YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15002
KARAR NO : 2021/7594
KARAR TARİHİ : 26.10.2021
MAHKEMESİ : İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 26.10.2021 Salı günü davacı vekili Avukat … ile davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı alacaklı vekili, borçlular … aleyhine takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, borçlunun alacaklılardan mal kaçırma amacı ile, dava konusu taşınmazlarından birini 18.02.2014 tarihinde davalı …’a, diğerini 14.02.2014 tarihinde davalı …’a sattığını belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı …,taşınmazın öncesinde kendisine ait olduğunu 2008 yılında dava dışı kardeşi …’ın paraya ihtiyacı olduğu için davalı borçluya satış gösterilerek bankadan kredi alındığını, daha sonra kredi bitince taşınmazın kendi adına tescil edildiğini, borçlu ile bu konuda inanç sözleşmesi yapıldığını, bunun dışında tanışıklığının olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, haksız açılan davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk derece mahkemesince, davalılardan …’in, 3 nolu dubleks meskeni 5.000,00 TL karşılığında diğer davalı …’a sattığı, tapudaki satış bedeli ile tasarruf tarihindeki saptanan gerçek değerleri karşılaştırıldığında; bedeller arasında fahiş fark bulunduğu, davalılarda …’ın ise; 3 nolu taşınmazın ilk devir tarihinin 30/04/2008 tarihli olduğu, bu işlem ile bahsi geçen taşınmazın …’e devredildiği, … ile … arasında akdedilen 30/04/2008 tarihli sözleşmenin borçlunun …Bankasından çekmiş olduğu 45.000,00 TL bedel karşılığında kendisine devredildiği, banka kayıtları incelendiğinde kullanılan kredinin taksitlerinin davalı … tarafından ödendiği, kredinin bitmesi üzerine taraflar arasında yapılan Gayrimenkul Satış ve Devir
sözleşmesi gereğince dava konusu taşınmazın devrinin yeniden …’a yapıldığı, 3 nolu taşınmazın devri için yapılan işlemin muvazaalı olarak değerlendirileyemeceği, dava ve tasarrufa konu taşınmazın kötü niyetli olarak elden çıkartıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı sonuç ve kanaatine varıldığından bahisle, davanın kısmen kabulü ile davalı … yönünden davanın reddine, davalı … hakındaki davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf Mahkemesi, …’ın dava konusu taşınmazı borçlu ile aralarındaki inanç sözleşmesi gereğince borçluya satış gösterildiği ve daha sonra evi geri aldığını iddia ettiğini ancak inanç sözleşmesi olarak dayandığı belgenin, 30/04/2008 tarihli gayrimenkul satış ve satış devir sözleşmesi olarak adi şekilde düzenlendiği, inanç sözleşmesi niteliğinde olmadığı ve her zaman düzenlenebilir olduğu, bu sözleşmenin tarafı olmayan davacıyı bağlayamayacağı, borçlu ve davalı …’ın 2008 yılına dayanan tanışıklıkları olduğu, bu tanışıklık ve taraflar arasında, 2008 yılında dava konusu bu taşınmazın kredi çekilmek üzere devrini sağlayacak şekilde gelişen güven ilişkisi olması İİK.nın 280/1 maddesinin uygulanması gerektiği, ayrıca tapuda gösterilen bedel ile gerçek değeri arasında bir mislini aşan fark bulunduğu bu sebeple, İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu unsurların oluştuğundan … açısından mahkemenin vermiş olduğu red kararı yerinde olmadığı, davalı …’ın ise istinaf dilekçesinde …’in düzgün bir işinin olduğu, kendisi ile alışveriş yapılabilir birisi olarak tanındığı beyan etmesi karşısında tanışıklık ispatlanmıştır. … gibi küçük bir ilçede aynı köy nüfusuna kayıtlı olmalarının tanışıklığa delil olduğu, davalı … dubleks meskeni 21/11/2014 tarihinde dava dışı Osman Yazgan’a devredildiğinden … ile … arasındaki 18/02/2014 tarihli devrin iptaline karar verilmesi yerinde görülmediğindan, davacı vekili vekilinin istinaf talebi kabul edilerek, HMK’nın 353/1-b-3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmiş, karar davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
1.Dava konusu taşınmaz 18.02.2014 tarihinde davalı borçlu tarafından davalı üçüncü kişi …’a satmıştır. Davalı … taşınmazın öncesinde kendisine ait olduğunu, amcasının oğlu …’ın paraya ihtiyacı nedeni ile borçluya 30.04.2008 tarihinde satış gösterilerek, bankadan kredi çekildiğini kredi borcu bittiğinde taşınmazı yeniden 14.02.1018 devir aldığını belirterek, 30.04.2008 tarihli yazılı inanç sözleşmesi sunmuştur. İnanç sözleşmesinin geçerli olması için yazılı olması yeterli olup resmi şekilde yapılmasına gerek yoktur . Yazılı belgeyi destekleyici nitelikte 01.05.2008 tarihinde Yapı ve Kredi Bankasından kredi çekilerek, taşınmaz üzerine ipotek konulduğu, Borçluya ait banka kayıtlarından, çekilen kredinin davalı …’a teslim edildiği ve kredi borcunun üçüncü kişinin yakını …’a ait şirket tarafından düzenli olarak borçlu hesabına gönderilmek sureti ile kredi borcunun kapatıldığı, belgelinmiştir. Bu yazılı yan delillerle ile inanç sözleşmesinin üçüncü kişiler yönünden de bağlayıcı olmasını gerektiren ispat koşulları sağlanmıştır.
Bu halde, davalı …’a yapılan devrin mal kaçırma amacı ile olmadığı sabit olduğundan, davanın bu davalı yönünden reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’a verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine, 26/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.