YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/14913
KARAR NO : 2022/13305
KARAR TARİHİ : 27.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesi’nin 15.11.2018 tarih ve 2016/1072 Esas, 2018/10820 Karar sayılı bozma ilamında özetle; somut olayda kaza tespit tutanağında davalı … sürücüsünün tali kusurlu, yayanın ise asli kusurlu bulunduğu, mahkemece kusur yönünden herhangi bir bilirkişi incelemesi yapılmadan ceza dosyasındaki rapor esas alınarak hüküm kurulduğu, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda hukuk hakiminin ceza mahkemesi beraat kararı ile bağlı olmadığı, bu durumda mahkemece, Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden veya İTÜ Trafik kürsüsünden seçilecek uzman bilirkişi kurulundan, kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde, önceki raporların da irdelendiği, denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi hususlarına değinilerek hükmün davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacıların Muhammed Yusuf Bali’ye velayeten açmış oldukları davanın kısmen kabulüne, 41.308,49 TL’nin 18.04.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacılara ödenmesine fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğine, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına karar başlığında davayı velayeten açan davacılardan sadece babanın adı yazılı ise de, bu hususun muhallinde düzeltmesi mümkün maddi olarak değerlendirilmesine göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun bulunan hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 21,40 TL kalan onama harcının temyiz eden davacıdan alınmasına 27.10.2022 gününde Başkan …’ın karşı oyu ve çok çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı Borçlar Kanunu’nun 61. maddesinde müteselsil sorumluluğa ilişkin olarak dış ilişkide; ‘‘Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.’’ düzenlemesi, 62. maddesinde ise iç ilişkide; ‘‘Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.’’ düzenlemesi yer almaktadır.
Yine hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nin 43. (6098 sayılı TBK’nin 51. md.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve tazminattan indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Yarar ekonomik olabileceği gibi, ortak toplumsal değerleri de ilgilendirebilir. Ancak taşıma ve kullanmada işletenin veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin bir çıkarı veya yararının bulunması halinde hatır taşımasından söz edilemeyecektir.
Somut olayda davacı küçük davalıya zorunlu trafik sigortalı araçta yolcu olup aracın yayaya çarpmasıyla 08.11.2010 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması nedeniyle yolcunun kusuru olmadığı belirtilerek dava sigorta şirketine karşı açılmıştır. Dava dilekçesinde sürekli iş göremezlik yanında tedavi gideri de talep edildiği halde, mahkemece 6100 sayılı HMK’nın 31. maddesinde düzenlenen hakimin davayı aydınlatma ödevi doğrultusunda talebin ne kadarlık kısmının tedavi giderine yönelik olduğunun açıklattırılmaması ve poliçede tedavi gideri klozunda yer alan tedavi giderleri bakımından olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması doğru değildir. Bozma ilamı sonrası aldırılan kusur bilirkişi raporunda davalıya zorunlu trafik sigortalı araç %15 oranında, yaya %10 oranında, davacı küçük yolcunun anne ve babası %75 oranında kusurlu bulunmuş ve mahkemece davalı aracın %15 kusuru oranında tazminata hükmedilmiş ise de, yukarıdaki açıklamalar ışığında davacı küçük yolcu kusursuz olduğundan davalı tarafın tam kusura göre hesaplanan tazminattan sorumlu tutulması gerektiğinin gözetilmemesi doğru olmamıştır. Ayrıca davalı tarafça cevap dilekçesinde davacının hatır için taşındığı yönünde iddia ve savunma ileri sürülmemiştir. Mahkemece, taşımanın hatır için olduğu değerlendirilerek resen tazminattan %20 oranında indirim yapılmış ise de, hatır taşıması indirimi yapılabilmesi için davalı tarafın bu yönde savunma getirmesi ve taşımanın hatır için olup olmadığı, tarafların yakınlığı, varsa hatır için taşımanın kimin arzusu ve ne amaçla yapıldığı gibi olayın özel şartlarını ortaya koyması gerekmektedir. Bu bakımdan mahkemece hatır taşımasından dolayı 6098 sayılı TBK’nin 51. maddesi gereğince indirim yapılmaması gerektiğinden ve hükmün açıklanan sebeplerle bozulması kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun onama kararına katılmıyorum.