YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1379
KARAR NO : 2021/4489
KARAR TARİHİ : 13.09.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVALILAR : 1-… Mirasçıları; …
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava; İİK 277 ve devamı maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 16.07.2018 tarih, 2016/2759 Esas ve 2018/7167 Karar sayılı bozma ilamında; “Dava konusu takip dosyasında; 13/10/2010 tarihinde davalı borçlu …’nın hissedar olduğu taşınmaza haciz şerhinin işlendiği ve yapılan kıymet takdirinde davalı borçlu Münire’nin hissesine düşen payının 3.140,00 TL olduğu böylece davacı alacaklının alacağını karşılamadığı, ancak icra takip dosyasında davalı borçlu hakkında adresinde yapılan bir haciz bulunmadığı, bu durumda; İİK 105 anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde bir haciz tutanağının olmadığı, takip dosyası kapsamından taşınmaz hissesi haczi dışında bir haczin bulunmadığı anlaşıldığından davacı alacaklıya borçlu adına düzenlenmiş kat’i aciz belgesi sunması için makul bir süre verilmesi, kat’i aciz belgesi sunulduğu takdirde dava konusu tasarrufların iptaline aksi halde davanın önşart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre;davacı vekiline kesin aciz vesikası sunmak üzere iki haftalık süre verilip, sunulmaması halinde davanın önşart yokluğu nedeniyle reddine karar verileceği ihtar edilmiş, takip eden celsede davalı vekili …’nın veraset ilamı ibraz ettiği ve mirasçıların vekaletnamelerini sunduğu, davacı vekilinin ise verilen sürede kesin aciz vesikasını sunamadığı görüldüğünden davanın önşart yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İİK’nun 282. maddesi hükmü gereğince tasarrufun iptali davalarında, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunulan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gereği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır.
Somut olayda, davalı borçlu …’nın eldeki dava açıldıktan sonra 13/07/2018 tarihinde vefat ettiği, mirasçıların ise Gölcük 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin
2012/87 Esas sayılı dosyasından mirasın hükmen reddi için dava açtıkları, ancak davanın henüz derdest olduğu ve karar verilmediği anlaşılmaktadır. M.K.’nun 605 ve devamı maddeleri uyarınca zorunlu hasım olan borçlunun en yakın mirasçıları mirası reddettiğinde terekenin iflas hükümlerine göre tasfiyesi gereklidir. Bu durumda, anılan mirasın hükmen reddine ilişkin Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/87 Esas sayılı dosyasında mirasın reddine karar verilmesi halinde; kararın kesinleşmesi beklenerek mahallin Sulh Hukuk Hakimine durum bildirilerek mirasın iflas kurallarına göre tasfiyesi sağlanmalı, anılan mahkemece atanacak ve yetkilendirilecek tereke temsilcisinin huzuru ile davaya devam olunmalıdır. Mirasın tasfiyesi işlemleri talebe bağlı işlemler olmayıp mirasın reddedildiğinin anlaşılması ile res’en yapılması gereken işlemlerdendir. Talep üzerine yapılabilirliği bu özelliğini ortadan kaldırmaz. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin 27.1.1995 gün ve 1995/13145,1995/947; HGK’nun 29.1.1975 gün 1682-100 ve 3.7.2002 gün 15/572-577 sayılı kararları aynı doğrultudadır) Ayrıca yine murisin ölüm gününde terekenin borca batık olduğunun şayi ve sabit olması durumunda da miras reddedilmiş olacağından ve bu tespit için sınırlayıcı bir süre yasaca öngörülmediğinden bu yönüyle de mahkemece işlem yapılması imkanı vardır. Ayrıca mirasın hükmen reddine karar verilmesi durumunda; miras iflas hükümlerine göre tasfiye edileceğinden davacının aciz belgesi sunmasına da gerek kalmayacaktır. Bu durumda Mahkemece; Gölcük 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/87 Esas sayılı dosyası beklenerek; mirasın reddine karar verilmesi ve kararın kesinleşmesi halinde usuli işlemlerin yerine getirilip taraf teşkili temin edildikten sonra, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13/09/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.