YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/11972
KARAR NO : 2022/11770
KARAR TARİHİ : 10.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki rücuen tazminat davasının reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan ve davacı tarafından sağlık sigortası yapılmış 3.kişinin yaralandığını, davacı şirketin tedavi amacıyla sigortalıya 3.603,58 TL ödeme yaptığını belirterek, bu bedelin ödeme tarihi olan 21.03.2013’ten işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı SGK Başkanlığı vekili, görev ve husumet itirazında da bulunarak davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; TTK’nın can ve sağlık sigortalarını düzenleyen maddelerinden sonra halefiyetin düzenlenmediği, özel sağlık sigortası yapıp sigortalısına poliçe gereği ödeme yapan davacının sigortalısının halefi olarak davalılara rücu hakkının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, sağlık sigorta poliçesi nedeniyle, trafik kazasında yaralanan sigortalısına tedavi gideri ödemesi yapan davacının ödediği bedelin, zarardan sorumlu olduğu iddia edilen davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
Davacı sigortalısı …’in yolcu olarak bulunduğu aracın maliki, sürücüsü ve trafik sigortacısı olan davalıların, trafik kazası sonucu oluşan zararlardan olan tedavi giderlerinden, zarar gören kişiye karşı sorumlu oldukları her tür izahtan uzaktır. Ancak; davaya konu edilen kazanın gerçekleştiği ve zarar görenin tedavisinin yapıldığı tarih 2013 yılı olduğu için, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun ile KTK’da yapılan değişiklik nedeniyle, trafik kazasından kaynaklanan tedavi giderlerine (belgeli olanlara) ilişkin sorumluluk SGK’ya geçtiğinden, SGK dışındaki davalılar yönünden verilen red kararında bir isabetsizlik yoktur. Ne var ki; SGK dışındaki davalıların sorumsuzluklarının temel nedeni, 6111 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme olduğundan, davacı sağlık sigortacısının halefiyet hakkı bulunmayışına ilişkin mahkeme gerekçesi yerinde olmamıştır.
Diğer yandan; 6111 sayılı Kanun ile KTK’da yapılan değişiklik gereği, trafik kazasındaki yaralanması nedeniyle belgeli tedavi gideri zararı doğan davacı sigortalısı …’e karşı, davalı SGK sorumludur. Davacı … ise, kaza nedeniyle yapılan tedavi için oluşan giderleri, sigorta poliçesi gereği ve sigortalısının verdiği ibraname karşılığında tedaviyi yapan sağlık kuruluşuna ödemiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun “hastalık ve sağlık sigortasına uygulanacak diğer hükümler” başlıklı 1519/2. maddesinde “sigortalının uğradığı hastalık, ilaç ve tedavi giderleri için harcama yapılması gibi gerçek zararların sigortacı tarafından karşılanması öngörülen sağlık sigortalarında, genel hükümler dışında, zarar sigortalarına ilişkin hükümler ile 1500 ilâ 1502 nci madde hükümleri sağlık sigortası hakkında da uygulanır” düzenlemesi yapılmıştır. Bu düzenlemenin sonucu olarak, zarar sigortalarında, sigortacının ödediği tutar kadar sigortalısının haklarına halef olacağını düzenleyen TTK’nın 1472. maddesi, sağlık sigortacısının halefiyeti sonucunu doğurduğundan, davacının halefiyet hakkının bulunduğu kabul edilmelidir. Diğer yandan, Sağlık Sigortası Genel Şartları’nın 11. maddesinde de açıkça, sigortacının halefiyet hakkı düzenlenmiş olup gerek kanun gerekse genel şart düzenlemesi gereği, sağlık sigortacısının halefiyete dayalı olarak zarar sorumlularına rücu hakkı bulunduğundan, davacının halefiyet hakkı bulunmadığı gerekçesi yerinde olmamıştır.
Açıklanan tüm bu hukuksal olgular karşısında; 6111 sayılı Kanun ile tedavi giderleri bakımından SGK’nın sorumluluğu kabul edilmiş olduğundan, davacı sağlık sigortacısının ödediği tutar kadar sigortalısının halefi olarak davalı SGK’dan talepte bulunma hakkının bulunduğu; diğer davalılar içinse, belgeli tedavi gideri niteliğindeki zarardan 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik nedeniyle sorumluluğun son bulmuş olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 10.10.2022 gününde oy birliğiyle karar verildi.