Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1362 E. 2021/9433 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1362
KARAR NO : 2021/9433
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlu …Kum Ltd. Şti hakkında takip yaptıklarını, borçlunun alacağı karşılayacak mal varlığı olmadığını, dava konusu araçları mal kaçırma amacı ile borçlu şirketin sahibi olan dava dışı Yusuf Nasunoğlu’nun bacanağı olan …’in şirketi diğer Güleray Nakliyat Ltd. Şti’ne devredildiğini, bu tasarrufların iptalini talep etmiştir.
Mahkemenin davanın kısmen kabulüne ilişkin kararı Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin 24.10.2017 tarih 2015/3395 Esas 2017/9512 Karar sayılı ilamı ile davalı üçüncü kişi şirket vekilinin, dava dayanağı borcun gerçek olmadığını, borçlunun dava konusu araçların satışından sonra husumet oluştuğu, muvazaalı borçlar yarattığını iddia ettiği, mahkemece bu konuda inceleme yapılmak üzere iki bilirkişi raporu alındığı, 11.05.2012 tarihli ilk raporda davacı alacaklının ticari defterlerine ulaşılamadığından, borçlu ile olan cari hesap ilişkisini gösteren başlıksız bir bilgisayar çıktışı üzerinden inceleme yapıldığı, ikinci 12.05.2014 tarihli raporda ise sadece alacaklının ticari defterleri üzerinde incemele yapıldığı defterlerin usule uygun olarak tutulmadığı ancak borçlunun çekleri ödediğine ilişkin bilginin yer almadığı belirtildiği, alınan raporlar hükme elverişli nitelikte olmadığından, mahkemece hem alacaklı hemde borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde karşılaştırmalı olarak inceleme yapılarak takip konusu borcunun var olup olmadığı ve neye ilişkin olduğu tesbit edilerek, sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozmadan sonra mahkemece, alacağın gerçekliğinin ispatlanmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
1.Tasarufun iptali davalarının görülebilmesi çin diğer dava koşullarının yanında, dava dayanağı alacağın gerçek olması gerekir.Bu koşulun gerçekleşmesi için davacı alacaklı ile borçlunun anlaşarak, aslında gerçek olmayan bir alacağın varmış gibi muvazaalı bir ilişki yaratarak, aralarında bir alacak -borç ilişkisi varmış gibi takibe geçilmesi ve nihayeyi amaç olarak borçlu ile üçüncü kişi arasında gerçekleşen tasarrufun iptalini sağlayabilmektir. Böyle bir durumda davalı üçüncü kişi alacağın gerçekte var olmadığını, muvazaalı olarak yaratıldığını ileri sürebilir.

Somut olayda, davalı üçüncü kişi davacı alacaklı ile borçlu arasındaki alacak ilişkisinin gerçek olmadığını iddia etmiştir. Bozma ilamından önce davacı tarafından sunulan kayıtlar üzerinden inceleme yapılmış, bozma ilamında davalı borçlunun da kayıtlarının incelenmesi istenilmiştir.Yapılan incelemelerde borçlunun kayıtlarına ulaşılmamıştır. Davacının sunduğu faturalardan, davacı alacaklı ile borçlu arasında bir ticari ilişkinin olduğu davacının nakliyeci olarak borçlunun faaliyet alanına ilişkin malzemelerini taşıdığı, 29.2.2008-28.11.2008 tarihleri arasında toplam 48 adet fatura bedeli olarak 851.609,01 TL lık alışveriş yapıldığı, son olarak 79.569,25 TL borcun kaldığı, takip dayanağı 05.12.2008 tarihinden başlayan çeklerin kayıtlarda yer aldığı, sunulan faturalar ile diğer belgelerin birbirini teyit ettiği anlaşılmıştır. Bu halde davacının kayıtlarındaki resmi işlemlerin var olmaması, alacağın danışlı bir başka deyişle gerçek olmadığını göstermez.
Bu nedenlerle, mahkemece işin esasına girilip, İİK’nın 278-279-280 madde koşullarının var olup olmadığı değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı
dır.
2.Kabule göre, dava koşulu olmadığından red edildiğine göre karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7.maddesine göre davalılar lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi de isabetsizdir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminni kabulü ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 30/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.