Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/16391 E. 2022/254 K. 12.01.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16391
KARAR NO : 2022/254
KARAR TARİHİ : 12.01.2022

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki ferdi kaza sigortasına dayalı tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü.
K A R A R
Hükmüne uyulan Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 06/03/2019 tarihli 2016/7667 esas ve 2019/2565 karar sayılı ilamında; “ Somut olayda mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu raporunda davacının %56 oranında malul kaldığı belirtilmiş olup anılan rapor ferdi kaza sigorta poliçesi genel şartlarına uygun tespit içermediği, davacıda oluşan maluliyetin poliçe klozlarındaki hangi cetvel kapsamında kaldığı belirtilmediğinden sigorta poliçesine dayanan tazminat talebi için hükme esas alınamaz. Mahkemece; uzman bir doktor ve sigortacı bilirkişinin de bulunduğu bir bilirkişi kurulundan alınacak rapor ile davacının riziko nedeniyle uğradığı kısıtlılıkların, ferdi kaza sigorta poliçesi genel şartlarındaki karşılığı varsa tespit ettirilmek, şayet cetvelde belirtilen maluliyetlerden herhangi biri kapsamında değilse bunların önem derecelerine göre ve cetvelde yazılı oranlara göre kıyasen belirlenmesi ve buna göre hak edebileceği sigorta bedeli belirlenerek (davalı vekilinin temyiz dilekçesinde kabul ettiği oran da dikkate alınarak), davalı tarafça yapılan ödemenin de bu bedelden aynen mahsup edilerek sonucuna göre karar verilmek gerekirken, davalı sigorta şirketinin davacının daimi maluliyeti nedeniyle aktüerya uzamanı tarafından belirlenen tazminattan sorumlu tutulması doğru olmamıştır..” hususlarına değinilerek hükmün davalı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda 20/10/2020 tarihli bilirkişi heyet raporu hükme esas alınarak 23.500,00 TL maddi tazminatın 16.500,00 TL’ sinin dava tarihinden; 7.000,00 TL’sinin ıslah tarihi olan 28/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içerisinde, bozmaya uygun karar verilmiş olmasına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerekçeye, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozma ile kesinleşen yönlere ilişkin inceleme yapılmasının mümkün olmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarına gelince;
Dosya kapsamından; eldeki davanın, fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava olarak açıldığı, davacının bozma öncesi 1. ıslah dilekçesi ile talebini 16.500,00 TL ye çıkardığı; mahkemece, 16.500,00 TL yönünden davanın kabulüne karar verildiği, bu kararı sadece davalının temyiz etmesi üzerine, Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 06/03/2019 tarihli 2016/7667 esas ve 2019/2565 karar sayılı ilamı ile hükmün bozulduğu, ilk kararın davacı tarafından temyiz edilmeyerek davalı yönünden usuli kazanılmış hak oluştuğu; bozma sonrası alınan heyet raporu uyarınca 2. kez ıslah dilekçesi verilerek talebin 23.500,00 TL’ye çıkarıldığı ve mahkemece, 2. ıslah dilekçesi kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Islah dilekçesi, her davada bir kez verilir, ikinci kez ıslah yoluna başvurulamaz.
Şu durumda, mahkemece, davacı tarafından ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı ve ayrıca 14/10/2015 tarihli ilk karar davacı tarafından temyiz edilmeyerek davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşturduğu gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın açıklanan nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) no’lu bentte gösterilen nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, davalının diğer temyiz itirazlarının ilk bentte açıklanan nedenlerle reddine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 12/01/2022 gününde oybirliğiyle karar verildi.