Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1329 E. 2022/15214 K. 22.11.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1329
KARAR NO : 2022/15214
KARAR TARİHİ : 22.11.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … San. ve … Tic. Ltd. Şti vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, davalı borçlu … San. ve Maden Tic. Ltd. Şti hakkında takip yapıldığını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun dava konusu 13063 ada 6 parselinin 13/11/2003 tarihinde davalı …’e satıldığını onunda 29/12/2003 tarihinde davalı …ne sattığını belirterek, bu muvazaalı satış işlemlerinin iptalini talep etmiştir.
Davalı borçlu şirketi vekili, işlemlerin şirket ortağı … tarafından şirket zarara uğratmak amacı ile yapıldığını, mali kriz döneminde dava konusu taşınmazların bedelsiz olarak davalı üçüncü kişilere devredildiğini bu sebeple açılan davanın doğru olduğunu belirtmiştir.
Davalı …. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, davanın hakdüşürücü sürede açılmadığını, takibin kesinleşmediğini davacı banka ile borçlular arasındaki kredi ilişkisinin 2012 yılında başladığını taşınmazın borcun doğumundan önce 2003 yılında devredildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, İİK’nın 277. maddesine göre hakdüşürücü sürenin geçtiğini, BK’nın 19. maddesine göre ise davacının aktif dava ehliyeti olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, davanın tasarrufun iptaline ilişkin olduğunu, İİK’nın 278. maddesine göre “mutat hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez.”
İİY 280. madde ise “Malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun, alacaklılarına zarar verme kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumun ve zarar verme kastının, işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde iptal edilebilir. Şu kadar ki, işlemin gerçekleştiği tarihten itibaren beş yıl içinde borçlu aleyhine haciz veya iflas yoluyla takipte bulunulmuş olmalıdır.” hükmünü içerdiği, yerleşik Yargıtay İçtihatları gereği borcun doğum tarihinin borcu doğuran sözleşmenin yapıldığı tarih olduğunda duraksama olmadığı, dava konusu olayda dava dışı şirketin asıl borçlu, davalı …’nın ise kefil olduğu genel kredi sözleşmeleri yapıldığı, sözleşmelerin ilkinin tarihi iptale konu tasarruftan önce olmasına rağmen icra takibine konu alacağın bu ilk sözleşmeden kaynaklandığı konusu davacı tarafından ispat edilemediği, takip eden en yakın ikinci kredi sözleşmesinin tarihi ise tasarrufun yapıldığı 13/11/2003 tarihinden sonra 21/03/2005 tarihinde olduğu İlk genel kredi sözleşmesinin tarihi 16/06/1997 tarihi olup iptale konu tasarrufun tarihi bu tarihten altı yıl beş ay sonra, takip tarihi ise 2017 yani borcun doğum tarihi 16/06/1997 tarihi kabul edilse dahi takip tarihinden geriye doğru 2 yıllık ve tasarruf tarihinden takip tarihine kadar da 5 yıllık süreler dolmadığı, ilk genel kredi sözleşmesinin imzalanmasından sonra dava dışı şirkete takip eden tarihlerde yeniden kredi kullandırılmış, yapılan kredi sözleşmelerinin limitleri artırıldığı, yeni yapılan kredi sözleşmelerini ilk sözleşmenin devamı kabul edilse, bir kez kredi kullanan borçluların, kredi kullanmaya devam ettikleri sürece eski borçlarını ödemiş olsalar dahi malları üzerinde hiç tasarruf edememesi sonucunu doğuracağı bununda hukuka uygun olmadığı, davacının davasını BK 19. maddesine de dayandırdığı ancak borcun doğum tarihini ispat edemediği gibi 2003 yılında yapılan devirlerin bu sözleşmeler nedeni ile muvazaalı olarak alacaklılardan mal kaçırmak için yapıldığına ilişkin delil de sunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ve davalı … ..ltd.Şti vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, BK’nun 19. maddesi gereğince açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.
Gerek BK’nun 19. maddesine gerek İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davalarının görülebilmesi için davacının borçludan bir alacağının olması ve bu alacağın iptali istenilen işlemden önce doğmuş olması gerekir.
Somut olayda, dava dayanaklarından Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2012/10609 sayılı takip dosyasındaki alacağın dayanağı olarak 16/06/1997-21/02/2005 ve 17/07/2008 tarihli kredi sözleşmelerine dayanılmıştır. Kredi Genel Sözleşmeleri, cari hesap şeklinde işleyen sözleşmeler olduğundan bankalar, sözleşmenin geçerlilik süresi içinde ve sözleşmede kararlaştırılmış limit içinde vereceği krediyi sürekli tekrarlamaktadırlar ve böylece kredi alan, aldığı krediyi zamanında ödemek suretiyle (yeniden sözleşme imzalamaya gerek duymaksızın) kredi isteyebilmektedir. Daha açık bir anlatımla, geri ödeme yaptığı nispette tekrar kredi kullanmaktadır. Yani, kredi kapatılmamaktadır ve yenilenmemektedir. Bu nedenlerle mahkemenin kabulünün aksine borcun 16/06/1997 tarihinde doğduğu ve muvazaalı işlemin ise bu tarihten sonra yapıldığının kabulü gerekir. Ancak belirtilen takip dosyası ile ilgili olarak davalı borçlular borca itiraz ettiği ve itirazın iptali davasının Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/3 Esas sayılı dosyasından devam etmekte olduğu anlaşıldığından, davacının borçludan alacaklı olup olmadığının tespiti yönünden bu davanın sonucunun beklenmesi gerekmektedir.
Yapılacak iş, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/3 Esas sayılı dosyasının kesinleşen sonucunun beklenerek davacı bankanın alacağının varlığının anlaşılması halinde diğer muvazaa koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular dikkate alınmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdr.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile şimdilik sair yönler incelenmeksizin hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalıya geri verilmesine 22/11/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.