YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2110
KARAR NO : 2021/5263
KARAR TARİHİ : 22.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacı vekili ve davalılar …, … vekili ve davalı … tarafından talep edilmiş, davalılar … ve … vekilince duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 2.2.2021 Salı günü davalılar … ve … vekili Av…. ile davacı vekili Av…. geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ile davalılar vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan 4. Hukuk Dairesinin 27/06/2011 tarih 2011/7777 esas ve 2011/7504 karar sayılı ilamında; davacının 25/01/2011 ve 07/03/2011 havale tarihli dilekçeleriyle, yalnızca davalılardan … Sigorta A.Ş. hakkındaki davasından feragat ettiği, sigorta dışında kalan davalılar yönünden yargılamaya devam edilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm davalılar bakımından feragat nedeniyle ret kararı verilmesinin doğru olmadığı hususuna değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davalı …Ş yönünden davanın feragat nedeniyle reddine; diğer davalılar yönünden kusur raporu, ATK 3. İhtisas Dairesinin maluliyet raporu, hesap raporu hükme esas alınarak maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 2.823,98 TL geçiçi iş göremezlik tazminatının olay tarihi olan 05/11/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; 118.545,08 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 10.000,00 TL’sinin olay tarihi olan 05/11/2008 tarihinden, bakiye 108.545,08 TL’sinin ıslah tarihi olan 04/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte; 4.875,00 TL tedavi giderinin 1.000,00 TL’sinin olay tarihi olan 05/11/2008 tarihinden itibaren bakiye 3.875,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 04/01/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar …, … ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline; davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 7.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 05/11/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar …, … ve …’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan …, … vekilleri, davalılardan … ile davacı vekili ile tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre tarafların aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
a) Dosya kapsamından; davacının 05/11/2009 tarihli dava dilekçesinde hükmedilecek olan maddi ve manevi tazminata olay tarihi itibariyle yasal faiz işletilmesini talep ettiği, 04/01/2016 tarihli ıslah dilekçesinde ise maddi tazminat istemini artırdığı ancak faiz başlangıcı yönünden ayrıca talepte bulunmadığı; mahkemece, dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat miktarı hakkında olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, davacının ıslah dilekçesi ile artırdığı ve mahkemece kabul edilen kısım hakkında ise ıslah tarihinden faize hükmedildiği anlaşılmıştır.
24/05/2019 tarih ve E:2017/8 K:2019/3 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararı ile “Bir miktar para alacağının faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesinin talep edildiği kısmî davada, dava konusu miktarın kısmî ıslahla faiz talebi belirtilmeksizin arttırılması halinde, arttırılan miktar bakımından dava dilekçesindeki faiz talebine bağlı olarak faize hükmedileceği” yönünde karar verilmiş olup, böylece ıslahta sadece miktarın arttırılması yeterli olup, dava dilekçesindeki faiz istemi ıslahı da kapsamaktadır. Belirtilen İBK kararı ve davanın dayanağı olan eylemin haksız fiil niteliğinde olduğu nazara alındığında, dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat miktarı ve ıslah dilekçesi ile artırılan ve mahkemece hüküm altına alınan maddi tazminatın tamamı yönünden olay tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekir.
Şu durumda mahkemece, hükmedilen maddi tazminat miktarının tamamına olay tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerekirken, dava dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat yönünden olay tarihinden, ıslah dilekçesi ile artırılan kısım yönünden ıslah tarihinden faize hükmedilmesi hatalı olup hükmün açıklanan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
b) Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 10. maddesinde “ (1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.” ve aynı tarifenin 13. maddesinde “(1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Ancak, hükmedilen ücret, kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” şeklinde düzenlemeler bulunmaktadır.
Somut olayda, davacının manevi tazminat talebi kısmen kabul edilmiş, 3.000,00 TL yönünden talep reddedilmiştir. Manevi tazminat talebinin reddedilen kısmı yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalılar yararına 3.000,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, reddedilen miktarı geçecek şekilde davalılar yararına 3.400,00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup, hükmün bu nedenle de davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3) Davalılardan …, … ve …’in diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinde (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 51); hâkimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiin icabına ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; “Tazminatın tenkisi” başlıklı 44. maddesinde (6098 sayılı Kanun m. 52) ise; zarar gören taraf, zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hâkimin, zarar ve ziyan tutarını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği düzenlenmiştir.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen 818 sayılı Kanun’un 44. maddesinde (6098 sayılı Kanun’un 52. maddesi) öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. “Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı” yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Haksız fiile dayanan tazminat istemlerinde; haksız fiilin unsurlarından olan zarara ilişkin tüm tespitlerin doğru biçimde yapılması ile zarara etki eden tüm hususların dikkate alınması gerekir. Yukarıda anılan yasal düzenlemeler gereği, tazminatı belirleme konusunda tek yetkili olan mahkemece, zararı doğuran ya da ağırlaştıran durumların (müterafik kusurun) re’sen dikkate alınması zorunlu olduğundan, bu hususta bir itiraz olup olmadığına bakılmaksızın gerekli incelemelerin yapılması şarttır.
Dosya kapsamından; davacının, kaza tarihinde 14 yaşında olan arkadaşı davalılardan …’in sevk ve idaresindeki tescilsiz motosiklette yolculuk yaptığı, bu anlamda yaşı küçük davalının kullanmış olduğu motosiklete binmek suretiyle oluşan zarar yönünden davacının müterafik kusuru bulunduğu anlaşılmakla, 818 sayılı Kanun’un 44. maddesi (6098 sayılı Kanun m. 52) gereğince tazminattan indirim yapılması gerekirken, bu hususun değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmiş olması da davalılardan …, … ve … yararına bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda (2/a,b) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı yararına, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılardan …, … ve … yararına BOZULMASINA, davacının ve davalılardan …, … ve …’in sair temyiz istemlerinin yukarıda ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar … ve …’a verilmesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalılar … ve … alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya ve davalılar …, … ve …’e geri verilmesine, 22/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.