YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14442
KARAR NO : 2021/10829
KARAR TARİHİ : 22.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 14/12/2021 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalılar vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri inlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, 16/08/2009 tarihinde davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu aracın davacı idaresinde bulunan motosiklete çarpması sonucu davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 97.832,90 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar vekili kusur oranını ve talep edilen tazminatı kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava dışı sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemelerin mahsubu ile kalan 42.065,87 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hükmüne uyulan Yargıtay 17.Hukuk Dairesi’nin 25/11/2014 gün ve 2013/10936 E.-2014/16856 K. sayılı ilamında “maluliyet oranının tespiti ve maluliyetinin dava konusu kaza ile illiyetine ilişkin Adli Tıp Kurumu veya Üniversite hastanelerinin adli tıp kürsüsünden rapor alınması gerektiği ve davacının zararının hesaplanmasında bakiye yaşam süresinin … 1980 tarihli tabloya göre belirlenmesinin hatalı olduğu” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonrasında mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 2.478,39 TL geçici iş göremezlik tazminatının, 92.712,42 TL sürekli-daimi iş göremezlik tazminatının ve 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacının geçici iş göremezlik bakıcı gideri istemine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince yapılan yargılamada toplanan delillerin takdirinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; konusunda uzman bilirkişi heyeti tarafından, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen rapordaki maluliyet oranının benimsenmesinde bir usulsüzlük
bulunmamasına göre davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK’nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır.
Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur.(BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(BK 163/2).
Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1).
Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.
Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.(BK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur.(BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa’nın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa’nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1. maddesinde de, “sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalı sigortalının aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğundan, somut olayda; davacı … yargılama sırasında 54.338,50 TL ödeme karşılığında 24.05.2011 tarihli ibraname ile davalı sigorta şirketini ibra etmiştir.
Davalı sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı 54.338,50 TL ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde davalı sigortalı; poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır. (aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle) Eğer limitin
altında bir zarar varsa davalı sigortalı ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır.
Bu durumda mahkemece, öncelikle bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemindeki yanlışlığın giderilmesi için rapor alınması sonrası ortaya çıkacak tazminat miktarında yapılan ödeme ve ibraname dikkate alınmak suretiyle, davacı tarafından verilen 05.03.2010 tarihli ibranamenin davalı sigortalıya etkisi ile sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi yapılırken, davacının gerçek zararı, davalı sigorta şirketi tarafından kaza tarihindeki teminat limitinin altında bir ödeme yapıldığı, kaza tarihi itibari ile trafik sigortası teminat limitinin 150.000,00 TL olduğunun ve yargılama sırasında düzenlenen ibranamenin sirayetinde davalı sigortalının hukuki durumu gözönüne alınarak teminat limiti kadar sirayet edip etmeyeceğinin tartışılarak, hüküm kurulması gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
3-Kabule göre, mahkeme tarafından bozmadan önce yürütülen yargılamada alınıp hükme esas kabul edilen 22.02.2012 tarihli aktüerya raporunda, geçici işgöremezlik tazminatı hesaplanmadan, 2012 yılı verilerine göre (%41,2 maluliyet oranı üzerinden), davacı için 97.832,90 TL sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplanmış; davacı taraf bu rapora itiraz etmemiştir. Mahkemece, ıslah doğrultusunda 97.832,90 TL sürekli işgöremezlik tazminatından sigorta şirketi ödemesi mahsup edilerek 42.065,87 TL üzerinden talep kısmen kabul edilmiş, hüküm davacı vekilince temyiz edilmemiştir.
Dairemizin bozma ilamıyla, maluliyet oranının tespiti ve davacının zararının hesaplanmasında bakiye yaşam süresinin … 1980 tarihli tabloya göre belirlenmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle, maddi tazminata ilişkin hüküm davalılar yararına bozulmuştur.
Bozma kapsamında yürütülen yargılamada maddi tazminat hesabı için yeniden alınan 20.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda, rapor tarihindeki (2020) verilere göre (bozma sonrası belirlenen yeni maluliyet oranı %22 maluliyet oranı ve 9 ay işgöremezlik üzerinden) hesaplama yapılmış; mahkeme tarafından da bu raporda davacı için sigorta şirketinin ödemesinin mahsubu sonrası 92.712,42 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ve 2.478,39 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak hesap edilmiş; davanın kısmen kabulü ile 2.478,39 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 92.712,42 TL sürekli-daimi iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa; sadece davalı taraf lehine ilk hükmün bozulduğu ve bozma ilamının kapsamı; davacı tarafın ilk hükmü maddi tazminata ilişkin olarak temyiz etmediği (2012 verilerine göre yalnızca sürekli işgöremezlik tazminatı hesaplandığı, geçici işgöremezlik tazminatı hesaplanmadığı) ve ilk hükme esas alınan 22.02.2012 tarihli hesap raporuna itirazının bulunmadığı; bozma ilamının kapsamında belirtilen yönler dışında 22.02.2012 tarihli rapor yönünden davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu dikkate alındığında; davalının usuli kazanılmış hakkını ihlal eder biçimde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; 3.815,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılara verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 22/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.