştirmesi nedeniyle mahrum kalınan gelir kaybının tahsili isteğine ilişkin olduğu, eldeki davada davacının kayden maliki bulunduğu taşınmazın Menderes Nehrinin doğal akış sürecinde yatak değiştirmesi nedeniyle kısmen sular altında kaldığı, davalı İdare adına DSİ tarafından gerekli dere ıslah çalışmasının yapıldığı, bu ıslah çalışmalarının yapılmasından yada yapılmamasından kaynaklanan bir zarar isteğinin söz konusu olmadığı, davada istenilen zararın davacının taşınmazdaki mülkiyet hakkının doğal nedenlerle kullanılamaz hale gelerek taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer vasfına dönüşmüş olmasına ilişkin olduğu, bu nedenle devletin hüküm ve tasarrufu altına giren ve bu nedenle davacının tapulu taşınmazı üzerindeki mülkiyet hakkına doğrudan müdahale oluşturarak onun taşınmazından yararlanma imkanının ortadan kalkmış olmasından kaynaklanan zararlara ilişkin davaya bakma görevinin adli yargı yerine ait olacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1 fıkra (a) beni ile (a-3) bendi gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Nazilli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne gönderilmesine, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; Menderes Nehrinin yatak değiştirmesi nedeniyle davacıya ait parselin 17206,01 m2 lik kısmının devletin hüküm ve tasarrufu altında olan yer vasfına dönüşmüş olduğu, davacının söz konusu 17.206,01 m2 lik alana ürün ekememesi nedeniyle doğan zararını talep ettiği, davacının bu zararı TBK’ nun haksız fil hükümleri uyarınca talep etmesinin mümkün olmadığı, haksız fiil hükümlerinin uygulanabilmesi için hukuka aykırı ve kusurlu bir fiil bulunması gerektiği, dava konusu olayın doğal sebeplerden kaynaklanan nehrin yer değiştirmesine ilişkin olduğu, hukuka aykırı yahut kusurlu bir fiilin söz konusu olmadığı, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanabilmesi için ise bir tarafın zenginleşmesinin diğer tarafın fakirleşmesine karşılık olması gerektiği, her ne kadar davacıya ait parselin bir kısmı Menderes Nehrinin yer değiştirmesi nedeniyle devlete ait konuma geçmiş ise de davacının ürün ekememesi nedeniyle uğramış olduğu zarar kadar hazinenin zenginleşmesinin söz konusu olmadığı, davalının zenginleşmesinin yer değiştirme nedeniyle nehir yatağı haline gelen 17.206,01 m2 lik kısım kadar olabileceği tartışılabilecek ise de ürün ekilememesi nedeniyle oluşan zarar kadar davalının zenginleştiğinden bahsetmenin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davacı adına tapuda 1054 ada 1 parsel sayılı 35225,78 m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazın 17206,01 m2 lik kısmının Menderes nehrinin jeomorfolojik yapısı gereği zamanla yatak değiştirmesi üzerine doğal nedenlerle nehir yatağı haline geldiği ve davacının kullanımının kısmen engellendiği, ancak davalı idare tarafından taşınmaza fiili bir el atma yada derenin yatak değiştirmesine sebep olacak bir dere ıslah çalışmasının bulunmadığı, taşınmazın tapu kaydının tamamının halen davacı adına kayıtlı olduğu, henüz taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında kaldığından bahisle davacı adına olan tapu kaydının davalı idare tarafından iptal ve terkininin söz konusu olmadığı, buna göre davacının davalı idareden 4721 Sayılı TMK’nun 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat isteme hakkı doğmadığı, bunun dışında bu aşamada davalıdan gelir kaybı yada kazanç kaybı adı altında tazminat isteme hakkı bulunmadığı, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 4,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 23/06/2021 gününde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.