YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16100
KARAR NO : 2022/13384
KARAR TARİHİ : 31.10.2022
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki trafik kazası sonucu ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı davasının Uyuşmazlık Hakem Heyetince yapılan yargılaması sonucunda; davacının davasının kabulüne dair verilen kararın davalı vekilinin başvurusu üzerine yapılan itiraz incelemesinde; İtiraz Hakem Heyetince, davalı vekilinin itirazının reddine dair verilen kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü.
K A R A R
Davacı vekili; 16/10/2010 tarihinde davalının zorunlu trafik sigortacısı olduğu aracın yapmış olduğu kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacının kızı …’un vefat ettiğini, kazaya kusuru ile sebebiyet veren …’un kullanmış olduğu aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı şirket tarafından yapılmış olduğunu belirterek; fazlaya dair tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 6.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının, Halk Sigorta A.Ş.’ye başvuru tarihini takip eden 8 işgünü sonrası temerrüt tarihi olduğundan bu tarihten itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah ile talebini 94.489,90 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; başvurunun reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyetince, talebin kabulü ile; … için 94.489,90 TL destekten yoksun kalma tazminatının 20/09/2017 tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte Halk Sigorta A.Ş.’den tahsil edilerek başvurana ödenmesine karar verilmiş; Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince; sigorta şirketinin itirazının reddine karar verilmiş; İtiraz Hakem Heyeti kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, İtiraz Hakem Heyeti kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklı ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/17. md. ve 19.01.2016 tarihli ve 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik’in 6. maddesi ile Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasına “tarafların avukat ile temsil edildiği hallerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücreti, her iki taraf için de Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesinde yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biridir” hükmü eklenmiştir.
Açıklanan nedenlerle; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretine ilişkin olarak Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 maddesinin uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi ve AAÜT’nin 17. maddesi gereğince, maktu vekalet ücretinin altında kalmamak kaydıyla, hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, fazla vekalet ücretine karar verilmesi doğru olmamıştır. Ne var ki, belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, hakem kararının 6100 sayılı HMK’nun 370/2.maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, uyuşmazlık hakem heyeti kararının 3 numaralı bendinde yer alan “10.309,19 TL” ibaresi hükümden çıkartılarak yerine “2.725,00 TL” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 31/10/2022 gününde Üye …’ın ve …’ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Türk Medeni Kanunu’nun 185. maddesinde, “eşler …çocukların bakımına eğitim ve gözetimine beraberce özen göstermekle yükümlüdürler.”; 327. maddesinde “çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.”; 328. maddesinde ise, “ana ve babanın bakım borcu çocuğun ergin olmasına kadar devam eder. Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.” şeklinde düzenlemeler mevcuttur.
Bu düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere Türk Medeni Kanunu çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi hususunda ana ve babanın ortak sorumluluğu ilkesini benimsemiştir. Anılan sorumluluk için ana ve babanın gelir getirici bir işte çalışması veya sürekli gelir elde etmesi aranmamıştır. Çocuğun bakımı ve yetiştirilmesi için yapılacak katkı parasal olabileceği gibi
hiç şüphesiz emek ve mesai harcanması suretiyle de olabilir. Katkının emek ve mesai harcanması şeklinde gerçekleştirilmesi emek ve mesainin parasal bir karşılığının bulunmadığı veya para ile değerlendirilemeyeceği anlamına gelmemektedir.
Her ne kadar Dairemiz çoğunluğunca ev hanımı olan ve gelir getirici bir işte çalışmadığından dolayı destek çocuğun yetiştirilme giderlerine parasal katkıda bulunamayacağı gerekçesiyle davacı ananın destek zararından yetiştirme gideri düşülemeyeceği benimsenmiş ise de yukarıda zikredilen yasa maddeleri kapsamında destek çocuğun yetiştirilmesinden ana ve baba birlikte sorumlu olduklarına göre her ikisinin de destek zararından eşit oranda indirim yapılması gerektiği açıktır.
Hal böyle olunca, davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyizinin kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının bu cihetten bozulması gerektiğini düşündüğümüzden sayın çoğunluğun aksi yönde tezahür eden görüşüne iştirak edemiyoruz.