YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3516
KARAR NO : 2021/3785
KARAR TARİHİ : 28.06.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalılar vekili tarafından talep edilmiş, davacılar vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 01.06.2021 Salı günü davacılar vekili Av. … ile davalı … ve diğerleri vekili Av. … ve davalı asil … geldiler. Diğer davalılar Nazmiye ve … adına gelen olmadı. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacılar vekili ile davalı … ve diğerleri vekili ve davalı asil … dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan bozma ilamında özetle, davacılar yararına hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğu ve davacılar arasında zorunlu değil ihtiyari dava arkadaşlığı olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre, davacıların ayrı ayrı tazminat talep etmiş olmaları da dikkate alınarak kabul edilen tazminat miktarları üzerinden her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücreti takdiri gerekirken hükmedilen toplam tazminat miktarı esas alınmak suretiyle tek vekalet ücreti tayin edilmiş olmasının da kararın bozulmasını gerektirdiğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları artırılarak dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş ve kabul edilen manevi tazminat mikatarları yönünden her bir davacı yararına, reddedilen manevi tazminat miktarları yönünden ise her bir davalı yararına ayrı ayrı takdir edilen vekalet ücretinin karşılıklı olarak tahsiline karar verilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacıların diğer temyiz itirazlarına gelince;
Öncelikle bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş olmakla, davacılar lehine usuli kazanılmış hak doğup doğmayacağı hususunun irdelenmesi gerekmektedir. Usuli kazanılmış hak kurumu, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.
1086 sayılı HUMK’nun yürürlükte olduğu dönemde çıkarılan 09.05.1960 tarih, 1960/21 Esas, 1960/9 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında; Yargıtay bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına usulî kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için de zorunluluk doğacağı, usulî kazanılmış hakka ilişkin açık kanun hükmü olmasa da temyiz sonucu verilecek bozma kararının hakka ve usule uygun karar verilmesini sağlamaktan ibaret olan amacı ve muhakeme usulünün hakka varma ve hakkı bulma maksadıyla kabul edilmiş olması yanında hukuki alanda istikrar amacıyla kabul edilmiş bulunması bakımından usulî kazanılmış hak müessesesinin usul hukukunun dayandığı ana esaslardan olup kamu düzeniyle de ilgili olduğu belirtilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda da usulî kazanılmış hakka ilişkin açık bir düzenleme bulunmamakta ise de bu ilkenin uygulanma gerekliliği HMK hükümleri karşısında da varlığını sürdürmektedir. Yargıtay’ın bozma kararına uyan mahkeme, bozma kararı uyarınca işlem yapmak ve hüküm vermek zorundadır. Çünkü, mahkemenin bozma kararına uyması ile, bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usulü müktesep hak doğmuştur.
Yargısal ve bilimsel içtihatlarda “usulî kazanılmış hak” ya da “usulî müktesep hak” olarak adlandırılan bu ilke Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 10.02.1998 tarih, 1987/2-520 esas ve 1988/89 karar sayılı ilâmında “Mahkemenin bozma kararına uymasıyla meydana gelen bozma gereğince işlem yapma ve hüküm verme durumu, taraflardan birisinin lehine ve diğeri aleyhine hüküm verme neticesini doğuracak bir durumdur ve buna usuli kazanılmış hak denilmektedir…” şeklinde tanımlanmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; mahkemenin 07/12/2017 gün, 2017/310 esas ve 2017/283 karar sayılı ilamının 7. bendinde “Reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden AAÜT uyarınca hesaplanan 3.000,00TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak kendilerini vekille temsil ettiren davalılar-karşı davacılara verilmesine” dair hüküm kurulduğu ve davalılar yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’ne göre maktu ve tek vekalet ücreti verilmesine dair hükmün davalılarca temyiz edilmediği anlaşılmıştır. Şu halde yukarıda açıklandığı üzere, davacılar yararına, davalılar lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden usulî kazanılmış hak oluştuğu ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 2020 yılı AAÜT’na göre maktu 3.400,00TL tek vekalet ücreti verilmesi gerektiği gözetilmeksizin reddedilen manevi tazminat miktarları yönünden her bir davalı yararına ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden 6217 sayılı Kanun’un 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen “Geçici madde 3” atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 438/son maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın, yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının 8. bendinde “Davacılar/Karşı davalıların açtığı davada reddedilen manevi tazminat davasında her bir davalı için AAÜT uyarınca ayrı ayrı hesaplanan toplam ibaresinden sonra gelen “17.000” rakam çıkartılarak yerine “3.400,00” rakamının yazılmasına, davalılar vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının ilk bentte gösterilen nedenlerle reddiyle kararın davacılar yararına düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 4.321,00 TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 28/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.