Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1050 E. 2021/4165 K. 05.07.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1050
KARAR NO : 2021/4165
KARAR TARİHİ : 05.07.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yerel mahkemece verilen gün ve sayısı yukarıda yazılı kararın; Dairemizin 21/01/2021 gün ve 2020/3421 esas, 2021/153 karar sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Süresi içinde davalı şirket vekili tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla HUMK’nun 442-442. maddeleri uyarınca tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek görüşüldü:

-K A R A R-

Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davacının maddi tazminat isteminin kabulüne, manevi tazminat isteminin kısmen kabulüne karar verilmiş; davalı şirket vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizin 21/01/2021 tarihli ve 2020/3421 esas, 2021/153 karar sayılı ilamı ile davalı şirketin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, kararın vekalet ücreti yönünden davalı şirket yararına düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir. Davalı şirket vekili, kararın düzeltilmesini istemiştir.
Mahkemece; yapılan yargılama sonucunda 06/02/2018 tarihli ve aynı heyetten alınan 25/02/2019 tarihli ek kusur raporunda saptandığı şekilde davacının % 30, davalının % 70 oranında kusurlu olduğunun kabulü ile bu raporların hükme esas alındığı, 08/10/2019 tarihli ek hesap raporunda ise davacının maddi tazminat alacağının 98.251,00 TL olarak hesaplandığı, ancak davacının 25/08/2014 tarihinde davayı ıslah etttiği, ve bu itibarla ikinci ıslahın geçersiz olduğu ve 6100 sayılı HMK’nın 26. maddesi uyarınca taleple bağlılık ilkesi gereğince 83.020,00 TL üzerinden maddi tazminatın kabulü gerektiği gerekçesiyle; maddi tazminat yönünden 1.000,00 TL maddi tazminatın kaza, 82.020,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden, 7.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Davalı şirket vekilinin temyizi üzerine, Dairemizin 21/01/2021 tarihli ve 2020/3421 esas, 2021/153 karar sayılı ilamı ile davalı şirketin diğer temyiz itirazlarının reddine karar verilerek, davalı şirket yararına reddedilen manevi tazminat istemi yönünden vekalet ücreti takdir edilmemiş olması nedeniyle kararın düzeltilerek onanmasına karar verilmiş olup, davalı şirket vekilince süresi içerisinde karar düzeltme isteminde bulunulmuştur.
1) Temyiz ilamında bildirilen gerektirici nedenler karşısında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun değişik 440. maddesinde sayılan nedenlerden hiç birine uygun olmayan davalı şirket vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme istemleri reddedilmelidir.
2) Davalı şirket vekilinin diğer karar düzeltme istemine gelince;
a) Davacı dava dilekçesinde davalı yanın tam kusurlu olduğunu açıkça bildirmiş, davaya konu edilen kazada davalı yanın % 70, davacının % 30 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek hüküm tesis edildiği mahkeme kararının gerekçesinde açıkça belirtilmiştir.
Ancak, yargılamada alınan 08/08/2014 tarihli hesap raporunda, ceza dosyasında alınan kusur raporu uyarınca davalı yanın tam kusurlu olduğu kabul edilerek davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı toplam 83.020,00 TL olarak hesaplanmış, bu rapora davalı şirket itiraz etmiş, davacı ise rapora itiraz etmeyerek, 25/08/2014 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat istemini toplam 83.020,00 TL ye yükseltmiştir. Ancak yargılama sırasında yapılan keşfe binaen davacının % 40, davalı sürücünün % 60 oranında kusurlu bulunduğu 24/05/2017 tarihli kusur raporu alınmış, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile işbu rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla alınan 06/02/2018 tarihli kök ve 08/10/2019 tarihli ek heyet raporunda davalı yanın % 70, davacının % 30 oranında kusurlu bulunduğu belirtilmiş, bu heyet raporu uyarınca alınan ek hesap raporunda davalının % 70 oranındaki kusuruna isabet eden tazminat miktarı ise 98.251,00 TL olarak hesaplanmıştır.
Mahkemece, davacının % 30 oranında kusurlu bulunduğu, son alınan kusur raporu kabul edilerek hüküm tesis edildiği kararda açıkça belirtilmesine rağmen, ilk alınan hesap raporunda bilirkişi tarafından kusur indiriminin yapılmadığı gözden kaçırılıp davacının bu rapora göre ıslah ettiği 83.020,00 TL miktarındaki talebiyle bağlı kalındığı belirtilerek, bu miktarın (kusur indirimi yapılmadan) davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Şu halde, mahkemece davacının 25/08/2014 tarihli ıslah dilekçesiyle talep ettiği tazminat miktarı üzerinden davacı yanın kusuru oranında indirim yapılmak suretiyle belirlenecek tutara hükmedilmesi gerekirken, HMK.m.297 maddeye de aykırılık teşkil edecek şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
b) Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT’nin 13. maddesinde “Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için bu Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez” şeklinde düzenlenmiştir. Tarife’nin 10. maddesinin 2. fıkrasında, manevi tazminat davalarında istemin kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği, 4. fıkrasında ise manevi tazminat davasının maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda, manevi tazminat açısından avukatlık ücretinin ayrı bir kalem olarak hükmedileceği düzenlenmiştir.
Davacı, 10.000,00 TL manevi tazminat isteminde bulunmuş, mahkemece istemin kısmen kabulüne karar verilmiş, ancak yargılamada kendisini vekille temsil ettiren davalı şirket lehine reddedilen manevi tazminat yönünden açıklanan bu düzenlemeye aykırı olarak vekalet ücreti takdir edilmemiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440-442. maddeleri gereği yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle davalı şirket vekilinin karar düzeltme isteğinin KABULÜNE, Dairemizin 21/01/2021 gün, 2020/3421 esas ve 2021/153 karar sayılı düzelterek onama ilamının kaldırılmasına ve kararın davalı şirket yönünden açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, davalı şirket vekilinin diğer karar düzeltme istemlerinin yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 05/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.