YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10398
KARAR NO : 2022/10141
KARAR TARİHİ : 13.09.2022
MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Yüksekova 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı, ilk derece mahkemesince, davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, bölge adliye mahkemesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmekle dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, müvekkiline ait ….. Mahallesi 96. Cadde, 1. Sokak’ta … apartmanı isimli binada bulunan ve konut olarak kullanılan 3 numaralı taşınmazın (daire 3) davalı … şirketine 09/03/2016 – 09/03/2017 tarihlerini kapsar şekilde sigortalandığını, 13/03/2016 tarihinde uygulamaya konulan sokağa çıkma yasağında ciddi çatışmaların yaşandığını, bu çatışmalarda binada çıkan yangın sonucunda müvekkiline ait 3 nolu dairenin kullanılmaz hale geldiğini, 30/05/2016 tarihinde davalı … şirketine başvurusu üzerine zararın karşılanması için hasar dosyası açıldığını, beyan ederek fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100.000,00 TL’nin başvuru tarihi olan 30/05/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı … şirketinden tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, davanın yetkili ve görevli mahkemede açılmadığını, dava belirsiz alacak davası koşullarını taşımadığından hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiğini, poliçede eşya teminatı bulunmadığını, beyan yükümlülüğü ihlal edilmek sureti ile önemli hususların sigorta şirketinden bilinçli ve kati olarak saklandığını, ilçede operasyon yapılacağının önceden bilindiğini, poliçenin sokağa çıkma yasağının ilan edildiği ve duyurulduğu tarihlere çok yakın tarihlerde tanzim edildiğini, TTK 1435.maddesinde beyan yükümlülüğünün düzenlendiğini, olayın ani ve beklenmedik olmadığını, zarara neden olan herhangi bir somut terör eylemi ve girişimi olmaksızın devlet müdahaleleri ve operasyonlarının yapıldığını, talebin fahiş olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince dava konusu taşınmaza ilişkin olarak poliçede, Halkbank A.Ş. Yüksekova şubesinin, dain mürtehin alacaklısı konumunda olduğunu bankanın davaya muvakat etmediği belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili karara karşı istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge adliye mahkemesi tarafından davacı vekilinin başvurusu esastan reddedilmiştir. İşbu karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, konut sigortası poliçesine dayalı tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta,ilk derece mahkemesince davaya konu taşınmaza ilişkin olarak, dava dışı Halk Bankası Yüksekova şubesinin konut sigorta poliçesi üzerinde dain mürtehin kaydının bulunduğunu tapu kaydı üzerinde de aynı bankanın ipotek şerhi olduğu anlaşıldığından davanın husumetten reddine karar verilmiş ve bölge adliye mahkemesince de davacının istinaf talebi reddedilmiş ise de dosya temyiz incelemesine gönderildikten sonra davacı vekili 15/04/2022 tarihli ek beyan dilekçesinde; müvekkilinin ilgili bankaya olan kredi borcunu 10/01/2022 tarihi itibariyle tamamen ödediğini,ipoteğin fek edildiğini ve buna ilişkin banka yazısını da dilekçe ekinde sunduklarını, dolayısıyla bankanın muvafakatının olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu kararın bozulması gerektiğini belirtmiştir.Beyan dilekçesine ekli Halk Bankası’nın 10/01/2022 tarihli yazısının incelenmesinde davacı …’nin yazı tarihi itibariyle borcunun kalmadığı, 11/10/2013 tarihinde kullandırılan kredinin teminatına karşılık taşınmaza konulan ipoteğin banka tarafından fek edildiğinin,bildirildiği görülmüştür.
Bu durum karşısında, dain mürtehin tarafından verilen muvafakatin davanın her aşamasında tamamlanabilen dava şartı olduğu gözetilerek, söz konusu muvafakate ilişkin yazı araştırılıp,usulüne uygun olduğunun anlaşılması halinde mahkemece yargılamaya devam edilerek işin esasına girilip davanın sonuçlandırılması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan bölge adliye mahkemesi kararının HMK 373/1. maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve ilk derece mahkemesi kararının HMK 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin de bölge adliye mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.