YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/92
KARAR NO : 2021/4011
KARAR TARİHİ : 30.06.2021
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
MAHKEMESİ : İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki İlk Derece Mahkemesinde görülen 6183 sayılı Kanundan kaynaklanan menfi tespit davasında verilen davanın reddine ilişkin hüküm hakkında Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf isteminin esastan reddine dair verilen kararın, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü.
-K A R A R-
Davacı vekili; müvekkilinin … Çelik Ltd.Şti. (… Makine Ltd.Şti.)’nin ortağı olduğunu, ancak İskenderun 1. Noterliği 24/12/2003 tarih ve 13 sayılı ortaklar kurul kararı ile şirketten ayrıldığını, bu hususun 12/04/2004 tarih ve 602 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinin 272. sayfasında ilan edildiğini, buna rağmen davalı … tarafından davadışı limited şirketin ortağı olması sebebiyle mezkur şirketin borcundan dolayı müvekkiline haciz uygulandığını, ilgili vergi dairesindeki borcun müvekkilinin ortaklıktan ayrılma tarihinden sonraki dönemde oluştuğunu ve müvekkili ile alakasının olmadığını, borcun zamanaşımına uğradığını, davalı idarenin borcun varlığından bahisle maaşın 1/4’üne haciz talep ettiğini belirterek müvekkilinin davadışı limited şirket ile ilgili olarak davalı … dairesine borcunun bulunmadığının, müvekkilinin ilgisi olmayan ve sonradan geriye dönük eksik incelemeye dayalı raporlar ve hukuka aykırı takdir komisyonu kararları ile oluşturulan kamu borcunun müvekkili yönünden hukuka aykırı olduğunun ve zamanaşımına uğramış olduğunun tespitini ve müvekkili aleyhine uygulanan hacizlerin dava sonuna kadar tedbiren kaldırılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın, vergi borcundan kaynaklı yapılan hacizler nedeni ile açılan menfi tespit davası olduğu, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 35. maddesinde, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacakları ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacakları hususunun hüküm altına alındığı, aynı Kanun’un 55. maddesinde; amme alacağını vadesinde ödemeyenlere 7 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun bir “ödeme emri” ile tebliğ olunacağı, 58. maddesinde, ödeme emrine karşı böyle bir borcun bulunmadığı veya kısmen ödendiği veya zamanaşımına uğradığı iddialarıyla 7 gün içinde dava açılabileceği öngörülmüş, 62. maddesinde de;
borçlunun, mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı hükmüne yer verildiği, Türk Vergi Sisteminde, vergi ve benzeri mali yükümlülüklerin tarh ve tahakkuk usulleri 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda, tahsil usulleri ise 6183 sayılı Kanun’da düzenlendiği, bir kamu alacağının tahsil edilebilmesi için öncelikle 213 sayılı yasaya göre tarh ve tahakkuk usulleri ile 6183 sayılı yasaya göre tahsil usullerinin sırasıyla denenmiş olmasının zorunlu olduğu, bu zorunluluğun doğal sonucu olarak, sistematiğin içinde yer alan bir idari işlemin bu amaçla tesis edilebilmesi için bir önceki hukuki durumun tekemmül etmiş olması halinin aranması gerektiği, dolayısıyla bir önceki safha tekemmül etmeksizin bir sonraki safhaya ilişkin idari işlem tesis edilemeyeceği gibi, sistematik içinde yer alan herhangi bir işleme karşı dava açılması durumunda ise önceden kesinleşmiş hukuki durumların yeniden incelenmesinin yasal olarak mümkün olamayacağı, bu amaçla davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ödeme emirlerinin 25/06/2010 tarihinde tebliğ edildiği, bu ödeme emirlerine karışı davacı tarafından dava açılmadığı, haczin ise bu safhadan sonra uygulanan bir işlem olduğu, bu durumda dava konusu haciz işleminin dayanağı ödeme emrinin davacıya tebliğ edilmesi, bu tebliğ üzerine dava açılmaması, devam eden süreçte ise bir sonraki haciz safhasına geçilmesini engelleyecek herhangi bir hukuki durumun doğmadığı hususunun anlaşıldığı belirtilerek, talimat yolu ile Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinden aldırılan bilirkişi raporu, Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 1. Vergi Dairesi’nin 2017/1240 E.-2017/1427 K. sayılı kesinleşmiş ilamı doğrultusunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince, dosya içerisinde bulunan Sayıştay Denetçisinin de içinde bulunmuş olduğu heyet raporu dikkate alındığında söz konusu vergilendirme işlemlerinin davacının henüz davadışı … Çelik Ltd. Şti’nden ayrılmadan önceki döneme ait olduğu, dolayısı ile söz konusu vergi borcundan dolayı davacının sorumlu tutulmuş olmasında herhangi bir yanlışlık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş ve verilen kararda bir isabetsizlik görülmemiş olmasına göre yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün HMK 370/1. maddesi gereğince ONANMASINA, HMK’nın 373. maddesi uyarınca dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesine gönderilmesine ve aşağıda dökümü yazılı 14,90 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 30/06/2021 gününde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.