YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3639
KARAR NO : 2022/13606
KARAR TARİHİ : 02.11.2022
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 8. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonunda; davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile kararının kaldırılmasına, davacının davasının reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili, dava dışı şahıstan 120.000 TL senet alacağı nedeniyle Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/416 D.İş sayılı kararı ile ihtiyati haciz kararı aldığını, bu kararın infazı için Mersin 2. İcra Müdürlüğüne 20/09/2017 tarihinde müracaat edip bankalara ihtiyati haciz için gerekli posta masraflarını yatırdıklarını ancak icra müdürlüğünün talep gereği ihtiyati haciz müzekkereleri göndermediğini, bilahare tekrar talepleri üzerine müzekkerelerin 09/10/2017 tarihinde yazıldığını ancak dava dışı borçlunun İş Bankası Kocaeli Körfez Şubesinde bulunan hesabından 01/10/2017-10/10/2017 tarihleri arasında 113.820.000 TL parayı çektiğini ve borçlunun başka mal varlığı bulunamadığından alacağın tahsil kabiliyeti olmadığını belirterek 113.820,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, davanın zamanında açılmadığını ileri sürüp, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, alacaklı vekilinin 20/09/2017 tarihli talebinin yerine getirilmediği, İş Bankası için yeterli tebligat ücreti yatırıldığı halde, derhal haciz yazısının yazılmaması ile İş Bankası Körfez Kocaeli Şubesinde bulunan 113.820,00 TL’nin borçlu hesabından 04/10/2017 tarihinde çekilmesine ve ihtiyati haczin yerine getirilmemesine sebebiyet verdiği gerekçesiyle davanın kabulü ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 113.820,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf isteminde bulunması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ihtiyati haciz kararının 20/09/2017 gününde Mersin 2. İcra Müdürlüğünün 2017/12901 Esas sayılı dosyasında infaz için işleme konulduğu, 09/10/2017 tarihli birinci haciz ihbarnamesi hazırlanmış ve bildirilen 39 ayrı bankaya haciz ihbarnameleri ayrı ayrı gönderildiği, icra müdürlüğü tarafından haciz ihbarnamesi gönderilmesi halinde ilgili bankanın haciz ihbarnamesinin gönderildiği tarih itibarı ile banka hesabında para olması halinde bu hesap üzerine bloke koyabileceği, söz konusu hesaba ileri tarihlerde gelebilecek muhtemel paralar üzerine haciz işlemi uygulanamayacağı, her ne kadar davalı … personeli tarafından davacının alacağın tahsili için bankalara yazılması gereken haciz ihbarnamesinin talepten 19 gün geçtikten sonra gerçekleştirilmiş ise de söz konusu işlemin geç yapılmasından kaynaklı olarak davacının herhangi bir zararının bulunmadığı gerekçeleriyle davalı … vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile; kararının yeniden hüküm kurulmak üzere kaldırılmasına davacının davasının reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
Dava, icra memurunun kusurlu işlemi nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı şahıstan olan 10/08/2017 vadeli, 07/07/2017 tarihli senede istinaden 120.000 TL senet alacağı nedeniyle Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/416 D.İş sayılı kararı ile 19/09/2017 tarihinde ihtiyati haciz kararı alındığı, kararın infazı için Mersin 2. İcra Müdürlüğüne 20/09/2017 tarihinde müracaat edip, borçlunun mevduat hesabının bulunduğu İş Bankası Genel Müdürlüğünün elektronik adresine haciz talebiyle birlikte toplam 39 bankaya haciz işlemi için talepte bulunulduğu, 22/09/2017 tarihinde 260 TL posta müzekkere masrafı yatırıldığı, icra müdürlüğünce bankalara 09/10/2017 tarihinde 1. Haciz İhbarnamesi yazıldığı, 11/10/2017 tarihinde borçlunun hesabına o an için hesapta bulunan 218,75 kr. için bloke işlemi uygulandığı, ardından icra müdürlüğünce bu defa da 17/10/2017 tarihli müzekkere ile bankaya hak ve alacaklara ihtiyaten haciz konulması için yazı yazıldığı ve Türkiye İş Bankası Genel Müdürlüğünün 18/10/2017 tarihli cevabı yazısı ile borçlunun hak ve alacağı bulunmadığının bildirildiği ancak dosya kapsamında bulunan İş Bankası Genel Müdürlüğünün 28/05/2018 tarihli yazı ekindeki borçlu …’a ait hesap extresinin tetkikinden, dava dışı borçlunun banka hesabına 04/10/2017 tarihinde … Turizm … isimli bir şirket tarafından yakıt bedeli adı altında 113.820,00 TL para yatırıldığı, söz konusu 113.820,00 TL bedelin aynı gün bir kısmı çekilmek sureti ile bir kısmı da değişik yerlere havale yapılmak sureti ile harcandığı anlaşılmıştır.
Borçlunun üçüncü kişi nezdindeki alacakları taşınır niteliğinde olduğundan, takibin kesinleşmesinden sonra alacaklı, İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 78. ve müteakip maddeleri gereğince üçüncü kişiye yazılacak bir haciz yazısı ile haciz konulmasını isteyebileceği gibi, üçüncü kişiye İİK’nın 89. maddesine göre haciz ihbarı gönderilmek suretiyle de haczini talep edebilir. Borçlunun, üçüncü kişi nezdinde ileride doğması muhtemel alacaklarının haczi ise ancak İİK’nın 78. maddesi kapsamında gönderilecek haciz yazısı ile mümkündür.
Her iki hal, İİK’nın farklı maddelerinde düzenlenmiş olup, hüküm ve sonuçları birbirinden farklıdır. İİK’nın 78. maddesi gereği, 3. kişiye doğrudan haciz müzekkeresi gönderilmek suretiyle borçluya ait hak ve alacaklar üzerine haciz konulması halinde, 3. kişi tarafından yapılması gereken, borçluya ait hak ve alacak var ise haciz gereği işlem yapmak, yok ise haczedilecek hak ve alacak bulunmadığını icra dairesine bildirmektir. İİK’nın 89. maddesinden farklı olarak, 3. kişinin, doğrudan İİK’nın 78. maddesine göre istenen haciz nedeniyle, anılan işlemlerin dışında herhangi bir sorumluluğu bulunmamaktadır. Başka bir anlatımla, haciz yazısına cevap verilmemesi halinde 3. kişi zimmetinde sayılan bir alacak yoktur.
Somut olayda alacaklı tarafından, borçlunun bankalarda bulunan hesabında para olması halinde borç miktarı kadar haciz şerhi konulması için müzekkere yazılmasının 20/09/2017 günlü dilekçe ile talep edilmesi üzerine, icra müdürlüğünce Türkiye İş Bankasına İİK’nın 89. maddesine göre haciz ihbarı niteliğinde olmayıp İİK’nın 78. maddesi kapsamında haciz müzekkeresi niteliğinde yazı yazılması gerekir. Bu nedenle, bu durum, 3. kişi aleyhinde İİK’nın 89. maddesinde yazılı sonuçları doğurmayacağından icra müdürlüğü tarafından İİK’nın 89/1. maddesine istinaden ve aynı zamanda talepten uzun bir süre geçtikten sonra 09/10/2017 tarihinde ve sonrasında ise İİK’nın 89. maddesi kapsamında 17/10/2017 tarihinde haciz müzekkeresi yazıldığı, alacaklının talebi sonrası 04/10/2017 tarihinde dava dışı borçlunun hesabına para yatırıldığı ve aynı gün çeşitli şekillerde yatırılan paranın hesaptan çekildiği, davacının talebinin gereği süresinde ve talebi gibi İİK’nın 78. maddesine uygun olarak yazılsa idi, bu süreçte hesaba girecek paralar üzerine bloke konulmasının mümkün olacağı ve davacının zararının karşılanacağı, oysa hatalı ve kusurlu icra müdürlüğü işlemiyle alacağın tahsil edilemediği anlaşılmış olup davanın kabulünün gerektiği gözetilmeksizin bölge adliye mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 02/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.