Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/13827 E. 2022/10766 K. 26.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/13827
KARAR NO : 2022/10766
KARAR TARİHİ : 26.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 17/08/2020 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararı kaldırılmak suretiyle yeniden hüküm kurularak başvurunun süre yönünden reddine dair verilen 17/12/2020 tarih ve 2020/İHK-28319 sayılı kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya incelendi, gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 30/07/2017 tarihinde davalıya trafik sigortalı ve davacının yolcu olduğu aracın yaptığı tek taraflı trafik kazası sonucunda davacının yaralanarak %62 oranında malul kaldığını, davalı tarafından yapılan ödemenin gerçek zararı karşılamadığını, davalıya yapılan başvurunun reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla belirsiz alacak olarak 50.000,00 TL tazminatın 01/02/2020 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 09/10/2020 tarihli dilekçesiyle talebini 149.799,48 TL ye artırmıştır.
Davalı vekili; Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru üzerine %32 maluliyet oranı üzerinden tazminatın sulhen ödenerek müvekkilinin ibra edildiğini, artan maluliyet iddiasıyla müvekkili şirkete yapılan başvuru üzerine ibraz edilen 08/07/2019 tarihli raporda belirlenen %62 oranını kabul etmediklerini, aldıkları medikal raporda Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre olması gereken oranın %23 olarak belirlendiğini, bu orana denk gelen tazminatın da davacıya ödendiğini, kişisel müracaatla alınan raporun hükme esas olamayacağını, müvekkili ibra edilmiş olup sorumlulukları kalmadığını belirterek, başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince; davacı tarafından başvuruda sunulan 08/07/2019 tarihli rapor ile medikal rapor arasındaki çelişkinin incelenerek maluliyet oranının tespitine ilişkin alınan 02/10/2020 tarihli raporda, maluliyet oranının Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliği uyarınca davacının maluliyet oranının %38 olarak belirlendiği, davacı vekilinin poliçe limitini dikkate alarak talebini artırdığı, davalının rapora karşı bir beyanda bulunmadığı, davacının yolcu ve kazanın tek taraflı olması nedeniyle kusur raporu alınmasına gerek olmadığı, ibraname yönünden 2 yıllık hak düşürücü sürenin dolmadığı gerekçesiyle, başvurunun kabulü ile 149.799,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 03/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili itiraz yoluna başvurmuştur.
İtiraz Hakem Heyetince; 16/05/2018 tarihli ibranamenin 22/05/2018 tarihli ödemeyle geçerli hale geldiğinin kabul edilmesi halinde, Cumhurbaşkanı kararı ile sürelerin başladığı 13/04/2020 tarihinden 22/05/2020 tarihleri arasındaki 40 günlük sürenin durduğu, bu durumda davacının durma süresinin sona erdiği 15/06/2020 tarihinden itibaren 40 gün içinde (en geç 25/07/2020 tarihinde) davasını açması gerektiği, davanın ise 17/08/2020 tarihinde açılması nedeniyle ibraname üzerinden 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle; davalının itirazının kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak başvurunun reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
26/03/2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesi;
“(1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;
a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden,
b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.
(2) Aşağıdaki süreler bu maddenin kapsamı dışındadır:
a) Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri.
b) 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler.
c) 6100 sayılı Kanunda düzenlenen ihtiyati tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler.
(3) 2004 sayılı Kanun ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlar kapsamında;
a) İcra ve iflas daireleri tarafından mal veya haklara ilişkin olarak ilan edilmiş olan satış gününün durma süresi içinde kalması halinde, bu mal veya haklar için durma süresinden sonra yeni bir talep aranmaksızın icra ve iflas dairelerince satış günü verilir. Bu durumda satış ilanı sadece elektronik ortamda yapılır ve ilan için ücret alınmaz,
b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,
c) Konkordato mühletinin alacaklı ve borçlu bakımından sonuçları, durma süresince devam eder,
ç) İcra ve iflas hizmetlerinin aksamaması için gerekli olan diğer tedbirler alınır.
(4) Durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dâhil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları;
a) Yargıtay ve Danıştay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu,
b) İlk derece adli ve idari yargı mercileri ile bölge adliye ve bölge idare mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu,
c) Adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı, belirler.” şeklindedir.
Maddede belirtilen sürelerin 15/06/2020 tarihine kadar (bu tarih dahil) uzatılmasına dair Cumhurbaşkanı Kararı 30/04/2020 tarihli Resmi Gazede yayınlanarak yürürlüğe girmiş olup, kararın ilgili bölümü şöyledir:
“Madde 1- (1) Covid – 19 salgın hastalığının ülkemizde yayılmasını ve yargı alanında doğabilecek hak kayıplarını önlemek amacıyla; 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun geçici 1 inci maddesinin 1 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen DURMA SÜRESİ, 4734 sayılı Kamu İhale Kanununda öngörülen zorunlu idari başvuru yoluna ilişkin süreler hariç, 1/5/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/6/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığının yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.”
Yukarıdaki açıklandığı şekilde, 7226 Sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13/03/2020 ve 15/06/2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri ile aynı Kanun’da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir.
Ayrıca sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte kalan süre 15 günden az ise ayrıca bu süreler 15 güne uzatılmıştır. Sonuç olarak 95 günlük bir durma süresi gerçekleşmiş ve bu 95 günlük sürenin sonunda kalan süre 15 gün veya daha az ise kalan süreler 15 güne tamamlanarak süre uzatımı yapılmıştır. Kalan süre 3 gün ise bu 3 gün yerine 15 gün uygulanacak ama bu üç güne 15 gün eklenerek 18 gün uygulanmayacaktır.
Somut olayda; 16/05/2018 tarihli ibranamenin ödemenin yapılması durumunda geçerli olacağı kabul edilmiş olup, davalının ödeme yaptığı tarih olan 22/05/2018 tarihinden itibaren KTK’nın 111. maddesinin 2. fıkrası uyarınca 2 yıllık sürenin dolduğu 22/05/2020 tarihine 95 gün eklendiğinde, sürenin bitimi 25/08/2020 tarihidir. Davacının başvuru tarihi ise 17/08/2020 tarihi olmakla, 2 yıllık hak düşürücü süre dolmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davalının diğer itirazları değerlendirilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle başvurunun reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 26/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.