Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/2688 E. 2022/12373 K. 17.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/2688
KARAR NO : 2022/12373
KARAR TARİHİ : 17.10.2022

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Niğde 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İİK’nın 5.maddesinden kaynaklanan maddi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine dair verilen 24/06/2019 günlü kararın davacı vekilinin başvurusu üzerine yapılan istinaf incelemesinde; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353/1-b bendi 2.cümlesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne dair verilen 08/06/2020 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R

Dava, İİK’nın 5. maddesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkilinin Niğde 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3802 esas sayılı dosyasında alacaklı olduğunu, davacı alacaklının talebi üzerine borçlunun birden fazla taşınmazdaki hissesi üzerine haciz konulduğunu, anlaşma ihtimali nedeniyle hacizli taşınmazlardan üç tanesi üzerindeki hacizlerin kaldırılmasının istenildiğini, ancak icra müdürlüğünce tüm taşınmazların üzerindeki hacizlerin kaldırıldığını, daha sonra borçlunun taşınmazları 3. kişiye sattığını, borçlunun başkaca malvarlığı bulunmadığından tahsilin imkansız hale geldiğini, icra memurunun hatalı işlemi sonucu meydana gelen zarardan davalının İİK’nın 5. maddesi gereğince sorumlu olduğunu belirterek oluşan zararın tazminini talep etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, bilirkişi raporu ve disiplin soruşturması dosyası içeriği dikkate alındığında hacizlerin terkin edilmesinde icra müdürünün kusuru olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, Niğde 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3802 sayılı dosyasında 13/03/2017 tarihli yazı ile Niğde Tapu Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı, her ne kadar müzekkere içeriğinde hacizlerin kaldırılması istenilen taşınmazlara ait ada ve parsel bilgisi bulunmasa da müzekkerenin ilgi kısmında daha evvel haciz konulması işlemine ilişkin tarih ve yevmiye numarasının kullanıldığı, buna göre 28/09/2016 tarih ve 23367 yevmiye numarası ve 24/10/2016 tarih ve 25760 yevmiye numarası ile konulan hacizlerin kaldırılmasının istenildiği, tapu sicil müdürlüğünün 28/09/2016 tarih ve 23367 yevmiye numaralı işleminde borçlu adına kayıtlı 12 adet taşınmaza haciz işlemi uygulandığı, tapu sicil müdürlüğünün haciz uygulanmasına dair işleme ilişkin tarih ve yevmiye numarası belirtilmek suretiyle yazılan haciz kaldırma müzekkeresi gereği işlem yapmasında bir kusurun bulunmadığı, ancak alacaklı asıl veya vekilinin talebi olmaksızın borçlu adına kayıtlı taşınmazlar üzerine konulan haczin kaldırılmasında icra müdürünün kusuru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK’nın 353./1-b bendinin 2. cümlesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurularak davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 52. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir.
Müterafik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK.nun 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Niğde 2. İcra Müdürlüğünün 2009/3802 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; 27/09/2016 tarihinde borçluya annesinden intikal eden 12 adet taşınmaz üzerine haciz konulmasının talep edilmesi üzerine Niğde Tapu Müdürlüğünün 28/09/2016 tarihli ve 23367 yevmiye numaralı işlemi ile borçlunun hissesi bulunan 12 adet taşınmaza haciz şerhinin işlenildiği, 21/10/2016 tarihinde alacaklı asıl tarafından 3 adet taşınmaza ait ada ve parsel bilgisi verilerek bu taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kaldırılmasının istenildiği ve Niğde Tapu Müdürlüğünün 24/10/2016 tarihli ve 25760 yevmiye numaralı işlemi ile belirtilen 3 adet taşınmaz üzerindeki haczin kaldırıldığı, daha sonra alacaklı asıl tarafından tarihsiz bir talep dilekçesi ile ada ve parsel bilgisi verilen bir adet taşınmaz üzerindeki haczin de kaldırılması istenildiği, ancak bu talebin icra müdürlüğünce reddedildiği, sonrasında ise başkaca bir talep olmamasına rağmen 13/03/2017 tarihli müzekkere ile Niğde Tapu Sicil Müdürlüğünün 28/09/2016 tarihli 23367 yevmiye numaralı işlemi ve 24/10/2016 tarihli ve 25760 yevmiye numaralı işlemi ilgi tutulmak suretiyle ilgi yevmiye numaralı hacizlerin kaldırılmasının istenildiği ve tapu sicil müdürlüğünce de hacizlerin kaldırıldığı, 12/06/2017 tarihinde alacaklı vekilinin icra dosyasında yenileme talebinde bulunduğu ve dosyanın 2017/3023 esas numarasını aldığı, 19/09/2017 tarihinde taşınmazların satışının talep edildiği ve kıymet takdir işlemlerinin yapılıp bilirkişi raporu alındığı, 13/04/2018 tarihli talebe istinaden yeniden haciz konulması için tapu sicil müdürlüğüne müzekkere yazıldığı ve 13/03/2018 tarihinde taşınmazların borçlu tarafından 3. kişiye satıldığı anlaşılmaktadır.
Yukarıda özetlenen süreç dikkate alındığında Bölge Adliye Mahkemesince hacizlerin kaldırılması işleminde icra müdürünün kusuru bulunduğu yönündeki kabulde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak taşınmazlar üzerindeki hacizler kaldırıldıktan sonra davacı/alacaklı vekili tarafından yenileme talebinde bulunulmuş ve satış işlemlerine başlanılmıştır. Bu tarihler itibarıyla taşınmazlar üzerindeki hacizlerin kalkmış olduğu, borçlu tarafından da hacizler kalktıktan yaklaşık bir yıl sonra taşınmazların satıldığı, bu süreçte davacı veya vekili tarafından yapılacak basit bir incelemeyle hacizlerin kaldırıldığının tespit edilebileceği ve dolayısıyla zararın doğmasının önlenebileceği, bu hali ile dava konusu zararın meydana gelmesinde davacının da kusuru olduğu anlaşılmaktadır.
Şu durumda Bölge Adliye Mahkemesince, meydana gelen zararda davacının da kusuru olduğu gözetilerek TBK’nın 52. maddesi gereğince uygun miktarda zarardan indirim yapılması gerekirken bu husus üzerinde durulmaksızın hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 17/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.