Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14380 E. 2021/10219 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14380
KARAR NO : 2021/10219
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı … aleyhine 06/04/2016 tarihli dilekçe ile trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle maddi tazminat istenmesi üzerine Uyuşmazlık Hakemince yapılan inceleme sonucunda; başvurunun reddine dair verilen kararın davacı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince davacı vekilinin itirazının reddine dair verilen 16/08/2016 tarih ve 2016/İHK-2064 sayılı kararın davacı vekilince süresi içinde temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği görüşüldü.

KARAR

Davacı vekili; davacının eşi olan destek …’in, sevk ve idaresindeki … sigortası bulunmayan traktör ile tarlasındaki fidanları sulamaya çalıştığı esnada, tarlanın eğimli olması nedeniyle, traktörün kontrolden çıkması sonucunda 06/05/2007 tarihinde meydana gelen kazada traktörün altında kalarak hayatını kaybettiğini, davalı … Hesabına 03/03/2016 tarihinde yapılan başvurunun 09/03/2016 tarihinde reddedildiğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 41.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti, 14/05/2016 tarih ve 2016/13838 sayılı kararı ile kazalı traktörün 06/05/2007 tarihinde tarla vasıflı, taşıt trafiği için kullanılmayan özel mülkte karıştığı ve başvuru sahibinin desteği sigortasız araç sürücüsünün ölümü ile sonuçlanan kazanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununa göre; karayolu sayılan alanlar ve karayolu trafik bağlantısı olan yerde meydana gelmediği görüşünden hareketle, uyuşmazlık konusu talebin teminat kapsamı dışında kaldığı belirtilerek, tazminat talebinin reddine karar vermiş; söz konusu karara karşı davacı vekili tarafından yapılan itiraz Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyetince reddedilmiş, İHH kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince 6100 sayılı HMK’nun 345 ve 352. maddeleri uyarınca iki haftalık sürede yapılmayan istinaf başvurusunun reddine ilişkin verilen hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/12/2019 tarihli ve 2018/2521 esas ve 2019/12433 karar sayılı kararı ile “ Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararının; Komisyonca davacı vekiline 29/08/2016 tarihinde tebliğ edilmiş
olup, söz konusu kararın, kararı taraflara tebliğ etmek ve saklamakla görevli … Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesince usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, bu nedenle … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesince, davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti kararına yönelik istinaf başvurusunu yaptığı tarihin İtiraz Hakem Heyeti kararını öğrendiği tarih olduğu ve istinaf başvurusunun süresinde yapıldığı kabul edilerek; işin esasına girilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken kararda yazılı olduğu şekilde istinaf başvurusunun reddine karar verilmesinin doğru olmadığı” şeklindeki gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
1-Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 19/06/2020 tarih, 2019/4-2019/1 sayılı kararı ile 5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi ile kurulan sigorta tahkim komisyonu itiraz hakem heyetinin bölge adliye mahkemelerinin faaliyete başladığı 20/07/2016 tarihinden sonra itiraz üzerine verilen kararlarının temyiz kanun yoluna tabi olduğu kararlaştırıldığından, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 16/12/2019 tarih, 2017/659 E.- 2018/168 K. sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/12/2019 tarihli ve 2018/2521 E.-2019/12433 K. sayılı kararları kaldırılmak suretiyle ve davacı vekilinin İtiraz Hakem Heyeti kararına yönelik istinaf başvurusu da temyiz başvurusu olarak dikkate alınmak suretiyle temyiz isteminin incelenmesi gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalmaya dayalı tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 2. maddesinde bu Kanunun, karayollarında uygulanacağı belirtildikten sonra, bu kural biraz daha genişletilerek aynı maddenin (a) ve (b) fıkralarındaki durumlarda da uygulanabileceği öngörülmüş; karayolu tanımına girmediği halde genel trafiğin kullanımına açık olan yerler “karayolu gibi” kabul edilmiştir.
Bu bağlamda, karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu haliyle, toplu trafiğin bulunduğu yerler ile karayoluyla bağlantısı olan yerlerin de bu kapsama alındığı belirtilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler gereğince kamunun yararlandığı tüm yollar karayolu tanımı içindedir. Bu açıdan karayolunda taşıt trafiğine kamu yönetimince izin verilip verilmemesi önemli olmayıp fiilen bu amaçla kullanılması yeterlidir. Yine karayolu zemininin asfalt, beton, taş veya toprak olması arasında herhangi bir fark bulunmamaktadır. Bu açıdan köy, orman, dağ, tarla ve yayla yolları da karayoludur.
Somut olayda; zorunlu mali sorumluluk sigortası bulunmayan traktörün tarla içinde devrilmesi sonucu davacıların desteği altında kalarak vefat etmiştir.
Yukarıda da açıklandığı üzere; Karayolları Trafik Kanunu’nun uygulanması için kazanın mutlaka karayolunda meydana gelmesi gerekmeyip, karayolu ile bağlantısı olan bir alanda da meydana gelmesi halinde de karayolunda meydana gelmiş gibi kabul edilmektedir.
Bu nedenle meydana gelen zarar teminat kapsamındadır. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, zararın teminat kapsamında olduğu kabul edilerek toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile talebin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, … Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi’nin 16/12/2019 tarih, 2017/659 E.- 2018/168 K. sayılı ve Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 24/12/2019 tarihli ve 2018/2521 E.-2019/12433 K. sayılı kararlarının KALDIRILMASINA; Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırıldığından ve bu kararın dayanağı olan İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu temyiz dilekçesi olarak değerlendirildiğinden; davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenlerle İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.