Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/3627 E. 2022/12551 K. 19.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3627
KARAR NO : 2022/12551
KARAR TARİHİ : 19.10.2022

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine, dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili, davalı Uzman Dr. …’ın Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapmaktayken endikasyon olmadan yaptığı tıbbi müdahaleler nedeni ile kamunun zarara uğratıldığını, bu hususun yapılan inceleme ile tespit edildiğini, davalıya gönderilen ihtarlara rağmen zararı tanzim etmediğini, bunun üzerine Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2017/1281 E sayılı dosyasıyla takibe geçildiğini, borçlunun borca haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20 sinden az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; 5018 sayılı Kanun’un 17. ve Sayıştay Denetim Yönetmeliğinin 43. maddesi gereğince kamu görevlisi tarafından mevzuata uygun bir işlem yapılmışsa ve kusurlu değilse kamu zararı oluştuğu söylenemeyeceğini, hukuki yarar yokluğu ve aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise kamu zararının ve sorumluluğun şartları oluşmadığından davanın esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Yerel mahkemece; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davalının, hasta işlemlerinin yapıldığı tarihlerdeki uygulanan Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre işlem yaptığı, yapılan uygulamaların kanuna ve mevzuata uygun olduğu anlaşıldığından davacının itirazın iptali isteminin reddine, alacağın likit olmadığı ve Sağlık Baş Denetçisinin raporuna göre dava konusu takip yapıldığından davalının inkar tazminatı isteminin de reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekilinin istinaf isteminde bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı yasal gerekçelere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle davalı doktorun yaptığı uygulama ve tedavi yöntemlerinin SUT hükümlerine uygun olmasına, davalının kamu zararına sebebiyet vermediğinin anlaşılmasına göre usul ve yasaya uygun olan ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dava, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
Resmi Gazetede 27/05/2022 tarihinde yayınlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7406 sayılı Türk Ceza Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 15. maddesi ile 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na eklenen geçici 13. madde “Ek 18 inci maddenin birinci fıkrası hükümleri, 4483 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haklarında kesinleşmiş bir soruşturma izni verilenler bakımından uygulanmaz ve soruşturma veya kovuşturmalara devam olunur. Kamu kurum ve kuruluşları ve Devlet üniversitelerinde görev yapan hekim ve diş hekimleri ile diğer sağlık meslek mensuplarının sağlık mesleğinin icrası kapsamında yapmış oldukları muayene, teşhis ve tedaviye ilişkin tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle idare tarafından ödenen tazminattan dolayı açılan rücu davalarından, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yargılaması devam edenler bakımından ek 18. maddenin ikinci fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya iki aylık süre verilir. Başvuru yapılmaması hâlinde dava usulden reddedilir. Bu durumda yargılama gideri taraflar üzerinde bırakılır ve davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmez.” hükmünü haizdir.
Dosya kapsamından, davalı Uzman Dr. …’ın Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapmakta iken endikasyon olmadan yaptığı tıbbi müdahaleler nedeni ile davacı kurum tarafından kamunun zarara uğratıldığı iddiasıyla zararın tahsili için Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2017/1281 sayılı dosyasıyla takibe geçildiği, borçlu olan davalının itirazı üzerine açılan davayla itirazın iptaline, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesi isteminde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda mahkemece, yukarıda gösterilen mevzuat hükmü gereğince Mesleki Sorumluluk Kuruluna başvurması için davacıya süre verilmesi; başvuru yapılmaması halinde ise davanın usulden reddine karar verilmesi gerekir. Bu nedenle bozma kararının kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 373/1 maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına; ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın HMK’nın 373/1 maddesi gereğince ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.