Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15339 E. 2021/9874 K. 07.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15339
KARAR NO : 2021/9874
KARAR TARİHİ : 07.12.2021

MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar … ile … vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 07.12.2021 Salı günü davacı vekili Av. … ile davalı … vekili Avukat … ve davalı … vekili Av. … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı vekili ile davalı … vekili ile davalı … vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili davalı borçlular …, … hakkında takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, borçlu şirketin dava konusu taşınmazın 2-4-5-6-7-11-12 nolu bağımsız bölümlerini 12.11.2016 tarihinde davalı … Hizmet Organizasyon Sanayi Ticaret Limited Şirketine onunda 15.02.2017 tarihinde davalı …’ye, 1-10 nolu bağımsız bölümleri … ’a, 9 nolu bağımsız bölümün …’a satıldığını belirterek, tasarrufun iptalini talep etmiş, daha sonra davalılar … ve … hakkındaki davalarında feragat edilmiş, mahkemece anılan davalıların davaları tefrik edilmiştir.
Davalı … vekili, müvekkil şirketin borçlu şirkete verdiği ödünç paraların ödenmemesi üzerine , bu borca karşılık devrin yapıldığı, üzerindeki ipoteklerin müvekkili tarafından kaldırıldığını, daha sonra davalı …’ye satıldığını, davacı alacaklının alacağının gerçek olmadığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin bağımsız bölümlerin satışı için üçüncü kişi şirket ile 13.02.2017 tarihli protokol yapıldığını, daha sonrada tapudan devrin gerçekleştiğini, ticari amaçla satışın yapıldığını, müvekkilinin borçlu şirket ile bağlantısı olmadığını iyiniyetli olduğunu belirtmiştir.
Davalı borçlular, duruşmalara katılmamış ve cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesi, tüm dosya kapsamına göre, davalı üçüncü kişi şirket ile davalılar … arasındaki senedin her zaman düzenlenmesi mümkün belgelerden olduğu, taşınmazların aynı gün içinde toptan el değiştirdiği, üçüncü kişi ile dördüncü kişi arasındaki satış protokolünün adi yazılı şekilde olduğu ve her zaman düzenlenmesinin mümkün olduğu, ödemelerin ikisinin dava tarihinden sonraki tarihi gösterdiği, bir tanesinin ise dava tarihi ile aynı tarihi gösterdiği, taşınmazların el değiştirme tarihleri arasındaki yakınlık göz önüne alındığında, davacının davasında haklı olduğu, davasını ispatladığı, aksinin davalılarca ispatlanamadığı kanaati ile davanın davalı …, … ve … yönünden kabulüne, tasarrufa konu mallarda …’in tasarrufu söz konusu olmadığından, …’e açılan tasarrufun iptali davasının reddine karar vermiş, karar davalılar … ve … vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı ve kararda yazılı diğer gerekçelere,özellikle 3.kişi konumunda olan davalı … Hizmet Organizasyon Sanayi ve Tic.Ltd.Şti’nin dava konusu taşınmazı alacağına karşılık aldığını savunmasına ve bu durumun İİK’nun 279/2 maddesi uyarınca mutad ödeme vasıtalarından gayri bir suretle yapılan ödeme niteliğinde olup batıl olduğu, davalı … Hizmet Organizasyon Sanayi ve Tic.Ltd.Şti ile davalı … arasındaki tasarruf işleminin ise yine taraflar arasındaki 13.02.2017 tarihli protokolden üç gün sonra olmasına ve söz konusu devrin işbu protokole istinaden verildiği belirtilen toplam değeri 1.080.000,00 TL olan 3 adet bono karşılığı yapıldığının ileri sürülmesine ve bu halin hayatın olağan akışına aykırı olduğundan bahisle davalı taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nun 353/1-b,1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar … ve … vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava İİK’nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması,borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması,iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nın 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nın 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi
vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda , davalı üçüncü kişi …, alacağın gerçek olmadığını, davacı alacaklının 2016 yılı itibari ile 900.190,82 TL lık nakit borç verme gücü olmadığı ve yaşının genç olduğunu, aralarındaki ilişkinin izah edilemediğini iddia etmiştir. Dava dayanağı alacağın gerçek bir borç ilişkisine dayanması tasararufun iptali davası koşullarından olmasına rağmen, gerek ilk derece mahkemesi gerekse bölge mahkemesi davalı üçüncü kişinin bu iddiası üzerinde durmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş, davacı alacaklı ile borçlu arasında, bu borcu doğuran ne gibi bir ilişkinin olduğu, alacaklının bu borcu verebilme gücü ve nedeninin olup olmadığını, borçlulardan birinin … Taahhüt Ltd. Şirketi olmasına göre, bu borcun anılan şirketin ticari defterlerinde var olup olmadığı, gerekirse bilirkisi aracılığı ile de araştırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, bu hususdaki iddialar gerekçelendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
2-Kabule göre ise, davalı …, dava konusu taşınmazı üçüncü kişiden satın alan dördüncü kişi konumundadır. Bu davalı yönünden davanın kabul edilebilmesi için ivazlar arasında bir fark olması yada ödemenin ispatlanmamış olması yeterli olmayıp, kötü niyetinin yani borçlunun mal kaçırma amacı ile hareket ettiğini bildiğinin somut delillerle ispatlanmasına bağlıdır. Mahkeme gerekçesinde belirtilen nedenler soyut ve afaki varsayımlar olması nedeni ile yeterli görülmemiş, davacı alacaklı, dördüncü kişinin kötü niyetli olduğunu ispata elverişli somut deliller sunmamıştır. Bu halde davalı … hakkındaki davanın reddi yerine kabulü de isabetli görülmemiştir.
3-Davalı … hakkındaki dava tefrik edilmesine rağmen karar başlığında isminin yer alması da hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar … ve … vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile HMK’nın 373/1. maddesi gereğince bölge adliye mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK 373/1. maddesi gereğince dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 3.815,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalılar … ile …’ye verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar … ile …’ye geri verilmesine, 07/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.