YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1071
KARAR NO : 2022/17416
KARAR TARİHİ : 21.12.2022
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bingöl 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki ilk derece mahkemesinde görülen tasarrufun iptali davasında verilen davanın kabulüne ilişkin hüküm hakkında tüm davalılar vekilinin başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılan istinaf incelenmesi sonucunda; istinaf isteminin kısmen kabulüne, yeniden hüküm kurulmasına ilişkin kararın, süresi içinde davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalı … Sonakalan’dan alacaklı olduğunu, davalı borçlu aleyhine Elazığ 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/4188 sayılı dosya ile aleyhine icra takibi yapıldığını, takibin kesinleştiğini, davalı borçlunun adına kayıtlı malvarlığına rastlanılmadığını, borçlunun adına kayıtlı Bingöl ili, …, … mahallesi, 330 Ada 21 nolu parselin aynı ada 23 nolu parsel ile tevhidi sonucu birleştirilerek Bingöl ili, …, … mahallesi, 330 Ada 23 nolu parsel sayılı taşınmazın 1/4 hissesi 44.500,00 TL bedelle aynı gayrimenkulde hissedar bulunan diğer davalı … ondan da kendi 1/4 hissesi de eklenerek 1/2 hisse olarak 08.10.2015 tarihinde 45.100,00 TL bedelle …’a devredildiğinin tespit edildiğini beyan ederek davalılar arasındaki tasarrufların iptali ile cebri icra yolu ile alacağın tahsiline yetki verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece; dava konusu taşınmazın davalılardan …’ya 44.500,00 TL karşılığında satıldığı, yargılama esnasında yapılan keşif sonucu dava konusu taşınmazın değerinin ise 770.550,00 TL olduğunun anlaşıldığı, gayrımenkulün tapuda gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında aşırı oransızlık olduğu, bedelin dava ve satış tarihinden sonra yatırılmış olma nedeninin başkaca delillerle desteklenemediği gibi bu şekilde ödemenin muhtemel olarak satışı yasal hale getirme çabası içerisinde değerlendirilmesi gerektiği, kaldı ki davalı …’nın cevap dilekçesine ekli olarak dayandığı 09.09.2015 tarihli “SÖZLEŞMEDİR” ekli belgeden de anlaşılacağı üzere satış bedelinin sözleşme ile birlikte alındığının belirtildiği, diğer ifadeyle satış bedelinin daha sonraki tarihlerde ve hangi miktarlarda ödeneceğine dair yazılı bir içerikte bulunmadığı, ayrıca davacı tanık beyanlarından davalı …’ın davacıya borçlu olduğu hususunun teyit edildiği, dahili davalı … iyi niyetli üçüncü şahıs olduğuna dair savunmada bulunmuş ise de; dava konusu taşınmazda hissedar olan dahili davalının mahallinde keşif sonucu yapılan tespite göre, dava konusu taşınmazın Bingöl Merkez ticari bir alanda bulunduğu, taşınmazın alt katlarında ticari dükkanların bulunduğu, üst katlarında Bingöl Kadastro Müdürlüğü ve mesleki büro olarak kullanılan taşınmaz hakkında dava konusu uyuşmazlığı ve taraflar arasındaki hukuki ilişkiyi bilmediğine yönelik savunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu yöndeki savunmasını ispatlamak için başkaca delil de bildirmediği gerekçesi ile tüm davacının davasının kabulüne, dava konusu Bingöl ili, …, … mahallesi, 330 Ada 21 nolu parselin aynı ada 23 nolu parsel ile tevhidi sonucu birleştirilerek Bingöl ili, …, … mahallesi, 330 Ada 23 nolu parsel sayılı taşınmazın, davalılardan …’a 08.10.2015 tarih 7676 yevmiye nolu işlem ile yapılan satış işlemlerinin, Elazığ 4. İcra Müdürlüğünün 2015/4188 Esas sayılı icra takip dosyasına konu alacak ve fer’ilerini karşılayacak miktarla sınırlı olmak üzere iptali ile, davacı alacaklıya bu sınırlar içerisinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına karar verilmiş, söz konusu karar tüm davalılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesi neticesinde; davalıların davacı alacaklıyı zarara uğratmak amacında ve kötü niyetli olduğu ve tasarrufların bu nedenle yapıldığı dosyadaki delillerden anlaşıldığı mahkemece bu yönden verilen kararda isabetsizlik bulunmadığından davalıların istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak davalı …’in 1/4 payını yine aynı taşınmazda paydaş olan davalı …’e sattığı …’in daha öncesinde aynı taşınmazda 1/4 oranında hissesinin olduğu satın alma ile birlikte 1/4 hissesinin olduğu bu 1/2 hissesinin tümünü diğer dahili davalı …’a sattığı mahkemece bu husus gözden kaçırılarak 1/4 hisse yönünden hükmün tesis edilmesi gerekirken 1/2 hissenin tamamı için hüküm tesis edildiği anlaşılmış olup, davalılar vekilinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince kısmen kabulü ile yeniden hüküm tesisine; davacının davasının kabulüne, Bingöl ili, …, … mahallesi, 330 Ada 10 ve 21 nolu parselin aynı ada 23 nolu parsel ile tevhidi sonucu birleştirilerek Bingöl ili, …, … mahallesi, 330 Ada 23 nolu parsel sayılı taşınmazın, davalılardan …’a 08.10.2015 tarih 7676 yevmiye nolu işlem ile yapılan satış işleminin 09.09.2015 tarih 6821 yevmiye nolu resmi senetteki davalı … ’ya satılan ¼ hisse ile sınırlı olmak kaydı ile Elazığ 4. İcra Müdürlüğünün 2015/4188 Esas sayılı icra takip dosyasına konu alacak ve fer’ilerini karşılayacak miktarla sınırlı olmak üzere iptali ile davacı alacaklıya bu sınırlar içerisinde haciz ve satış isteme yetkisi tanınmasına, karar verilmiş, karar ilamı davalı … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre, davalı … ve … vekilinin aşağıdaki bent dışında yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava İİK.nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İptal davasından maksat İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazıldığı gibi alacağın tahsilini temin için borcun doğumundan sonra yapılan tasarrufların iptaline hükmettirmektir. Özellikle İİK.nun 278.maddede akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir. Buradaki üçüncü kişiden maksat, borçlu ile doğrudan işlem yapan değil, borçlu ile işlemde bulunan kişiden mal veya hakkı satın alan kişi olup uygulamada buna dördüncü kişi denilir. Borçlu ile işlemde bulunmayan dördüncü veya ondan sonraki kişiler hakkında dava açılıp açılmaması davacının isteğine bağlıdır ve bu kişiler yönünden iptal kararı verilebilmesi kötü niyetli olduklarının yani borçlunun alacaklılara zarar verme kastı ile hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduklarının kanıtlanmasına bağlıdır.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3. kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın elden çıkardığı tarihteki gerçek değeridir.
Somut olayda davacı alacaklı tarafından dava konusu gayrımenkulün davalı borçlu tarafından düşük bedel ile davalı … ’ya ondan da dahili davalı 4. kişi …’a devredilmiş olduğu, davalı … ’nın, davalı borçlunun durumunu İİK 280/1 hükmü gereğince bilen ve bilmesi gereken kişi olduğunun anlaşılması, davalıların kötü niyetli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmişse de dosya kapsamına göre dahili davalı 4. kişi yönünden varılan sonuç doğru değildir.
Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre davalı … ile davalı borçlu arasında iş, arkadaşlık, tanıdıklık gibi herhangi bir ilişkinin, kötü niyetinin olduğunun, davacı tarafından ispatlanamamasına göre, davalı … yönünden davanın redddine, davalı … yönünden ise; dava konusu gayrımenkulün davalı … ’dan davalı …’a devredildiği tarihteki gerçek değeri olan 770.500,00 TL nin (1/4 hisse değeri) Elazığ 4. İcra Müdürlüğü’nün 2015/4188 sayılı dosyadaki alacak ve ferileri ile sınırlı olmak üzere tahsiline karar verilmesi gerekirken tüm davalılar yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nun 371/1-a maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA aynı Kanun’un 373/2 maddesi uyarınca, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar Mehmet Hadin Çakırcı ve …’a geri verilmesine 21.12.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.