Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2020/3654 E. 2022/12439 K. 18.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/3654
KARAR NO : 2022/12439
KARAR TARİHİ : 18.10.2022

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 2. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı davası üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 21/03/2018 günlü kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenilmekle, Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm tesisine ve davanın reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili; müvekkilinin davalı …’den alacağı olan 2004, 2006, 2007, 2008, 2009, 2010, 2011, 2012, 2013, 2014, 2015 yıllarına ait sulama borcunun tahsili için Adana 7. İcra Dairesi’nin 2016/2335 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı tarafından takibe haksız şekilde itirazda bulunulduğunu ve takibin durdurulduğunu, davalı tarafın davacı müvekkilinin kullanmış olduğu tahakkuk fişleri ve sair delil ile sabit olan borcunu ödememek için haksız ve mesnetsiz olarak takibe ve borca itiraz ettiğini belirterek takibe vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesi isteminde bulunmuştur.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre, taşınmazların tamamının DSİ tarafından yapılan kanaletlerden sulandığı, nehirden sulama yapılmadığı, taşınmazların kanaletler dışında sulanma imkanının bulunmadığı, tahakkuk edilen sulama ücretlerinin tarife bedelleriyle uyumlu olduğunun tespit edildiği, bu hususların fen bilirkişi raporuyla da sabit olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince; katılım payı ve su kullanım hizmet bedelinden su kullanıcılarının sorumlu olduğu, su kullanıcısının ise sulama yapan veya yapacak olan gerçek ya da tüzel kişi olduğu hükme bağlanmış olup, buna göre sulama yapılan taşınmazların davalı adına kayıtlı olması ve bu taşınmazlara su verilmiş olması tek başına davalıyı bu borçtan sorumlu tutmak için yeterli olmadığı, somut olayda davalının, davacıdan mal veya hizmet satın almadığını, taraflar arasında bir ilişki bulunmadığını, davalının yurt dışında yaşadığını, taşınmazları kendisinin kullanmadığını savunup, buna ilişkin bir kısım kira sözleşmesi de dosyaya sunduğunu, Yüreğir Kaymakamlığı İlçe, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından gönderilen 18/11/2016 tarihli yazı cevabında, çiftçi kayıt sisteminde (ÇKS) yapılan incelemede, davalı adına alacak ve destek ödemesi kaydına rastlanılmadığının bildirildiği, su kullanım hizmet bedelinden su kullanıcısı sorumlu olup, davacının, suyu davalının kullandığının ispatı gerektiği, davacı tarafça buna ilişkin taraflar arasında düzenlenmiş herhangi bir sözleşme sunulmadığı, davacı tarafça yalnızca tahakkuk fişleri sunulmuş olup, bu belgelerde de davalının imzası bulunmadığı, icra takibine konu suyu davalının kullandığını ve borçtan davalının sorumlu olduğunu davacının ispat edemediği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkeme kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre davacı vekilinin yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK’nun 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK 302/5 ve 373. maddeleri uyarınca dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 36,30 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 18/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.