YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15220
KARAR NO : 2021/6831
KARAR TARİHİ : 14.10.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 06.10.2021 Çarşamba günü davacı vekili Av. …ile davalı vekili Av. …geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan tarafların vekilleri dinlendikten sonra vaktin darlığından dolayı işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmış olup dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp 91.469,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, başvurunun reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; talebin kabulü ile 91.469,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, anılan karara karşı itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, tazminat hesabında progresif rant (%10 artış, %10 iskonto) uygulanmasında isabetsizlik bulunmamasına göre; davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin karara esas alınan maluliyet raporuna ilişkin temyiz itirazının incelenmesinde;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.
Başvuru sahibi vekili, davacının meydana gelen kazada yaralandığını ve malul kaldığını açıklayıp iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının usulune uygun şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların, haksız fiilin tarihi 11/10/2008 tarihinden önce ise, Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğüne, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında ise Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik’ine, 01/09/2013 tarihinden sonra ise Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik’ine,
01/06/2015 tarihinden sonra da Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’ine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, davacıda oluşan maluliyet oranının tespitine yönelik olarak düzenlenen ve karara esas alınan engelli sağlık raporunda hangi yönetmeliğin esas alınarak rapor düzenlendiği anlaşılamamaktadır. Her ne kadar itiraz hakem heyeti, karara esas alınan bu raporun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’ine uygun düzenlendiğini belirtse de düzenlenen raporun içeriğinden maluliyete esas alınan arazın ilgili yönetmelikteki karşılığı denetlenememiştir. Bu nedenle rapor, karar vermeye elverişli değildir. Buna göre, hakem heyetince, olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik’ine uygun yeni bir rapor alınarak, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar da dikkate alınarak, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Davalı vekilinin meydana gelen kazada araç sürücülerinin kusuruna yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Olaydan sonra kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında her iki araç sürücüsünün de kusurlu olduğu belirlenmiştir. Yargılama sırasında alınan raporda davacının meydana gelen kazada kusursuz olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu sonucuna varılmıştır. Hakem heyetince davalının tam kusur oranına göre karar verilmiştir. Kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporu arasındaki kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda hakem heyetince uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin çelişkilerin giderilmesi yönünde gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmek üzere de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Davalı vekilinin tazminat raporuna yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Somut olayda davacıda oluşan zararın tespitine yönelik olarak alınan tazminat raporunda davacının bakiye ömrünün tespit bakımından PMF tablosu kullanılmış, davalı vekilince anılan hesaplamaya itiraz edilmesi üzerine itiraz hakem heyetince oluşturulan ara karar ile davalı vekiline itirazları doğrultusunda tazminat raporu alınması için bilirkişi ücretini yatırmak üzere kesin süre verilmiş, ara kararın tebliği üzerine davalı vekilince, tazminat hesabında önce maluliyet raporunun hatalı olduğu, maluliyet raporunun usulüne uygun alındıktan sonra itirazlar doğrultusunda tazminat raporu alınması gerektiği ileri sürülerek ara karardan rücu edilmesi talep edilmiş, itiraz hakem heyetince davalının kesin süre içinde bilirkişi ücreti yatırmadığından yeni bir tazminat raporu alınmamasına, ilk tazminat raporuna göre karar verilmesi gerektiğine ilişkin karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
Davalı vekilince ara karardan rücu talebi tazminat raporuna yönelik olmayıp maluliyet raporuna ilişkin olduğu ve maluliyete ilişkin raporun usulüne uygun olmadığından Dairece bozma kararı verildiğine göre öncelikle usulüne uygun maluliyet raporu alındıktan sonra, davalının itirazları doğrultusunda davacının bakiye ömrünün tespitinde TRH 2010 tablosu kullanılarak, temyiz edenin sıfatına göre kazanılmış haklar da gözetilmek suretiyle ek rapor alınarak hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmek üzere de kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5-Davalı vekilinin vekalet ücretine yönelik temyiz itirazının incelenmesinde;
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının başvurusunun kabulü ile kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 10.067,00 TL vekalet ücretine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmeliğin 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında(maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydı ile) vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile itiraz hakem heyeti kararının BOZULMASINA, 3.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14/10/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.