Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1281 E. 2021/5035 K. 20.09.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1281
KARAR NO : 2021/5035
KARAR TARİHİ : 20.09.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesi’nin 05.12.2016 tarih, 2014/23062 Esas ve 2016/11127 Karar sayılı bozma ilamında; “davalının kısıtlanması için açılan Bakırköy 3. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2012/1328 esas sayılı davanın eldeki dava açısından bekletici mesele yapılarak, hasıl olacak sonuca göre taraf teşkili sağlandıktan sonra karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; davanın kabulü ile Bakırköy ilçesi, Kartaltepe mahallesi, Kireçocakları mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan 10 nolu bağımsız bölüm taşınmaz ile ilgili olarak İstanbul 27. İcra Müdürlüğünün 2012/12938 esas sayılı dosyasındaki takibe konu alacak ile sınırlı olmak üzere taşınmaz üzerine haciz ve satış yetkisi tanınmasına karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Bu özelliği nedeniyle iptal davasının dinlenebilmesi için, öncelikle davacının borçludaki alacağının gerçek olması, tasarrufta bulunan kişinin de gerçekten borçlu olması gerekir. Bu nedenle iptal davasında davalı 3.kişi aciz belgesine bağlanan alacağın gerçekte olmadığını savunabilir ve ispat edebilir.
Somut olayda davalı borçlu … vekili, takip konusu alacağın gerçek bir alacak-borç ilişkisine dayanmadığını iddia ederek borçlu olmadığının tespiti için davacı aleyhine açılan menfi tespit davasının devam ettiğini belirterek sonucunun beklenmesini talep etmiştir.
Davalı borçlu … vekili tarafından davacı … aleyhine açılan menfi tespit davasında (İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/1059-2018/512) davanın kabulü ile İstanbul 27. İcra müdürlüğünün 2014/27044 esas sayılı dosyası ile takibe konulan 89.000,00-Tl lik bonodan dolayı keşidecinin Adli Tıp Kurumunun 4. ihtisas Dairesinin 30.09.2016 tarihli raporu doğrultusunda vesayet altına alındığından, temyiz kudretine haiz olmayan bir kişi olması nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, ancak verilen kararın henüz kesinleşmediği anlaşıldığından somut olayın özelliğine göre Mahkemece İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/1059-2018/512 menfi tespit davasının kesinleşmesi beklenerek tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davalı … vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 20/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.