Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/15403 E. 2022/10675 K. 20.09.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15403
KARAR NO : 2022/10675
KARAR TARİHİ : 20.09.2022

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tahkim davası hakkındaki Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyetinin 2020/İHK-25986 Karar sayılı ve 05.02.2021 tarihli kararının davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurusunda; 06.04.2019 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada sigortalı araçta yolcu konumunda bulunan davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davalı … şirketinin davacıya çarparak yaralanmasına neden olan aracın trafik sigortacısı olduğunu, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik zararı, 100,00TL geçici bakıcı gideri zararı, toplam 5.000,00 TL maluliyet zararının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiş, ıslahla talebini 132.364,60 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre başvurunun kabulüne, toplam 132.364,60 TL maluliyet tazminatının 14.01.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline, karar verilmiş, davalı vekilinin itirazlarının İtiraz Hakem Heyetince kısmen kabulü ile davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin düzeltilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK’nin 43.(6098 sayılı TBK’nin 51.) maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Hakim tazminattan mutlaka indirim yapmak zorunda değilse de, bunun dahi gerekçesini kararında tartışması ve nedenlerini göstermesi gerekir.
Somut olayda, davacı davalıya trafik sigortalı araçta yolcu konumundadır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; olayda hatır taşıması olduğunu savunmuş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvuran yararına bir taşıma olmadığından hatır indirimi uygulanmamış; İtiraz Hakem Heyetince de dosya içerisinde davacının hatır için bedelsiz taşındığını kabule elverişli bir delil yer almadığı gerekçesi ile hatır taşıması indirimi yapılması yerinde görülmemiş davalı tarafın hatır indirimi yapılmasına yönelik itirazı reddedilmiştir. Dosya kapsamından davacı ile araç sürücüsünün arkadaş olduğu, olay günü Diyarbakır’a taziye ziyaretine giderken kazanın olduğu, anlaşılmaktadır. Bu durumda, İtiraz Hakem Heyetince, olayda hatır taşıması olduğu kabul edilerek Dairemiz uygulamasına göre tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
3-Somut olayda davacının hak kazanabileceği işgücü kaybı tazminatının hesaplanması için alınan ve karara esas kabul edilen 10.01.2020 tarihli aktüer raporunda, maluliyet tazminatı davalarında hak sahibi davacı hayatta olduğu için TRH 2010 Yaşam Tablosu’ndaki bakiye ömrün alınmasının uygun olmadığı, davacı ömrünün sonuna kadar aynı maluliyet oranını taşıyacağı için TRH 2010 Tablosu’nda yer alan her yıl için yaşam olasılıklarının dikkate alınması ve “hayat sigorta iradı yöntemi” kullanılması ile irat katsayılarının belirlenmesinin uygun olduğu gerekçesiyle, tablodaki bakiye ömür süresi yerine tablodaki son yaş olan 99 yaşa kadar hesaplamanın yapıldığı; bu rapordaki hesap yöntemine davalı tarafça itiraz edildiği halde, İHH tarafından rapordaki hesap tekniğinin uygun bulunduğu gerekçesiyle, davalının itirazının reddine karar verildiği görülmektedir.
Her ne kadar davacı aleyhine sonuçlar veren hesap tekniği (TRH 2010 ve % 1,8 teknik faiz) kullanılarak tazminat belirlenmişse de, bu hesap tekniğine davacı yanca itiraz edilmediği dikkate alındığında, ZMSSGŞ ile belirlenen hesap tekniğinin tüm yönleriyle uygulanmasının gerekeceği açıktır. Bu itibarla, genel şartlarda belirtilen biçimde hesaplama yapmayan rapor, karara esas alınabilecek nitelikte olmadığından, bu hususta yapılan İHH incelemesi eksiktir.
Açıklanan nedenlerle; sürekli işgücü kaybı tazminat miktarına ilişkin kararı sadece davalı taraf temyiz ettiği ve rapordaki diğer hususlarda davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için, hesabın 2020 verileriyle ve işlemiş/ işleyecek devre belirlemesinde 2020 yılı esas alınarak yapılması gerektiği dikkate alınarak, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Genel Şartları gereği, davacının muhtemel bakiye ömür süresi (tablodaki son yaş olan 99 yaşa kadar değil, hesap tarihindeki yaşına göre saptanacak bakiye ömür süresi) için ve irat katsayılarının belirlenmesinde “devre başı ödemeli belirli süreli rant” formülü kullanılarak hesaplamanın yapılması hususunda, rapor düzenleyen bilirkişiden ek rapor alınıp, oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar korunarak) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
4-Somut uyuşmazlıkta; 30.10.2019 tarihli İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından verilen raporda davacının tüm vücut fonksiyon kaybının %6 olduğu, 45 gün bakıma muhtaç olduğunu belirten rapor mevcuttur. İtiraz Hakem Heyeti tarafından bakıcı giderlerinin “tedavi giderleri teminatı” kapsamında olduğu, gerekçesi ile davalı vekilinin bu yöne ilişkin itirazının reddine karar verilerek alınan bilirkişi raporuna göre geçici bakıcı giderine karar verilmiş ise de sürekli bakıcı gideri talebinin brüt asgari ücret üzerinden hesaplanarak dikkate alınması gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, davacının bordroda belirtilen aylık net kazancı üzerinden hesaplama yapan bilirkişi raporunun esas alınması ve yazılı biçimde karar verilmesi doğru bulunmamış ancak temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve 3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin bakıcı giderine ilişkin temyiz itirazının temyiz edenin sıfatına göre incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 20/09/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.