YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13503
KARAR NO : 2022/11721
KARAR TARİHİ : 06.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki sigorta tahkim davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı itirazın kısmen kabulüne dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 25.04.2018 tarihinde davalının trafik sigortacısı olduğu araç ile müvekkilinin yolcusu olarak bulunduğu aracın karıştığı trafik kazası neticesinde yaralandığını belirterek, belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.107,00 TL rapor ücretinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep arttırım dilekçesi ile birlikte sürekli iş göremezlik tazminat talebini 70.233,91 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Hakem Heyeti tarafından, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; başvurunun kabulü ile 70.233,91 TL’nin 14.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigortadan tahsiline karar verilmiş; karara davalı vekili tarafından itiraz edilmiştir.
İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı yaptığı hesaplamada kullanılan yaşam tablosuna yönelik itirazın kabulüne, diğer itirazların reddine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılarak yeniden karar oluşturulmasına; başvuru sahibinin talebinin kısmen kabulüyle 69.558,00 TL sürekli maluliyet tazminatının 14.10.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigortadan tahsiline dair verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davaya konu kazaya ilişkin kaza tespit tutanağında, davacının içinde bulunduğu araç sürücüsü “önlerinde giden aracı yeterli ve güvenli mesafeden takip etmeme” kusurundan dolayı kazada %100 kusurlu bulunmuş, davalı sigortalı araç sürücüsünün ise kusurunun olmadığı kanaatine varılmıştır.
İtiraz Hakem Heyetince yapılan yargılama neticesinde hükme esas alınan 16.12.2020 tarihli trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen kusur raporunda, davalı sigortalı araç sürücüsü “doğrultu değiştirme ve manevra yanlış yapma” kuralını ihlal ettiği %100 kusurlu olduğu; davacının içinde bulunduğu araç sürücüsünün kusurunun olmadığı belirtilmiştir..
Davacı yolcu kusursuzdur, kusura göre karar verilmez ancak davalı kusursuz olduğunu iddia ediyorsa bu durumda rapor alınması gerekir.
Kaza tespit tutanağı ile hükme esas alınan bilirkişi raporu çelişkili olup, mahkemece bu çelişki giderilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Bu durumda kaza tutanağı ile kusur bilirkişisi raporundaki kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi, İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi kurulundan dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve önceki bilirkişi raporu, ceza dosyası da getirtilerek beyanlar ve dosya içerisine alınan raporlar da incelenerek kusur konusunda çelişkileri giderici, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu biçimde eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008- 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak Çukurova Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 27.12.2019 tarihli maluliyet raporunda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %8 sürekli maluliyetinin, 4 ay iyileşme döneminin olduğu belirlenmiş, hükme esas alınmıştır. Anılan maluliyet raporunun kaza tarihine uygun yönetmeliğe göre düzenlenmediği anlaşılmaktadır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Buna göre,muayenesi yapılarak, maluliyet oranının tespiti açısından kaza tarihi itibari ile yürürlükteki Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun şekilde usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olacak şekilde davacının maluliyet derecesi ve oranının belirlenmesi amacıyla, önceki raporun da irdelendiği, ATK İhtisas Kurulundan ya da üniversitelerin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından yeni bir rapor alınıp, (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre, Sigortacılık Kanunu’nda 30/17 maddesi ile 19.01.2016 tarihli ve 29598 Resmi Gazete’de yayımlanarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesine “Tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir.” hükmü eklenmiştir. Heyetçe verilen kararda davacı lehine hükmedilecek vekalet ücreti için Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 17. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi, ancak hesaplanan miktarın karar tarihinde AAÜT’de belirlenen maktu ücretin altında kalması halinde maktu ücrete hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2), (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06.10.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.
.