YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15133
KARAR NO : 2021/9751
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 01/12/2021 Çarşamba günü davacı vekili Av. … ile davalı vekili vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın davacının yolcu olarak bulunduğu araca çarpmasıyla oluşan kaza sonucunda davacının alınan rapora göre % 10 oranında malul kaldığını, davalının ödediği 40.915,94 TL’nin zararı karşılamadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 42.872,24 TL. tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 08/11/2018 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 108.652,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; %6 maluliyet için hesap edilen tazminatı 22/02/2018 tarihinde ödediklerini ve sorumluluklarının son bulduğunu, maluliyet oranını kabul etmediklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; usule uygun düzenlenmiş maluliyet raporu ile davalıya başvuru yapılmadığı ve dava şartı yerine getirilmediği gerekçesiyle, davanın usulden reddine dair verilen karara davacı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davacı vekilinin itirazının kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve 108.652,00 TL. bakiye sürekli işgücü kaybı tazminatının 22/02/2018 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru biçimde belirlenmesi gereklidir. Sözkonusu belirlemenin ise, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Somut olayda; kaza neticesinde davacının maruz kaldığı yaralanmaya ilişkin olarak davacı tarafça alınıp dosyaya sunulan Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 25/01/2018 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyeti % 10 olarak belirlenmiştir. Anılan bu raporun tanziminde hangi yönetmelik ve cetvellerin kullanıldığı rapora yazılmadığı gibi, raporun geçerlilik süresi 2 yıl olarak belirlenmiş olup, rapor denetime imkan vermeyecek nitelikte ve süreli olduğundan, maluliyet oranının belirlenmesine ilişkin araştırma eksiktir.
Davadaki talebin sürekli işgücü kaybı zararına ilişkin olduğu, giderilmesi istenen zararın kapsamının belirlenmesi için davacıda daimi biçimde işgücü kaybı oluşup oluşmadığının saptanmasının zorunlu olduğu ve anılan belirlemeyi yapan uzman doktor heyeti raporundaki eksikliğin tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olduğu dikkate alınmak suretiyle inceleme yapılması gerektiği açıktır.
Açıklanan hukuki ve maddi vakıalar karşısında; davacının kaza nedeniyle maluliyeti oluşup oluşmadığı ve varsa maluliyet oranının, 30/03/2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri ile ekindeki cetvellere göre belirlenmesi için, en yakın üniversite hastanesinin adli tıp anabilim dalı başkanlığından rapor alınıp oluşacak sonuca göre (maluliyet oranı ve tazminat hesap biçim ile hesap tarihi bakımından davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak) karar verilmesi gerekirken, hatalı maluliyet raporuna göre karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
2-5684 sayılı Sigortacılık Kanunu, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13. maddesi ve karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT’nin 17/2. maddesi gereği, davacı yararına hükmedilecek vekalet ücretinin, tarifeye göre belirlenen nispi vekalet ücretinin 1/5’i tutarında (maktu ücretin altında kalmamak kaydıyla) olması gerektiği gözetilmeden, fazla vekalet ücretine karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) ve (2) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem dosyasının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine; 3.815,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.