YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/15747
KARAR NO : 2022/14609
KARAR TARİHİ : 14.11.2022
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bulancak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle maddi tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen kararın süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacılar vekili, müvekkillerinin desteği …’ın yolcu olarak bulunduğu ve davalı nezdinde … poliçesi bulunan aracın yaptığı tek taraflı trafik kazasında desteğin vefat ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik davacılardan …. için 5.000,00 TL, … için 2.000,00 TL olmak üzere toplam 7.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı … şirketine başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile talebini davacılardan … için 120.261,23 TL’ye, … için 13.867,65 TL’ye artırmıştır.
Davalı vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulü ile davacılardan … için 13.867,65 TL, … için 120.261,23 TL tazminatın davalı şirketten 14.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte alınarak adı geçen davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davalı vekilinin davacılardan …’a yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde:
İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı davalının her bir davacıya yönelik temyizi bakımından ayrı ayrı belirlenecektir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-a maddesinde öngörülen kesinlik sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle HMK’ya eklenen Ek-Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranı dikkate alındığında 2021 yılı için 78.630,00 TL’dir.
HMK 362/1-a ve 362/2. maddeleri gereğince temyiz edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri 78.630,00 TL’yi geçmeyen davalara ilişkin bölge adliye mahkeme kararlarının temyizi kabil değildir. Kesin olan kararların temyizinin istenilmesi halinde Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi tarafından bu konuda temyiz dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, verilmemiş olması halinde Yargıtayca da temyiz isteminin reddine karar verilebilecektir.
Davalı tarafça davacılardan … bakımından temyize konu edilen maddi tazminat miktarı, yukarıda belirtilen temyiz kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyiz kabiliyeti olmayıp davalının adı geçen davacıya yönelik temyiz dilekçesinin HMK’nın 362/1-a maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı vekilinin davacılardan …’a yönelik temyiz itirazlarına gelince:
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle HMK 355. maddesindeki kamu düzenine aykırılık halleri resen gözetilmek üzere istinaf incelemesinin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı kuralına uygun biçimde inceleme yapılıp karar verilmiş olmasına, dava şartları, delillerin toplanması ve hukukun uygulanması bakımından da hükmün bozulmasını gerektirir bir neden bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.
b)Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
TBK’nun 53/3. maddesi gereği, ölüm neticesi olarak diğer kimseler müteveffanın yardımından mahrum kaldıkları takdirde, onların bu zararını da tazmin etmek lazım gelir. Yasa metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yoksun kalınan gerçek destek miktarının tespit edilebilmesi için öncelikle desteğin sağlığında elde ettiği net gelirin doğru saptanması icap eder. Destekten yoksunluk zararının hesabında müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.
Desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve geliri tespit edilmelidir. Kişinin herhangi bir işi yoksa, desteğin geliri asgari ücret kabul edilerek, raporun hazırlandığı tarihteki net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, bir başka anlatımla herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir.
Dosya kapsamından, ilk derece mahkemesince ilk olarak bilirkişi …’tan 10.07.2018 tarihli kök raporun alındığı, bu raporda davacıların desteğinin balıkçı olduğu, davacı tanığı …’in beyanına göre desteğin balıkçılıktan ortalama 2.250,00 TL gelir elde ettiği, buna göre desteğin balıkçılık yasağının olmadığı 01 Eylül-15 Nisan tarihleri arasında 7,5 ay boyunca 2.250,00 TL geliri olduğu, desteğin Ağustos ayı boyunca fındık hasadından 2.480,00 TL gelir elde edeceği, geriye kalan 3,5 ay boyunca ise asgari ücret kadar geliri olacağı, buna göre kaza tarihinde (2016 yılı Mayıs ayı) ortalama 1.992,37 geliri olduğu, bu miktarın asgari ücretin 1,53 katı olduğu, rapor tarihi itibariyle davacılardan … için 208.799,33 TL, … için 22.861,75 TL olmak üzere toplam 231.661,08 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin 104.497,16 TL olduğu, bu miktarın toplam tazminattan mahsup edilmesiyle her iki davacı için toplam bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 127.163,91 TL olduğu kanaatine varıldığı, tarafların itirazı üzerine bu kez aynı bilirkişiden 13.02.2020 tarihli ek raporun alındığı, ek raporda KOOP-İş Türkiye Kooperatif Ticaret Eğitim ve Büro İşçileri Sendikasının 24.11.2017 tarihli yazısında destek ile benzer durumdaki işçilerin gelirinin 2016 yılı için aylık net 2.750,00 TL olduğu hususunun bildirildiği, bu gelirin asgari ücretin 2,11377 katı olduğu kabul edilerek tazminatın bu gelir miktarı esas alınarak yeniden hesaplandığı, rapor tarihi itibariyle davacılardan … için 375.630,48 TL, … için 43.314,60 TL olmak üzere toplam 418.945,08 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, 418.945,08 TL’den % 20 hatır taşıması indirimi, % 20 alkollü sürücünün aracına binmekten kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapıldığı, bu hesaplama sonucu 251.367,05 TL bulunduğu, davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin 117.238,17 olduğu, bu miktarın toplam tazminattan mahsup edilmesiyle her iki davacı için toplam bakiye destekten yoksun kalma tazminatının 134.128,88 TL olduğu kanaatine varıldığı anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesince 13.02.2020 tarihli ek bilirkişi raporunda yapılan hesaplama benimsenerek davacılardan … için 13.867,65 TL, … için 120.261,23 TL tazminata hükmedildiği, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulduğu, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.
Somut olayda davacıların desteği … ’ın balıkçı olduğu aynı zamanda fındık bahçelerinden gelir elde ettiği, davacı tanığı …’in 07.07.2017 tarihli celsede destek …’nin arkadaşı olduğunu, … ile balıkçılık işinde işçi olarak beraber çalıştıklarını, … ile aynı ücreti aldığını, aylık net 2000-2500 TL kazançları olduğunu beyan ettiği, buna göre ilk derece mahkemesince alınan 10.07.2018 tarihli kök bilirkişi raporunda desteğin av yasağı olmayan 7,5 ay boyunca balıkçılık işinden elde ettiği gelirin ortalama 2.250,00 TL olarak kabul edilmesinde isabetsizlik olmadığı, yine dosya kapsamında Ağustos ayı boyunca desteğin fındık bahçelerinden 2.480,00 TL gelir edeceği, geriye kalan 3,5 ay boyunca ise asgari ücret kadar geliri olacağı, buna göre kaza tarihinde (2016 yılı Mayıs ayı) ortalama 1.992,37 geliri olduğu, bu miktarın asgari ücretin 1,53 katı olduğu kabul edilerek 10.07.2018 tarihli kök bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın doğru olduğu, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan 13.02.2020 tarihli ek raporda ise desteğin gelirinin KOOP-İş Türkiye Kooperatif Ticaret Eğitim ve Büro İşçileri Sendikasının 24.11.2017 tarihli yazısındaki emsal gelire göre 2016 yılı için net 2.750,00 TL olarak kabul edilmesinin hatalı olduğu, anılan sendikanın yazısında belirtilen gelirin hangi iş kollarında yapılan faaliyet sonucu elde edildiğinin belli olmadığı, desteğin balıkçılık ve fındık bahçelerinden gelir elde ettiğinin sabit olduğu, buna göre desteğin gelirinin tespitinde ilk derece mahkemesince hükme esas alınmayan 10.07.2018 tarihli kök rapordaki hesabın daha doğru olduğu kanaatine varılmıştır.
Şu durumda, ilk derece mahkemesince 10.07.2018 tarihli kök raporda davacılardan … için hesap edilen destekten yoksun kalma tazminatı hesabı benimsenerek, (davacı tarafın kararı temyiz etmediği ve davalının usuli müktesep hakkı olduğu gözetilerek) 10.07.2018 tarihli kök raporda davacı … için hesaplanan miktardan % 20 hatır taşıması indirimi ve % 20 alkollü araca binmekten kaynaklanan müterafik kusur indirimi yapılması, daha sonra davalı tarafça yapılan kısmi ödemenin güncelleştirilmiş halinin hesaplanan bu miktardan tenzil edilmesi suretiyle bulunacak miktara hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde karar verilmesi usul ve yasaya uygun düşmemiştir. Açıklanan nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı kaldırılarak ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin davacı …’a yönelik temyiz dilekçesinin hükmün miktar yönünden kesin olması nedeniyle REDDİNE, (2-a) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı … yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2-b) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı … yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının, aynı Kanun’un 371. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14.11.2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.