Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/1445 E. 2021/9436 K. 30.11.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1445
KARAR NO : 2021/9436
KARAR TARİHİ : 30.11.2021

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muvazaalı işlemin iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı vekili, davalı … Boya Kimya San. ve Tic. Ltd. Şti’nin müvekkili ile aralarında olan iş aktinin fesh edildiğinden, işçilik haklarının tahsili ile bu aşamada borçlu şirkete ait taşınmazın davalı …’ye devrinin muvazaalı olduğunun belirterek bu devrin iptalini istemiştir.
Mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 23/02/2016 tarih 2016/1932 Esas-2016/2118 Karar sayılı ilamı ile mahkemece, davanın BK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkin olduğunun kabulü ile davanın esasına girilerek öncelikle davacının işçilik alacağının kesinleşip kesinleşmediği veya takibe konulup konulmadığı tesbit edilerek, alacağın varlığının tesbiti halinde ise muvazaa koşullarının bulunup bulunmadığı araştırılarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozulmuştur. Bozmadan sonra mahkemece, davalı … hakkındaki davanın husumetten reddine, … hakkındaki davanın ise bedele dönüştürülmediği gerekçesi ile esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava BK’nın 19. maddesine dayalı olarak açılan muvazaalı işlemin iptaline ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, bozmaya uygun olarak karar verilmiş olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekili, işçilik haklarına ilişkin borcun doğumundan sonra borçlu şirkete ait dava konusu taşınmazın önce 25/07/2012 tarihinde davalı …’ye onun tarafından da 02/07/2013 tarihinde davalı … Şirketine satıldığını, satışların mal kaçırma amacı ile yapıldığını ileri sürmüştür.
İİK’nun 277. maddesine göre açılan tasarrufun iptali davalarında ve BK’nun 19. maddesine dayalı olarak açılan danışıklı işlemin iptaline ilişkin davada asıl amaç alacağın tahsilini sağlamaktır. Nitekim tasarrufun iptali davalarında İİK 283/1. maddesi doğrudan BK’na göre açılan davalarda kıyasen uygulanarak iptal ve tescile gerek olmaksızın davacıya haciz ve satış isteyebilmesi yönünden hüküm kurulması gerektiği Dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşmiş görüşleri arasındadır. Öte yandan muvazzalı işlemin tesbiti aslında muvaazaya dayalı işlemin iptalini de kapsamaktadır.
Somut olayda , dava konusu taşınmaz borçluya ait fabrika binası ve ekleri olarak davalı … tarafından borçludan satın aldığı tarih olan 25/07/2012 tarihi itibari ile arsa bedelinin 5.112.369 TL, bina bedelinin 1.368,760 TL olmak üzere toplam 6.481.129 TL olduğu halde tapuda 2.200,000,00 TL satış bedeli ile aldığı görülmüştür.Davalı üçüncü kişi 3.500.00,00 TL ipotek bedelini elden 500.000,00 TL verildiğini ileri sürmüş buna ilişkin bir belge sunulmamıştır. Davalı üçüncü kişinin zabıta araştırmasına göre yetim aylığı aldığı, evinin kira olduğu , otomobilinin bulunmadığı, tesbit edilmiştir. Borçlu ilk satıştan sonra kiracı olarak faaliyetine devam ettiğini belirtmiştir. Diğer davalı Norm Tek Firması ise taşınmazı tapudan 02/07/2013 tarihinde satın almasına rağmen, satıştan önce önce, üçüncü kişiye 28/05/2013 tarihinde 130.000,00 TL, 24/06/2013 tarihinde 777.408,00 TL gibi yüksek rakamlı ödemeler yaptığını belgelemiştir. Borçlu şirketin toplu olarak işcilerini ikinci satıştan önce çıktardığı anlaşılmıştır.
1942 doğumlu ve herhangi bir işi olmayan ,yetim aylığı alan davalı …’un 6.481.129,00 TL değerindeki bir fabrika binasını , satın alıp borçlu şirkete kiraya vermesi, daha sonra da dördüncü kişi firmanın 2012 yılı Haziran ayında aldığı ihale nedeni ile acil ihtiyacı olan dava konusu fabrika binası ve depolarını, tapuda satın almadan yaklaşık 2 ay öncesinden başlamak üzere, teminat dahi almadan davalı üçüncü kişiye ödemeler yapması yaşam deneyimlerine uygun olmadığı gibi yapılan her iki satışında mal kaçırma amacı ile yapıldığı muvazaalı olduğu sabittir.
Mahkeme kararında, emsal dosyalarda dördüncü kişinin kötü niyetli olmadığı tesbitine dayanılmış ise de, her dosya, birbirinden bağımsız olup ileri sürülen delil ve belgelere göre değerlendirileceği, emsal dosyanın sadece delil niteliğinde olduğu da gözetilerek, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle temyiz isteminni kabulü ile BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 30/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.