YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1395
KARAR NO : 2021/4290
KARAR TARİHİ : 07.07.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
MAHKEMESİ : … 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
MAHKEMESİ : … 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı asıl ve birleşen davaların kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde tüm davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Yargıtay 17 Hukuk Dairesinin 15.02.2017 gün, 2014/23134 E- 2017/1496 K sayılı bozma ilamında “ … gayrımenkulü satın alan davalı …, … ve davalı borçlu … arasında akrabalık ilişkisinin olması, gayrımenkulü daha sonradan satın alan … ve … açısından da davalı 3.kişinin borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olup olmadığı hususunun dava konusu tasarrufun İİK 280/1 madde gereğince iptale tabi olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı ve herhangi bir gerekçe göstermeksizin davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.”.” gerekçesi ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde; asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm süresi içerisinde tüm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararında belirtilen gerekçelere göre((ilk kararla oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek) tüm davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
İİK.nun 282. maddesi gereğince iptal davaları borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan veya borçlu tarafından kendilerine ödeme yapılan kimseler ile bunların mirasçıları aleyhine açılır. Ayrıca, kötü niyetli üçüncü şahıslar hakkında da iptal davası açılabilir.
Doğrudan doğruya borçludan değil de, borçlunun sattığı şahıstan mal iktisap edenler hakkında iptal kararı verilebilmesi; ancak kötü niyetli olduklarının kanıtlanması halinde mümkündür. Kötüniyetten maksat, borçlunun durumunun satın alan tarafından bilinmesi veya bilinebilecek durumda olmasıdır. Kötü niyeti kanıtlama yükümlülüğü ise davacı alacaklıya düşer. Kötüniyetin kanıtlanamaması halinde dava İİK’nun 283/2. maddesine göre bedele dönüşür.
İİK’nın 283/II maddesine göre de iptal davası, üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değerler nispetinde üçüncü şahıs nakden tazmine (davacının alacağından fazla olmamak üzere) mahkûm edilmesi gerekir. Bu ihtimalde 3.kişinin sorumlu olduğu miktar, elden çıkarılan malın o tarihteki gerçek değeridir. Bir başka anlatımla dava ve tasarrufa konu malı elinde bulunduran şahsın kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde dava tümden reddedilmeyip borçlu ile tasarrufta bulunan şahıs tasarrufa konu malı elinden çıkardıkları tarihteki gerçek değeri oranında ve alacak miktarı ile sınırlı olarak tazminata mahkum edilmeleri gerekir.
Somut olayda; dava konusu Kocaeli İli, … İlçesi, … Mahallesi 4628 adai 11 parsel sayılı taşınmaz davalı borçlu … tarafından önce eşi …’ya ondan oğuları …’ya devredilmiş, … tarafından da … ’a, … tarafından da davalı … …’e devredilmiştir.
Bozma ilamında; davalı … ‘nin davalı borçlunun oğlu ve …’in davalı borçlunun eşi olması sebebi ile iptale tabi olduğu, davalı … ve …’ın da davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişilerden oup olmadığının araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Mahkemece bozma sonrasında yapılan yargılama neticesinde davalı … …’ın dava konusu gayrımenkulü davalı borçlu …’ın borçlarına karşılık aldığını beyan etmesine, davalı borçlunun da davalı … …’a borçlarıma karşılık devrettim beyanına göre davalı …’nin davalı borçlunun durumunu bilen ve bilmesi gereken kişi olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu gayrımenkulü davalı …’ …’dan satın alan … … ile ilgili ise; dava konusu gayrımenkulün satış bedelini ödediğine dair dosyaya belge sunamaması, tapuda gösterilen değeri ile gerçek değeri arasında misli aşan fark olduğunun anlaşılması ve davalı … … ile aynı memleketli olmaları, davalı … …’ın davalı borçludan alacağının bulunması gerekçesi ile davalı … …’in de davalı borçlunun durumunu bilebilecek durumda olduğu gerekçesi ile davalı … yönünden de davanın kabulüne karar verilmişse de dosya içerisinde yer alan bilgi belge ve beyanlara göre davalı … …’in davalı borçlu … ‘nun durumunu İİK 280/1 hükmü gereğince bilen ve bilmesi gereken kişi olduğunun davacı tarafından ispat edilememesine göre davalı … yönünden davanın reddine davalı … … yönünden de dava konusu gayrımenkulün davalı …’a devredildiği tarihteki gerçek değeri üzerinden tazminata hükmedilmesi gerekirken, davalı … yönünden davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle tüm davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle tüm davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 07/07/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.