YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16186
KARAR NO : 2022/11277
KARAR TARİHİ : 03.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki orman yangınından kaynaklanan maddi tazminat davasının mahkemece hakem sıfatıyla yapılan yargılaması sonucunda; yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine dair verilen 13/01/2021 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Davacı idare vekili; Kınık Belediyesi tarafından çöp toplama alanı olarak kullanılan ve ormanlık alana 500 m. mesafede bulunan alanda tedbir alınmaması nedeniyle yangın çıktığını, yangının orman idaresince yapılan çalışmalar sonucu söndürüldüğünü belirterek, oluşan idare zararının davalı …’den tazmini isteminde bulunmuştur.
Davalı idare vekili; davaya konu olayda anız ve bitki örtülerinin yakılması değil katı atık vahşi depolama alanındaki çöplerin gaz sıkışması nedeniyle alev alması sonucu yangın çıktığını, bu nedenlerle idarenin bir kusuru olmadığını belirterek, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece hakem sıfatıyla yapılan yargılama sonunda davanın kamu kurumu olan belediyenin hizmet kusuruna dayandığı ve davaya bakma görevinin idari yargı mahkemelerine ait olduğu gerekçesiyle yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, orman yangını nedeniyle uğranılan maddi zararın ödetilmesi istemine ilişkindir.
Dosyanın incelenmesinde; mahkemenin 23/12/2015 tarihli 2015/78 esas ve 2015/253 karar sayılı kararında davanın kabulüne karar verildiği, kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21/04/2016 tarihli, 2016/3041 esas ve 2016/5425 karar sayılı ilamıyla tarafların 3533 sayılı Kanun kapsamında oldukları ve tarafların sıfatı gereği aralarındaki uyuşmazlığın tahkim usulüne göre çözümlenmesi gerektiği gözetilerek dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verildiği, mahkemece Dairemizin bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 22/11/2017 tarihli 2017/135 esas ve 2017/149 karar sayılı kararı ile dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verildiği, bu kararın da davalı vekili tarafından temyiz edildiği ve Dairemizin 01/06/2020 tarihli ve 2019/2628 esas ve 2020/1397 karar sayılı ilamı ile mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Dairemizin düzeltilerek onama ilamı üzerine mahkemece yargılamaya hakem sıfatıyla devam edildiği ve yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde bozmanın gereği yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; mahkemece davanın kabulüne dair verilen ilk kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 21/04/2016 tarihli, 2016/3041 esas ve 2016/5425 karar sayılı ilamıyla tarafların 3533 sayılı Kanun kapsamında oldukları ve tarafların sıfatı gereği aralarındaki uyuşmazlığın tahkim usulüne göre çözümlenmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiş; mahkemece de bozma ilamına uyularak yargılamaya devam edilmiş ve son olarak hakem sıfatıyla yapılan yargılama sonunda uyulmasına karar verilen bozma ilamına aykırı şekilde yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Şu durumda mahkemece, Dairemizin 21/04/2016 tarihli, 2016/3041 esas ve 2016/5425 karar sayılı bozma ilamı doğrultusunda hakem sıfatıyla yargılamaya devam edilerek işin esasının incelenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçeyle yargı yolu caiz olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 03/10/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.