Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/14552 E. 2022/12610 K. 19.10.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14552
KARAR NO : 2022/12610
KARAR TARİHİ : 19.10.2022

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı … vekili Av. … tarafından, davalı aleyhine 15/08/2018 gününde verilen dilekçe ile maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabülüne dair verilen 12/03/2020 günlü karara karşı davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusu üzerine yapılan incelemede; tarafların istinaf başvurusunun kabulüne dair verilen 05/02/2021 günlü Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi kararının Yargıtay’ca incelenmesi davacı ve davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

K A R A R

Davacı vekili, müvekkilinin Düzce 2. İcra Müdürlüğü’nün 2009/379 sayılı dosyasında alacaklı olduğunu, dosyanın borçlusuna ait taşınmazın satımı ile icra dosyasına 360.328,00 TL’nin 02/07/2015 tarihinde yatırıldığını, söz konusu icra dosyasından yapılan sıra cetveli ile davacının alacağı miktarın 285.489,10 TL olarak belirlendiğini ancak diğer alacaklıların sıra cetveline yaptıkları itiraz nedeni ile Düzce 2. Asliye Hukuk Mahkememesinin 2015/368 E. sayılı dosyasından dava açıldığını ve davanın reddine dair verilen kararın 25/04/2018 tarihinde kesinleştiğini, 26/06/2018 tarihinde bedelin hesabına yatırılmasını talep eden davacı hesabına 285.489,10 TL yatırılmışsa da paranın dosyaya yatırıldığı 15/07/2015 tarih ile sıra cetveline itiraz davasının kesinleştiği 25/04/2018 tarihi arasındaki sürede paranın icra müdürlüğü tarafından nemalandırılmadığını, bu nedenle zarara uğradığını, üç yıllık sürede alım gücünün düştüğünü iddia ederek 5.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi zararın dava tarihinden itibaren işleyecek mevduat faizi yada yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sıra cetveline yapılan itiraz ile alacaklının banka teminat mektubu ibraz ederek payına düşen miktarı alabileceğini, davacının bunu yapmayarak kusurlu davrandığını, zararın artmasına neden olduğunu, manevi tazminat şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davacının maddi tazminat talebinin kabulü ile 91.271,00 TL’nin davalıdan tahsiline, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karar davacı ve davalı vekili tarafından istinaf yolu başvurulmuş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmak suretiyle maddi tazminat isteminin kısmen kabulüne, 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş; karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
2-Davacının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dava, İİK’nın 5. maddesi uyarınca icra memurunun kusurundan kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Davacının alacaklı olduğu Düzce 2. İcra Müdürlüğüne ait 2009/379 Esas sayılı dosyaya isabet eden 285.489,10 TL’nin 15/07/2015 tarihinde icra dosyasına yatırıldığı, ancak sıra cetveline yapılan itiraz nedeni ile söz konusu davanın kesinleştiği 25/04/2018 tarihine kadar parayı alamadığını, kararın kesinleşmesi ile 26/06/2018 tarihinde parayı talep etmesi ile hesabına yattığını fakat aradan geçen üç yıllık sürede nemalandırılmadığını iddia ederek zararını talep etmiştir. İlk derece mahkemesi bilirkişi raporu ile belirlenen miktardan davacının 16/02/2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile enflasyon farkından doğan zararının 91.271,00 TL olduğunu belirten dilekçesi de dikkate alınarak maddi tazminat davasının kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verirken, Bölge Adliye Mahkemesi verdiği kararda, davacının teminat mektubu ibraz ederek söz konusu parayı alabilecekken almadığını, kusuru olduğunu, zararın artmasında etkili olduğu gerekçesi ile 10.000,00 TL maddi tazminata karar vermiştir.
Davacının 15/07/2015-25/04/2018 tarihleri arasında dosyasına isabet eden ancak alamadığı parasının nemalandırılmaması nedeni ile işlemiş yasal faiz alacağı vardır. Paranın nemalandırılmaması icra müdürünün kusuru olup, davacıya teminat mektubu karşılığında parayı alması gerektiği, kusuru olduğu yönündeki gerekçe ile tazminat miktarından indirim yaplması doğru değildir. Burada icra müdürünün İcra ve İflas Kanunu’nun 5. maddesi kapsamında kusuru söz konusu olup davalı … da bundan doğan zarardan sorumludur. Şu halde, dosya kapsamı da gözetilerek maddi tazminata karar verilmesi gerekirken, davacının kusuru olduğu gerekçesi ile maddi tazminat miktarında indirime gidilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince;
Davacı ve davalı Bakanlık arasında ticari ilişki söz konusu olmadığından maddi zararının tespiti için yapılacak hesaplamada yasal faiz oranlarının dikkate alınması gerekirken mevduata uygulanan azami faiz oranları dikkate alınarak hesaplama yapılması hatalıdır, kararın bu yönden de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenle davacı yararına (3) nolu bentte açıklanan nedenle davalı … yararına temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 19/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.